Powerpoint varsayılan font değiştirme

Powerpoint’te hazır bir şablon kullanıyorsanız kendi yazı stiliyle (font) gelmektedir. Bazı yazı stillerinde Türkçe karakter desteğinin olmaması problem teşkil ediyor. Bu durumda font’u değiştirmek gerekiyor elbette ama, eğer varsayılan yazı tipini değiştirmezseniz bu durumda tek tek her slaytta değişiklik yapmak gerekiyor ki, tam bir hamallık.

Peki varsayılan font’u nasıl değiştireceğiz?

Öncelikle Görünüm sekmesine tıklıyoruz. Daha sonra Asıl Slayt diyoruz. Programın görünümü değişiyor ve ek özellikler açılıyor. Buradan Yazı Tipleri‘ne tıklayıp Yazı Tiplerini Özelleştir diyoruz. Açılan pencerede Başlık Yazı Tipi ve Gövde Yazı Tipi‘ni belirleyerek Kaydet diyoruz. Bu ekrandan sunumun varsayılan diğer ayarlarını değiştirmemiz de mümkündür. Burada işimiz bittikten sonra Asıl Öğe Görünümü Kapat diyerek eski ekranımıza dönüyoruz. Böylelikle varsayılan font’u değiştirmiş olduk.

Bebeklerde Konak nedir? Niçin olur? Nasıl Temizlenir?

Blogumda bebek kategorisindeki yazıları bebeğimizi büyütürken edindiğimiz tecrübelerden yararlanarak yazıyorum. Dolayısıyla bir doktor değil, sadece tecrübelerini paylaşan bir babayım.


Bebeğimizin saçında kepek benzeri bir döküntüyle karşılaştık. Öncelikle kepek diye düşündük fakat saçı ayırıp deriyi kontrol ettiğimizde saç derisi üzerinde yer yer sarı pullu lekelerle karşılaştık. İnternetten araştırdığımızda bunun konak olduğunu öğrendik. Bebeğimiz bir süre hastalanmıştı hava soğuk olunca da bir müddet hastalığı artar endişesiyle yıkamamıştık. Sebebi bu mu tam olarak bilmiyoruz ama biz buna yorduk. Dolayısıyla konağı olmadan önlemenin bence en önemli yorum bebeği sık sık yıkamak. Vücudunu olmasa bile en azından saçlarını kafasını yıkamak diye düşünüyorum. Tabi ne kadar temiz olsa da bu lekelerle karşılaşmak mümkün.

Bebekte konak göründüyse ne yapmak gerekir?

Birkaç farklı doktorla görüştükten sonra elde ettiğimiz bilgi şu şekilde oldu; internette aksi iddia edilse de bebeğin başına zeytinyağı döküp bu konakları yumuşatmak daha sonra da yıkamak gerekiyor. Konak geçene kadar bu işlem sık sık tekrarlanabilir hatta her gün yapılabilir. Eğer geçmezde eczanelerde konak şampuanları mevcuttur. Bu şampuanlar denenebilir. Ama zeytinyağı işlemi problemi çözecek çok ciddi seviyede değilse ekstra yöntemlere gerek kalmayacaktır.

Biz sorunla karşılaştıktan sonra bebeğimizin özellikle saçlarını sık aralıklarla yıkamaya başladık. Zaman zamanda kontrol edip elimizle hafiften dökülmelerine yardımcı olduk (çok fazla yardımımız olmadı aslında, çok hafif diyebiliriz). Zeytinyağına dahi gerek kalmadan giderek azaldılar. Kısa sürede tamamen iyileşeceğini düşünüyoruz.

IKEA antilop mama sandalyesi

Birçok farklı mama sandalyesi hakkında araştırma yaptıktan sonra IKEA’nın antilop mama sandalyesinde karar kıldık. Yaptığımız araştırmalar ve aldığımız tavsiyeler ışığında bu kararı verdik. Tepsili veya tepsisiz alabiliyorsunuz. Biz tepsili aldık. Tepsi isterse çıkarılabiliyor. Ayrıca sandalyenin bacakları çok kolay bir şekilde takılıyor ve aynı kolaylıkla takılabiliyor. Sanıyorum ayaklarının duruşundan ötürü antilop adı verilmiş. Bu duruş bebeğin güvende olduğu konusunda insanı rahatlıyor zira bazı sandalyelerin duruşu devrilmeye çok meyilli görünüyor ve güven vermiyor. Ayakları çıktıktan sonra fazla yer kaplamıyor. Tercih sebeplerimizden biri de buydu zaten. Bu sayede arabada istediğiniz her yere rahatlıkla taşıyabilirsiniz. Bebeğin yanınızda olduğu durumlarda emniyet kemerini takmanıza çok gerek yok ama yanından ayrılacaksanız takmanızı tavsiye ederim. Yukarıda bahsettiğim sebeplerden ötürü ben bu ürünü tercih ettim ve size de öneriyorum.

