Yıllık Arşiv: 2019

WPScan ve Kullanımı Hakkında

WPScan, wordpress için hazırlanmış bir güvenlik açığı tarayıcı yazılımıdır. WordPress tabanlı web siteler bu programla taranıp versiyonlarına göre açıkları tespit edilebilir hatta brute force ile şifresi kırılmaya çalışılabilir. Bu yazı altında WPScan ile tecrübelerimi paylaşacağım. Ben yazılımı Ubuntu 18.04’e kurdum. Kurulumla ilgili netteki yazıları takip ettim ama sorun yaşadım. Son olarak aşağıdaki komut ile programı kurabildim (bu noktada hata çıkarsa eksik bir yazılım söz konusu olabilir, o tespit edilip kurulduktan sonra tekrar denenmelidir).

gem install wpscan

Aşağıdaki komut satırı blabla.com alan adına sahip wordpress tabanlı siteyi öncelikle analiz ediyor. Versiyonunu, temasını, güvenlik açıklarını raporluyor. Daha sonra admin kullanıcı adı için password.txt dosyasında bulunan şifreleri brute force ile deneyerek şifreyi bulmaya çalışmaktadır.

wpscan --url blabla.com --passwords '/home/bla/passwords.txt' --usernames admin

 

Cemil Baba

Son devir dervişlerindendir (Kayseri,1912 – Talas, 6 Kasım 1982). 1960’tan itibaren halk arasında ‘Boyacı Cemil’, ‘Hacı Cemil’, ‘Cemil Emmi’, ‘MaviBoncuklu Cemil’ olarak tanınan Cemil Baba‘nın asıl adı Cemal Kazan‘dır. Kayseri’nin Deliklitaş Mahallesi 156 numaralı hanede dünyaya geldi. Babası ‘Kazancı’ lakabıyla tanınan Hacı Mustafa Ağa, annesi Methiye Hanım’dır. Methiye Hanım, halk arasında ‘Melek Ana’ olarak tanınır. Babasını I. Dünya Savaşı’nda kaybetti. Üç çocuğuyla dul kalan annesi, Talas’ın Harman Mahallesi’nde ikamete başladı. Kızkardeşi İkbal genç yaşta bir hastalık sonucu hayatını kaybetti. Bir süre annesi ve diğer kardeşi Rifat ile birlikte yaşadı ve bu süre boyunca Talas Harman Meydanı’nın güneydoğusunda ayakkabı boyacılığı yaptı. Bu arada annesi ve erkek kardeşini de kaybetti.

Bundan sonra yalnız ve menkıbelerle örülü yarı meçhul bir hayat yaşamaya başladı. Soyadı kanunundan sonra, babasının lakabı olan ‘Kazancı’dan yola çıkarak Kazan soyadını aldı. Nüfus cüzdanındaki kayda göre, Askerlik Kanunu’nun 164 sayılı hükmüyle ‘muvazzaflık hizmetine tâbi tutulmayarak’ askere sevk edilmedi.

Gençlik yıllarında ayakkabı boyacılığı yapan Cemil Baba ilerleyen yaşlarında ‘Hacı Cemil’ olarak tanındı. Bu dönemde boyacılığı bırakan Cemil Baba, şehirde rastgele nazar ettiği kişilere verdiği mavi boncuklardan dolayı ‘Mavi Boncuklu Cemil Baba’ olarak anılmaya başlandı. Kayseri’nin sevilen halk adamlarından olan Cemil Baba, halk arasında ‘deli’, ‘veli’ ve ‘meczup’ gibi sıfatlarla anılmaktadır. Sadece Kayseri’de değil İstanbul başta olmak üzere Türkiye’nin birçok beldesinde çok sayıda seveni vardır.

Bazı halk şairleri, deyişlerinde onu ve kerametlerini konu almıştır:

Libası hem yorgan, hem de yatağı,
Dünyaya meyletmez, yoktur metaı,
Ne zevcesi var, ne de otağı,
Halleri başkadır Cemil Baba’nın.

