Kategori Arşivi Bebek

Bebek su içmiyor, istemiyor?

Blogumda bebek kategorisindeki yazıları bebeğimizi büyütürken edindiğimiz tecrübelerden yararlanarak yazıyorum. Dolayısıyla bir doktor değil, sadece tecrübelerini paylaşan bir babayım.


Bilindiği üzere anne sütü veya mama ile beslenen bebekler için ilk 6 ay su vermeye gerek yoktur. İlk 6 aydan sonra ek gıdaya da geçilmesi ile birlikte bebeğin suya ihtiyacı olacaktır.

Su verilmeye başlanmasıyla birlikte bebekler suyu ilk etapta kabul etmeyebiliyorlar. Mama veya sütten sonra sanıyorum farklı geliyor. Bu durumu biz suya katkı ekleyerek çözdük. Sizde sade su vermek yerine katkılarla bu işi çözebilirsiniz. Bizim tercihimiz doğal pekmez oldu. Ev yapımı doğal pekmezi suya karıştırdık. Böylece bebek hem pekmez hem de su içmiş oldu. İçerisine başka ne katılabilir derseniz mesela şekersiz yapılmış reçel veya marmelat (meyvenin kendi şekeri haricinde ekstra şeker katılmadan katılabilir mesela. Böylece bebek su içmeye alıştırılabilir. Biberonla almıyorsa, çay kaşığı ile ağzına da verilebilir.

(30.04.2019 tarihinden itibaren toplam 1 kez, bugün 1 kez ziyaret edildi. )

Bebeklere ilk 6 ay su verilmeli mi?

Blogumda bebek kategorisindeki yazıları bebeğimizi büyütürken edindiğimiz tecrübelerden yararlanarak yazıyorum. Dolayısıyla bir doktor değil, sadece tecrübelerini paylaşan bir babayım.


Öncelikle ilk 6 ay yiyecek olarak sadece anne sütü öneriliyor. Annenin sütü yeterli değilse veya bebek anne sütünü kabul etmiyorsa bu durumda devreye bebek mamaları giriyor. Dolayısıyla ilk 6 ay bebekler için anne sütü ve mamadan başka bir yiyecek önerilmiyor, ek gıdaya geçilmesi tavsiye edilmiyor.

Su içirilmesi meselesine gelirse; anne sütünün içerisinde bebeğin ihtiyacı kadar su zaten bulunuyor. Bebek mamalarının da içerisine yeteri kadar su katılarak hazırlandığı düşünülürse bebek maması kullananların da ayrıca bir su ihtiyacı bulunmuyor.

Netice itibariyle ilk 6 ay anne sütü ve bebek maması haricinde bir yiyecek tüketmeyek bebeklere ek olarak su vermeye gerek yok. Ne zamanki ek gıdaya geçilmeye başlanırsa o zaman yavaş yavaş vermek de gerekiyor.

(30.04.2019 tarihinden itibaren toplam 3 kez, bugün 1 kez ziyaret edildi. )

Bebeklerde Konak nedir? Niçin olur? Nasıl Temizlenir?

Blogumda bebek kategorisindeki yazıları bebeğimizi büyütürken edindiğimiz tecrübelerden yararlanarak yazıyorum. Dolayısıyla bir doktor değil, sadece tecrübelerini paylaşan bir babayım.


Bebeğimizin saçında kepek benzeri bir döküntüyle karşılaştık. Öncelikle kepek diye düşündük fakat saçı ayırıp deriyi kontrol ettiğimizde saç derisi üzerinde yer yer sarı pullu lekelerle karşılaştık. İnternetten araştırdığımızda bunun konak olduğunu öğrendik. Bebeğimiz bir süre hastalanmıştı hava soğuk olunca da bir müddet hastalığı artar endişesiyle yıkamamıştık. Sebebi bu mu tam olarak bilmiyoruz ama biz buna yorduk. Dolayısıyla konağı olmadan önlemenin bence en önemli yorum bebeği sık sık yıkamak. Vücudunu olmasa bile en azından saçlarını kafasını yıkamak diye düşünüyorum. Tabi ne kadar temiz olsa da bu lekelerle karşılaşmak mümkün.