Bulunduğumuz şehirde IKEA olmamasından dolayı ürünü internetten sipariş ettim. Tepsi ile birlikte 108 TL olan ürün 11 TL kargo ücretiyle birlikte 119 TL’ye mâl olmuş oldu. IKEA’nın kargo mantığını çözemedim. 100 TL’nın altına 10 TL kargo ücreti alıyorlar, 100 TL’nin üzerinde ise toplam fiyatın %10’u kadar bir kargo ücreti oluyor. Diğer internet sitelerinde ödediğiniz toplam ücret arttıkça kargo fiyatı sıfırlanabilirken burada tam ters bir mantık var. Büyük yer kaplayan eşyaları anlıyorum ama hacim olarak az yer kaplayan ve pahada ağır olan ürünler için başka bir yol geliştirilmeli diye düşünüyorum. Ayrıca bayram öncesi çarşamba günü verdiğim sipariş 2 gün sonra kargoya verildi. Toplam 5 iş gününde elime ulaştı. Fakat bu araya bayram da araya girince 12 gün sonra ürüne ulaşabildik.

Esir – Adem Özköse

2012 yılında belgesel çekmek amacıyla muhalifler tarafından kaçak olarak Suriye’ye giren gazeteci Adem Özköse ve kameramanı Hamit Coşkun rejim milisleri tarafından kaçırılır. Kendilerinin Türk gazeteci olduğu öğrenilince durum değişir ve rejim askerlerine teslim edilirler. Yaklaşık 70 gün esaret hayatı yaşarlar. Bu arada resim zindanlarını da tecrübe etmişlerdir. Suriye’deki karışıklığın sebebi ve gelinen nokta hakkında kafadaki sorulara cevap da oluyor aslında bu kitap. Bu sebeple okunmasını tavsiye ediyorum. Eminim bir çırpıda okuyacaksınız. Ayrıca Adem Özköse’nin bu okuduğum kitabından sonra şu genellemeyi yapabilirim; satır aralarında muazzam ilgi çekici bilgiler (alimler hakkında, tarihi olaylar hakkında, vs.) var. Bunların altı çizilip daha sonra araştırılırsa literatürünüze bolca katkı yapacaktır.

Gözyaşlarım

Ben çok ağladım.

Gözyaşlarım içime aktı,

Yüreğimi seller bastı.

Gözyaşlarımda boğuldum da,

Kimse farkına varmadı.

Nuh. 3/7/2011

Ters Yön

Ters yönlerde karşılaştık biz seninle,

Birbirimize yaklaştığımız hızla uzaklaştık.

Tutunamadık.

Ben aklımı alamadım senden,

Sen geri dönüp bakmadın bile…

Aynı yöne bakıp birbirimizi göremeyişimiz bundandır!

Nuh. 3/7/2011

Gönülden Kopanlar

Çınarı yıkan bir adi rüzgardır sanılır,

Halbuki yılların yorgunu çınar kendini içten içe yemiştir.

Rüzgara sadece üflemek kalmıştır. 16/12/2010

Arası yoktur benim gönlümün;

Ya hüznün dibindedir,

Ya sevinçten havalara uçar.

Gözlerim sende müebbet,

Bakabilir mi başkasına?

Darbeyi hiç ummadığın yerden yersin.

Ne aldıysak bir numara büyük aldık ki uzun süre giyebilelim diye,

Ondandır hayatın bize bir numara büyük gelmesi.

Bakmayın güldüğüme, sürekli bir şeylerle meşgul olduğuma,

Ben kafamdaki boşlukları doldurmaya çalışıyorum. 3/7/2011

Öyle acıttınız ki kalbimi,

Bu gönül geriye dönüp sever mi bilmem…

Dikiz aynasından bakmak hayata…

Ne acı…

Geride artık herşey..

Herkesin yanında olduğu zaman değil

İhtiyacın olduğunda bulursun beni yanında.

Öyle görünüyor ki kıyameti, insan kendi eliyle koparacak.

Nuh.

 

Aliya Dizisi

TRT geçtiğimiz aylarda Aliya İzzetbegovic’in hayatını konu alan ve altı bölümden oluşan bir dizi – belgesel yayınladı. Yayınlandığında izleme fırsatı bulamamıştım ama kafamın bir köşesine yer etmişti. Diziyi sonunda izleyebildim.

Dizi genel itibariyle Aliya’nın otobiyografisi olan Tarihe Tanıklığım isimli kitabıyla örtüşüyor, ana senaryo bu kitap diyebiliriz. Tabi bazı yerler hikayeleştirilmiş, doğal olarak bazı yerler de atlanmış. Fakat ana hatları tamamen barındırıyor. Bence Aliya’nın hayatını okumamış insanlar için güzel bir farkındalık olmuş. İzleyenler için bir sonraki adım kitabı okumak olabilir tabi ki.

Bu kitabın dışında bir Boşnak olan Emine Şeçeroviç Kaşlı’nın daha önce okuduğum ve blogumda paylaştığım Kurşunların da Rengi Var kitabının ismine konu olan hadise ve kitapta bulunan bazı diğer hadiseler de dizide anlatılıyor.

Bunların haricinde savaş ile alakalı Bosna tüneli, Mostar Köprüsü’nün yıkılması gibi yaygın bilinen popüler gerçek hikayelere, İzet Naniç gibi Boşnak kahramanlara, Ratko Mladiç, Radovan Karaçiç, Slobodan Miloşeviç gibi Bosna kasaplarına ve Aliya’nın ünlü sözlerine de dizide yer verilmiş. Dizi Aliya’nın vefatı, vefatından görüntüler ve hayatından kareler ile 6. bölümde son buluyor.

Avrupa’nın orta yerinde hem de bir Avrupa milletine karşı soykırıma göz yuman Batı’nın ne olduğunu anlamak için çok önemli bir husustur Bosna.