Halk arasında anlatılanlara göre vefatı şöyle olmuştur: 5 Kasım 1982’de Talas belediye otobüsü ile cuma namazını eda etmek için şehre geldi. Otobüstekilere; ‘Anam beni çağırıyor yarın anama gideceğim’ dedi. Bu tarihten bir hafta kadar önce de şehirde gördüğü tanıdıklarından helallik istedi. 5 Kasım’ı 6 Kasım’a bağlayan geceyi ibadetle geçirdi. Sabahın erken saatlerinde Seyyid Burhaneddin Türbesini ziyaret etti ve uzun bir yolculuğa çıkacağı gerekçesiyle abdest aldı. 6 Kasım ’da saat 15:30’da yeğeni Ali Felek’in Talas’taki evinde hayatını kaybetti. 7 Kasım ’da ‘Anayasa Oylaması’ olmasına rağmen, cenazesi büyük bir kalabalığın katılımıyla Talas’ta toprağa verildi. Defnedildiği mezarlık kendi adıyla anılmaktadır. Vefatından kısa bir süre sonra sevenleri mezarının üzerine bir kubbe yaptırdı. Cemil Baba zaman zaman Talas Belediyesince düzenlenen seminer ve toplantılarla anılmaktadır. Cemil Baba ile ilgili ilk yayın da tarafımızdan yayımlanan Allah Dostlarından Mavi Boncuklu Cemil Baba isimli kitaptır (1984). Ayrıca Ethem Cebecioğlu’nun 20. Yüzyıl Evliya Menakıbı adlı eserinde yer alan şahsiyetlerden biri de Cemil Baba’dır.

CEMİL BABA’DAN SÖZLER VE MENKIBELER

İşte onun çevresindekilere söylediği sözlerden bazıları: “Beni benden alıp kendisine bağlayandan başkasına bağlanamam. Öyle âşık ol ki, âşıklar sana âşık olsun.”

Zamane insanlarını cehenneme götürecek iki önemli şey var: Birisi söz söylemek. Öbürü ise yemek yemekte itiyat göstermemek.

Bizim yakınlığımız iman yakınlığıdır. Şunun bunun yakınlık dediği sadece uzaklıktır. Bu yola girenler için tek yakınlık vardır, iman yakınlığı. Bizim sabunumuz Tevhiddir.

İnsanoğlu meleklerden çok üstün bir varlıktır. Ona bu üstünlüğü Nefs bahşediyor. Meleklerde bu yoktur. Fakat bu insanı bulmak zordur. Nerede o eli öpülesi insan? Malınız-mülkünüz sizi gurura düşürmesin ki, onda dünyalık korkusu vardır. Kâinatı hükmü altında bulunduran Allah, bu eseriyle gururlanmazken, insana ne oluyor da küçük eserleriyle gururlanıyor?

MİNAREYİ GÖRMESEYDİN AKLIN BAŞINA GELMEZDİ

Kayseri’nin gönül insanı Cemil Baba merhum, sabahları çarşıyı boydan boya gezermiş. Esnaflar ona saygı ve sevgi gösterirler, izzet ikramda bulunurlar, bu konuda da birbirleriyle yarışırlarmış. O sırada çarşıya yeni bir esnaf gelmiş. Cemil Baba’ya esnafın bu ilgisini yadırgamış. Cemil Baba’nın kılık kıyafetine bakmış, beğenmemiş. Kirlide keramet mi olur demiş. Yüzünü başka tarafa çevirip Cemil Baba’yı görmezlikten gelmiş.:
– Şu kirliye herkes Cemil Baba deyip ayağa kalkıyor: diye de esnafı ayıplamış. O gece adam rüya görmüş. Rüyada dört kişi adamı tuttukları gibi, bir Camii Kebir’in minaresine, bir Kurşunlu’nun minaresine, bir Bürüngüz Camiinin minaresine çıkarmışlar ve “atalım mı aşağı” diye de adamı minareden sallandırıyorlarmış. Adam sabaha kadar ölüm kalım mücadelesi vermiş. Korkudan ölecekmiş neredeyse. Sabahleyin kan ter içinde uyanmış, güç bela dükkânını açmış. Bakmış, karşıdan Cemil Baba geliyor. Hemen koşup sarılmış:
– Buyur baba bir çay, bir soğukluk ikram edeyim. Cemil Baba, adamın yüzüne bakmadan:
– Minareyi görmeseydin, aklın başına gelmezdi le? demiş.

Bir gün bir dostunun evine terzi elinde özel olarak dikilmiş, yepyeni bir elbiseyle gelir Cemil Emmi. Bir köşeye oturur, iğne iplik ister evin hanımından. Kadın, “Cemil Baba dikecek bir şey varsa izin ver ben dikeyim” diye rica etse de “yok” der Cemil Emmi. Ve yepyeni elbiseyi omuzlarından sırtından söker, sağından solundan yırtar ve bir çuvaldıza geçirdiği kalın, beyaz bir iple söktüğü yerleri alelusul yeniden diker. Bu durumu şaşkınlıkla seyredenlere “Ne güzel oldu değil mi? Aşkın iğnesiyle dikilen böyle güzel olur” der.