Bebekte konak göründüyse ne yapmak gerekir?

Birkaç farklı doktorla görüştükten sonra elde ettiğimiz bilgi şu şekilde oldu; internette aksi iddia edilse de bebeğin başına zeytinyağı döküp bu konakları yumuşatmak daha sonra da yıkamak gerekiyor. Konak geçene kadar bu işlem sık sık tekrarlanabilir hatta her gün yapılabilir. Eğer geçmezde eczanelerde konak şampuanları mevcuttur. Bu şampuanlar denenebilir. Ama zeytinyağı işlemi problemi çözecek çok ciddi seviyede değilse ekstra yöntemlere gerek kalmayacaktır.

Biz sorunla karşılaştıktan sonra bebeğimizin özellikle saçlarını sık aralıklarla yıkamaya başladık. Zaman zamanda kontrol edip elimizle hafiften dökülmelerine yardımcı olduk (çok fazla yardımımız olmadı aslında, çok hafif diyebiliriz). Zeytinyağına dahi gerek kalmadan giderek azaldılar. Kısa sürede tamamen iyileşeceğini düşünüyoruz.

(30.04.2019 tarihinden itibaren toplam 10 kez, bugün 1 kez ziyaret edildi. )

IKEA antilop mama sandalyesi

Birçok farklı mama sandalyesi hakkında araştırma yaptıktan sonra IKEA’nın antilop mama sandalyesinde karar kıldık. Yaptığımız araştırmalar ve aldığımız tavsiyeler ışığında bu kararı verdik. Tepsili veya tepsisiz alabiliyorsunuz. Biz tepsili aldık. Tepsi isterse çıkarılabiliyor. Ayrıca sandalyenin bacakları çok kolay bir şekilde takılıyor ve aynı kolaylıkla takılabiliyor. Sanıyorum ayaklarının duruşundan ötürü antilop adı verilmiş. Bu duruş bebeğin güvende olduğu konusunda insanı rahatlıyor zira bazı sandalyelerin duruşu devrilmeye çok meyilli görünüyor ve güven vermiyor. Ayakları çıktıktan sonra fazla yer kaplamıyor. Tercih sebeplerimizden biri de buydu zaten. Bu sayede arabada istediğiniz her yere rahatlıkla taşıyabilirsiniz. Bebeğin yanınızda olduğu durumlarda emniyet kemerini takmanıza çok gerek yok ama yanından ayrılacaksanız takmanızı tavsiye ederim. Yukarıda bahsettiğim sebeplerden ötürü ben bu ürünü tercih ettim ve size de öneriyorum.

Bulunduğumuz şehirde IKEA olmamasından dolayı ürünü internetten sipariş ettim. Tepsi ile birlikte 108 TL olan ürün 11 TL kargo ücretiyle birlikte 119 TL’ye mâl olmuş oldu. IKEA’nın kargo mantığını çözemedim. 100 TL’nın altına 10 TL kargo ücreti alıyorlar, 100 TL’nin üzerinde ise toplam fiyatın %10’u kadar bir kargo ücreti oluyor. Diğer internet sitelerinde ödediğiniz toplam ücret arttıkça kargo fiyatı sıfırlanabilirken burada tam ters bir mantık var. Büyük yer kaplayan eşyaları anlıyorum ama hacim olarak az yer kaplayan ve pahada ağır olan ürünler için başka bir yol geliştirilmeli diye düşünüyorum. Ayrıca bayram öncesi çarşamba günü verdiğim sipariş 2 gün sonra kargoya verildi. Toplam 5 iş gününde elime ulaştı. Fakat bu araya bayram da araya girince 12 gün sonra ürüne ulaşabildik.