Veli ALTINKAYA

Bu yazı ve resimlerin bir bölümü Kayseri Büyükşehir Belediyesi tarafından hazırlanan Şehir isimli Kültür Sanat Dergisinin 11. sayısından alınmıştır.

Gebelikte İkili – Üçlü – Dörtlü Tarama Testleri Yapılmalı mı?

Ben olayın uzmanı değilim sadece kötü bir tecrübe yaşamış babayım. Yapacağım bilgi ve yorumlar bu şekilde değerlendirilirse daha rahat anlaşılabilir diye düşünüyorum. Şu anda hatırlamıyorum ama gebelikte belli bir haftaya gelindiğinde doktorunuz ikili test zamanının geldiğini ve yaptırıp yaptırmayacağınızı soracak. Siz de konu hakkında çok bilginiz yoksa doktora soracaksınız yaptıralım mı diye. O da büyük ihtimalle yapılmasını tavsiye ettiğini söyleyecek. Siz de yaptıracaksınız. Peki bu testler nedir, nasıl yapılıyor? Sonucunun ne kadar dikkate alınması gerekiyor? Ben yazının başında da söylediğim gibi konu hakkında detaylı bilgi sahibi biri olarak değil sadece bu konuyu tecrübe etmiş bir baba olarak anladığım ve bildiğim kadarını paylaşacağım.

Bu testler Down sendromu gibi hastalıkların tahmin edilmesinde kullanılıyor. Tahmin diyorum çünkü bu testlerle kesin bir sonuç almak mümkün değil. Bu testlerin ismi analizde kullanılan hormon sayısından geliyor. İkili tarama testi iki hormonun, üçlü tarama test, üç hormonun, dörtlü tarama testi de dört hormonun analizde kullanılması ile sonuç veriyor (bu hormonların ne olduğu ile alakalı internette yeterli kadar bilgi var, o yüzden o konuya girmiyorum). Anladığım kadarıyla bu testlerin neticeleri daha önce elde edilmiş sonuçlarla istatistiksel yöntemler kullanılarak değerlendiriliyor ve ortaya bir sonuç çıkıyor. Örnek olarak bizim ikili testimizin sonucu 1:200, dörtlü testimizin sonucu da 1:50 idi. 1:200 ve altındaki sonuçlar riskli kabul ediliyor.

Peki bu testin neticesi ne kadar dikkate değer? Öncelikle bu testi tek başına yorumlamak çok saçma. Düşünün ki testin sonucu 1:50 çıkıyor ama çocuk normal doğabiliyor veya 1:10000 çıkıyor fakat Down sendromlu olabiliyor. Bu sebeple ultrason ve ayrıntılı ultrason bu testten benim şahsi kanaatimce daha önemlidir. Belli bir haftaya gelindikten sonra bebeğin boyun kalınlığı ve burun kemiği hakkında bilgi edilebiliyor. Bunlar normal çıkarsa büyük bir ihtimalle bebekte Down sendromunun olmadığına işaret eder. Ayrıntılı ultrason ise normal ultrasona göre daha net sonuç veriyor. Fakat bu da %100 bir sonuç değil.

Tarama testlerinde sonuç kötü çıkarsa amniyosentez olayını doktordan duyacaksınız. Bu da bebeğin suyundan şırınga ile örnek alınıp değerlendirilmesidir. Bu işlem kesin bir sonuç veriyor fakat bebeğin bu işlem sırasında düşme ihtimali söz konusudur. 

Benim naçizane fikrim bu konu hakkında şudur. Ultrason ve ayrıntılı ultrason yaptırılmalı ve sonuçları dikkate alınmalı. Bebeğin Down sendromlu çıkması durumunda aldırılması düşünülmüyor ise ikili, üçlü, dörtlü ve benzeri tarama testleri ve amniyosentez kesinlikle yaptırılmamalı. Down sendromlu olması durumunda bebeğin aldırılmasını düşünür iseniz (ki yasalar böyle demese bile bunun bir cinayet olduğunu düşünüyorum) amniyosentez riski alınabilir. 