(30.04.2019 tarihinden itibaren toplam 9 kez, bugün 1 kez ziyaret edildi. )

Bebeğinizin kilosu yeterli mi?

Blogumda bebek kategorisindeki yazıları bebeğimizi büyütürken edindiğimiz tecrübelerden yararlanarak yazıyorum. Dolayısıyla bir doktor değil, sadece tecrübelerini paylaşan bir babayım.


Bebeğiniz ile endişe ettiğiniz (özellikle de anneler için) en önemli konulardan bir tanesi bebeğin kilosunun yeterli olup olmamasıdır. Bu konu aslında biraz endişe verici olabiliyor, bir doktorun dediğini başka bir doktorun dediği tutmayabiliyor. Biz bu durumu birebir yaşadık. Doktorun biri bebeğin kilosunun az olduğunu söylerken diğeri gayet iyi olduğunu söyledi. Aslında bizim yaşadığımız bu karmaşanın nedeni bebeğimizin prematüre olarak doğmasıydı. 1385 gram olarak dünyaya gelen bebeğimiz akranlarından kilo ve bedensel gelişim olarak düşüktü doğal olarak. Son gittiğimiz doktor bebeğin şu andaki kilosunun normal olduğunu, endişe etmemizi gerektirecek herhangi bir sebebin bulunmadığını bildirdi. Peki bebeğin kilosunu nasıl hesaplamıştı?

Oldukça basit bir yöntem kullanıyor doktorumuz. Doğduğu kilo ile güncel kilo arasındaki farkı alıyor. Dolayısıyla doğumdan sonra ne kadar kilo aldığını öğrenmiş oluyor. Daha sonra doğumdan sonra geçen gün sayısına bu miktarı bölüyor. Bebeğin gün başına ortalama 20 gram almış olması onu gelişiminin normal olduğunu gösteriyor. Aşağıda buna bir örnek verdim.

20.08.2018 tarihinde 1385 gr olarak dünyaya gelen bebek, 05.04.2019 tarihinde 5920 gr (65 cm boy, 40.3 kafa), 08.06.2019 tarihinde ise 6990 gr’dır (67 boy, 41,5 kafa).

  1. Ölçüm için; 5920 – 1385 = 4535
    • 05.04.2019 – 20.08.2018 = 228 gün
    • 4535 / 228 = 19,9 gr
  2. Ölçüm için
    • 6990 – 1385 = 5605
    • 08.06.2019 – 20.08.2019 = 292 gün
    • 5605 / 292 = 19.2 gr

Dolayısıyla her iki ölçümde de 20 gr’a yakın bir değer elde edilmiştir ve gelişim normal olarak görülmektedir. Bebeğin ilk aylarda ay başına 1 kilo alacağını daha sonra ise miktarın yavaş yavaş düşeceğini de dikkate almak gerekir. 9 ay civarında bebeklerin artık ay başına yaklaşık 250 gr alması normaldir. Bu yazı tamamen tecrübelerime dayanılarak fikir edinmek amacıyla yazılmıştır, kesin bir bilgi için mutlaka doktorunuzdan yardım isteyiniz.

(30.04.2019 tarihinden itibaren toplam 9 kez, bugün 1 kez ziyaret edildi. )

Bebeklerde Yürüteç Kullanılmalı mı?

Blogumda bebek kategorisindeki yazıları bebeğimizi büyütürken edindiğimiz tecrübelerden yararlanarak yazıyorum. Dolayısıyla bir doktor değil, sadece tecrübelerini paylaşan bir babayım.


Bu yazıda yürüteç kullanımına değineceğim. Üç farklı bebek doktorundan edindiğimiz bilgi ve aldığımız tavsiyeler yürüteç kullanmamak yönündedir. Şu ana kadar tavsiye eden doktora rastlamadım. Bu sebeple biz de yürüteç almadık.