Biz ikili ve dörtlü test yaptırdık ve sonuç riskli çıkınca özellikle eşim büyük bir yıkıntıya uğradı, ikimizin de morali bozuldu. Ayrıntılı ultrasonumuz iyi gelince doktorlar önermesine rağmen amniyosentez yaptırmadık. Allah’a tevekkül ederek doğumu bekledik. Rabbime sonsuz şükürler olsun ki bebeğimiz sağlıklı doğdu (farklı sorunlar yaşadık ama Down sendromu vb. hastalıklarla karşılaşmadık). Eğer nasip olur da bir daha bebek sahibi olma heyecanını yaşarsak tarama testlerini yaptırmamayı düşünüyor, ayrıntılı ultrasonu yeterli görüyoruz. Yazıya son vermeden önce dikkat çekmek istediğim bir diğer husus da bu testlerin hastaneler veya laboratuvarla için maddi getirisidir (bu konuda yorum yapmıyorum).

Bu konu hakkında soracağınız bir soru olursa tecrübelerimiz dahilinde cevap vermek üzere bizimle bu yazıya yorum yazarak veya e-mail atarak iletişime geçebilirsiniz.

Bilgisayar Mühendisliği Bölüm Dersleri

Bir Bilgisayar Mühendisi olarak Bilgisayar Mühendisliği okumak isteyen arkadaşların fikir edinebilmeleri amacıyla lisans, yüksek lisans ve doktora aşamalarında eğitim görmüş olduğum Erciyes Üniversitesi Bilgisayar Mühendisliği Bölümünde aldığım dersleri paylaşmak istedim.

Öncelikle bütün mühendislik dallarının matematik temelli olduğu bilinmelidir. Dolayısıyla mühendislik öğrencisi iseniz mutlaka matematik dersi göreceksiniz. Bunun yanında Bilgisayar Mühendisliği bölümünün Elektrik-Elektronik Mühendisliği ile iç içe olduğu da düşünülerse elektrik-elektronik temelli dersler alacak olmanız da kaçınılmazdır. Bu sebeple ben lisans döneminde aldığım dersleri matematik, bilgisayar ve elektrik-elektronik olmak üzere üçe ayırdım. Aldığım derslerden bazılarını seçmeli veya her bölümde zorunlu olmalarından dolayı buraya koymadım. Bunun yanında derslerin temel olarak benzer olmakla birlikte üniversiteden üniversiteye değişkenlik gösterebileceğini ve yüksek lisans / doktora döneminde alan dersi haricinde alınan bütün derslerin seçmeli olduğunu da hatırlatmak isterim.

Lisans

  • Matematik

    • Matematik
    • Mühendislik Matematiği
    • Diferansiyel Denklemler
    • Lineer Cebir
    • Ayrık Matematik
    • Sayısal Yöntemler
  • Bilgisayar

    • Olasılık Teorisi ve İstatistik
    • Bilgisayar Mühendisliğine Giriş
    • Bilgisayar Programlama
    • Yazılım Mühendisliği
    • Nesne Yönelimli Programlama (Object Oriented Programlama)
    • Veri Yapıları ve Algoritmalar
    • Veritabanı Yönetim Sistemleri
    • Dosya Organizasyon Teknikleri
    • Bilgisayar İşletim Sistemleri
    • Assembly Dili Programlama
    • Bilgisayarla Görme ve Görüntü İşleme
    • Bilgisayar Grafik
    • Bilgisayar Mimarisi
    • Yapay Zeka Teknikleri
    • Optimizasyon Algoritmaları
    • Biçimsel Diller ve Otomata
    • Bilgisayar Ağları
    • Makine Öğrenmesi (Machine Learning)
    • Sistem Analizi
  • Elektrik-Elektronik

    • Elektrik Ölçme
    • Elektrik Devreler
    • Elektronik Devreler
    • Mikroişlemciler
    • Lojik Devreler
    • Lojik Dizayn
    • Sayısal İşaret İşleme
    • Otomatik Kontrol

Yüksek Lisans

  • Veri Madenciliği
  • Kombinasyonel Optimizasyon
  • Çok Boyutlu Veri Analizi
  • Bulanık Sinir Ağları
  • Mekansal Veritabanları
  • Uygulamalı Sayısal Yöntemler
  • Bilimsel Araştırma Metodları
  • Yapay Sinir Ağları

Doktora

  • Kablosuz Ağ Protokolleri
  • Gömülü ve Gerçek Zamanlı Sistemler
  • Kuyruk Sistemleri
  • Ağ Güvenliği
  • Mekansal Veritabanı Tasarımı
  • Evrimsel Optimizasyon Yöntemleri
  • Mühendislikte Zeki Programlama Teknikleri ve Uygulamaları
  • Bilimsel Araştırmalarda Yöntem

Outlaws (1997) – İlk FPS Oyunum

İlk oynadığım FPS bilgisayar oyunudur kendisi. Vahşi batı, western temalıdır. Karısı öldürülüp kızı kaçırılan kendi halinde abi kızını kurtarmaya çalışıyor. Bu anlattığım oyunun ana kısmı (main). Bundan oyunu multiplayer ve historical missions rolünde de oynayabiliyorsunuz. Oyunun en güzel yanlarından bir tanesi ara ara oyun içinde bulmacaların çıkmasıdır. Bunları çözemezseniz oyun ilerlemiyor. Çok zor değil tabi bu bulmacalar ama bir kaç tanesi zorluyor. Bir güzel yanı da oyun içinde gizli yerler bulunuyor (secret). Oyun içerisinde kaç tane gizli yerin bulunduğunu tab tuşuna basarak açtığınız haritanın sol üst kısmında görebilirsiniz. Sonrasında oyun içerisinde her yere bakma isteği uyanacaktır.

Oyunda üç zorluk bulunuyor; Good, Bad ve Ugly (bence çok güzel seçilmiş isimler). Özellikle Ugly’de oyun gerçekten çirkinleşiyor. 😀 Çok zor gerçekten tek kurşunla ölebiliyorsunuz. Onun yerine zevk almak için Bad seçilebilir.

Oyunun zor kısmı bazı trick’leri sizin bulmanız gerektiğidir. Örneğin dinamiti z tuşuna basarak sigaranızla yakıyorsunuz. Oyunu ilk oynadığımda sene sanıyorum 2000 senesiydi. İnternet henüz yaygın değildi ve ADSL söz konusu bile değildi. O zamanlar oyunun çözümüyle alakalı bilgi edinmenizin imkanı yok denecek kadar azdı. Dolayısıyla oyunu çözmek için çok uğraşmış bir o kadar da zevk almıştım. Her neyse ben de yeri çok ayrıdır bu oyunun. Kafa dağıtmak için internetten bulup oynayabilirsiniz.

Oyun içerisindeki gizli yerleri bağlantıdan öğrenebilirsiniz. 😛

Oyunu edinebileceğiniz bir bağlantı. 🙂

Oyunun çözümüyle ilgili bir bağlantı (kendisi Almanca ama translate ile istediğiniz dile çevirebilirsiniz). 🙂

Oyunla ilgili bir başka anlatımı içeren bağlantı. 😉

Aşağıdaki videodan da oyunun hikayesi ve kendisi hakkında fikir edinebilirsiniz.

 

İkinci Dünya Savaşı Literatürüm

Oynadığım ikinci FPS türü oyun Medal of Honor: Allied Assault idi (İlki Outlaws (1997) idi ve bununla ilgili de bir yazı hazırlamayı düşünüyorum). Sene 2002’ydi sanırım, oyunu çok sevmiştim. Bu oyundan sonra ikinci dünya savaşına ilgi duymaya başladım.

Sonrasında İkinci Dünya Savaşını konu alan oyunlar, filmler, diziler ve belgesellerle devamı geldi. İkinci Dünya Savaşı dünyanın gördüğü en kanlı savaştı aslında. Bu yazıda ikinci dünya savaşıyla ilgili olarak izlediğim film, belgesel ve dizileri; oynadığım oyunları paylaşacağım. Bu yazıyı sürekli olarak güncellemeyi düşünüyorum.


Oynadığım bir diğer oyun Call of Duty (Call of Duty: Classic) idi. Call of Duty serisine de böylelikle başlamış oldum. Sonrasında Call of Duty: United Offensive, Call of Duty 2, Call of Duty: World at War oyunları da oynadım.


Oynadığım oyunlardan bir tanesi de Wolfenstein: The New Order idi. Bu oyunu diğerlerinden farklı kılan ise savaşın hikayesinin hayalgücüyle birleştirilmiş olmasıdır. Savaş müttefiklerce değilde Naziler tarafından kazanılmıştır. Nazilerin eline esir düşen Amerikalı bir askerin hikayesini anlatmaktadır. Nazi teknoloji had safhaya ulaşmış, teknoloji üst seviyededir. 1960’lı yıllarda asker komadan çıkmış ve nazi coğrafyasından kaçmaya çalışmaktadır. Tüm Avrupa nazilerin elindedir. Hikayesi emin olun sizi içerisine alacaktır.