Bebeğimiz şu an 8 aylıkken desteğimizle ayaklarının üzerinde durmaya başladı. Başlangıçta endişelendik acaba ayakta durması ona veya bacaklarına bir zarar verir mi diye. Yine edindiğimiz bilgilere göre, eğer bebek ayakta durmak istiyorsa durdurulmasında herhangi bir sakınca bulunmuyor. Koltuk altından destek olarak bebek yürütülmelidir.

BEBEĞİM EMEKLEMİYOR BİR ŞEYLER TERS Mİ GİDİYOR?

Ayrıca bizim bebeğimiz 9,5 aylık civarında şu an ve henüz emeklemiyor. Bu durumunda bir sakınca oluşturmadığını öğrendik. Hatta bir çok bebek emeklemeden yürümeye başlıyormuş.

Sonuç olarak bebek ayakta durmak istiyorsa durdurun ve ona destek olarak yürütün. Yürüteç kullanmayın ve emeklemiyor diye de endişelenmeyin. 🙂

(30.04.2019 tarihinden itibaren toplam 3 kez, bugün 1 kez ziyaret edildi. )

Gebelikte İkili – Üçlü – Dörtlü Tarama Testleri Yapılmalı mı?

Ben olayın uzmanı değilim sadece kötü bir tecrübe yaşamış babayım. Yapacağım bilgi ve yorumlar bu şekilde değerlendirilirse daha rahat anlaşılabilir diye düşünüyorum. Şu anda hatırlamıyorum ama gebelikte belli bir haftaya gelindiğinde doktorunuz ikili test zamanının geldiğini ve yaptırıp yaptırmayacağınızı soracak. Siz de konu hakkında çok bilginiz yoksa doktora soracaksınız yaptıralım mı diye. O da büyük ihtimalle yapılmasını tavsiye ettiğini söyleyecek. Siz de yaptıracaksınız. Peki bu testler nedir, nasıl yapılıyor? Sonucunun ne kadar dikkate alınması gerekiyor? Ben yazının başında da söylediğim gibi konu hakkında detaylı bilgi sahibi biri olarak değil sadece bu konuyu tecrübe etmiş bir baba olarak anladığım ve bildiğim kadarını paylaşacağım.

Bu testler Down sendromu gibi hastalıkların tahmin edilmesinde kullanılıyor. Tahmin diyorum çünkü bu testlerle kesin bir sonuç almak mümkün değil. Bu testlerin ismi analizde kullanılan hormon sayısından geliyor. İkili tarama testi iki hormonun, üçlü tarama test, üç hormonun, dörtlü tarama testi de dört hormonun analizde kullanılması ile sonuç veriyor (bu hormonların ne olduğu ile alakalı internette yeterli kadar bilgi var, o yüzden o konuya girmiyorum). Anladığım kadarıyla bu testlerin neticeleri daha önce elde edilmiş sonuçlarla istatistiksel yöntemler kullanılarak değerlendiriliyor ve ortaya bir sonuç çıkıyor. Örnek olarak bizim ikili testimizin sonucu 1:200, dörtlü testimizin sonucu da 1:50 idi. 1:200 ve altındaki sonuçlar riskli kabul ediliyor.

Peki bu testin neticesi ne kadar dikkate değer? Öncelikle bu testi tek başına yorumlamak çok saçma. Düşünün ki testin sonucu 1:50 çıkıyor ama çocuk normal doğabiliyor veya 1:10000 çıkıyor fakat Down sendromlu olabiliyor. Bu sebeple ultrason ve ayrıntılı ultrason bu testten benim şahsi kanaatimce daha önemlidir. Belli bir haftaya gelindikten sonra bebeğin boyun kalınlığı ve burun kemiği hakkında bilgi edilebiliyor. Bunlar normal çıkarsa büyük bir ihtimalle bebekte Down sendromunun olmadığına işaret eder. Ayrıntılı ultrason ise normal ultrasona göre daha net sonuç veriyor. Fakat bu da %100 bir sonuç değil.