İzlediğim filmlerden bir tanesi Pearl Harbor‘dı. Pearl Harbor bilindiği üzere 2. Dünya Savaşı’nın seyrini değiştiriyor. Nagazaki ve Hiroşima’ya atılan atom bombasına kadar da gidiyor işin sonu. Film Pasifik’te Pearl Harbor’a (İnci Limanı) yapılan baskını ve trajik bir aşk hikayesini anlatmaktadır.


2. Dünya Savaşı denilince akla gelen ilk film sanırım Er Ryan’ı Kurtarmak‘tır (Saving Private Ryan). Savaş filmlerine ilgi duyan herkesin izlemesi gerektiğini düşündüğüm bir filmdir kendisi.


Konuyla alakalı bir diğer film de Pianist. Nazilerin Yahudilere yaptığı soykırım ve işkenceler anlatılıyor. Tabi yahudilerin aynını şimdilerde müslümanlara yapıyor olması da işin başka bir diğer tarafı.


Fury filmi de Er Ryan’ı kurtamak filmine benziyor. İkinci dünya savaşında önemli bir rol almış tankçılara dikkat çekmiş güzel bir film.


Bir diğer efsane film ise Enemy at the Gates yani Kapıdaki Düşman. Gerçek bir hikayeden alıntı. Bu kez Rusların gözüyle bakıyoruz savaşa ve bir keskin nişancı askerin gözünden. Aslında cephe gerisinden birisiyken rusların efsanesi haline geliyor. Call of Duty serisinde de bu hikaye mevcut aslında. Oyunu oynayanlar kesinlikle filmi izlemeliler.


Bir diğer film Inglourious Basterds (Soysuzlar Çetesi), bir Tarantino filmidir. Tarantino filmlerine aşina olanlar büyük bir zevkle izleyeceklerdir.


Tabi hikaye bu kadar dramatik olunca, konuyla ilgili bir çok dizi olması da kaçınılmaz. 2. Dünya Savaşıyla ilgili en önemli dizi açık ara farkla Band of Brothers‘tır (Kardeşler Takımı). 10 bölümden oluşan diziyi konunun ilgililerine kesinlikle tavsiye ediyorum.


Bir diğer dizi ise The Pasific (Pasifik). Dizi Pasifik cephesinde yaşananları konu almıştır. Band of Brothers’tan sonra sizi kesmez ama ortalamanın üzerinde bir dizi diyebilirim.


Bu kez Almanların gözüyle bakıyoruz savaşa. Generation War veya orjinal ismiyle Unsere Mütter Unsere Väter (Annelerimiz Babalarımız). 3 bölümden oluşan dizi savaşın dramatik yüzünü açıklığıyla göstermektedir.


Ve tabi belgesel..Generals at War (Generaller ve Muharebeler) belgeselinin 5. bölümü Stalingrad muharebesini konu almaktadır. Bilindiği üzere Stalingrad savaşın dönüm noktalarından biridir. Bu muharebenin sonucuna generallerin etkisi anlatılmaktadır.


 

WordPress Contextual Related Posts Eklentisi

WordPress’te bir yazı okunduğundan altta benzer yazıların gösterilmesini istiyordum ve Contextual Related Posts eklentisiyle Similar Posts eklentisini denedim. Similar posts eklentisini çok sevmedim ve bu eklentiyi tercih ettim. Ayarlarıyla biraz uğraştım ama sanırım biraz daha uğraşmak gerekiyor. Çünkü bazı yazıların altında alakasız yazıların önerildiğini görüyorum. Kategoriye göre tavsiye versin veya etikete göre tavsiye versin diyebiliyorsunuz. Kullanmakta yarar var diye düşünüyorum ama bakacağız. Vakit bulur da ayarlarını da istediğim gibi ayarlarsam gayet güzel bir eklenti diyebilirim.

WordPress Top 10 Popular Posts Eklentisi

WordPress’te en çok hangi yazılarınızın okunduğunu görmek istiyorsanız WordPress Top 10 Popular Posts eklentisini kullanabilirsiniz. Başka bir seçenek de tabi Google Analytics’ten takip etmek fakat ben her ikisini de beraber kullanmayı öneriyorum. Bu eklenti admin paneline bir sekme ekliyor. Bu sekmeden günlük ve bugüne kadar olan toplam sayfa gösterimine göre yazılarınızı sıralıyor. Ayrıca her yazının altına da bu istatistiği ekliyor. Bu eklentiyle çok gösterilen sayfalarınıza ayrı bir özen gösterip, site trafiğinizin artmasına katkıda bulunabilirsiniz.