Tarama testlerinde sonuç kötü çıkarsa amniyosentez olayını doktordan duyacaksınız. Bu da bebeğin suyundan şırınga ile örnek alınıp değerlendirilmesidir. Bu işlem kesin bir sonuç veriyor fakat bebeğin bu işlem sırasında düşme ihtimali söz konusudur. 

Benim naçizane fikrim bu konu hakkında şudur. Ultrason ve ayrıntılı ultrason yaptırılmalı ve sonuçları dikkate alınmalı. Bebeğin Down sendromlu çıkması durumunda aldırılması düşünülmüyor ise ikili, üçlü, dörtlü ve benzeri tarama testleri ve amniyosentez kesinlikle yaptırılmamalı. Down sendromlu olması durumunda bebeğin aldırılmasını düşünür iseniz (ki yasalar böyle demese bile bunun bir cinayet olduğunu düşünüyorum) amniyosentez riski alınabilir. 

Biz ikili ve dörtlü test yaptırdık ve sonuç riskli çıkınca özellikle eşim büyük bir yıkıntıya uğradı, ikimizin de morali bozuldu. Ayrıntılı ultrasonumuz iyi gelince doktorlar önermesine rağmen amniyosentez yaptırmadık. Allah’a tevekkül ederek doğumu bekledik. Rabbime sonsuz şükürler olsun ki bebeğimiz sağlıklı doğdu (farklı sorunlar yaşadık ama Down sendromu vb. hastalıklarla karşılaşmadık). Eğer nasip olur da bir daha bebek sahibi olma heyecanını yaşarsak tarama testlerini yaptırmamayı düşünüyor, ayrıntılı ultrasonu yeterli görüyoruz. Yazıya son vermeden önce dikkat çekmek istediğim bir diğer husus da bu testlerin hastaneler veya laboratuvarla için maddi getirisidir (bu konuda yorum yapmıyorum).

Bu konu hakkında soracağınız bir soru olursa tecrübelerimiz dahilinde cevap vermek üzere bizimle bu yazıya yorum yazarak veya e-mail atarak iletişime geçebilirsiniz.

(30.04.2019 tarihinden itibaren toplam 100 kez, bugün 1 kez ziyaret edildi. )

Bebeğimin İlk Zeka Kartları

8 aylık bebeğimiz için aldık. Aslında Bebeğimin İlk Kartları (Mikado) ve Bebeğimin İlk Zeka Kartları (DIYTOY) olma üzere iki seçenek arasında kaldık. Bebeğin nasıl tepki vereceğini bilemediğimiz için de ucuz olanı tercih ettik. İçerisinde 15 adet kart bulunmaktadır. Bunlardan bir kısmı siyah beyaz ve 0-4 aylık bebekler için olduğu yazıyor üzerinde. 0-4 aylık bebeklerin gözleri sadece siyah beyazı ayırt ettiğinden dolayı böyle hazırlanmış ama ben olsam siyah beyaz hazırlamazdım. Çünkü 4 aylık bebek için bu kartlara ihtiyaç olmadığını düşünüyorum. Alan ebeveynlerin birçoğu 6 aydan itibaren bu tarz kartlar ve kitaplar almaya başlıyor zaten. Kalan kartları renkli olarak hazırlanmış. Kartlar çok kalın değil (Mikado’nunkilerin daha kalın olduğu söyleniyor) ama kutusu sert sağlam bir kutu. İlk etapta bebeğin ilgisini çok çekmedi ama yavaş yavaş alışmaya, bakmaya başladı. Özellikle anlatarak gösterildiğinde dikkatle bakıyor ve dinliyor. Bir de bunun yanında bağlantıda paylaştığım kitabı almıştım. Biraz daha tepkilerini ölçtükten sonra kartlarla mı yoksa kitaplarla mı devam edeceğimize karar vereceğim.

(30.04.2019 tarihinden itibaren toplam 15 kez, bugün 1 kez ziyaret edildi. )