Kategori Arşivi Güncel

WannaCry Fidye Yazılımı

WannaCry adlı fidye yazılımı geçtiğimiz cuma gününden itibaren tüm dünyayı etkisi altına almış ve Türkiye’nin de aralarında bulunduğu 150 ülkede 200 binden fazla bilgisayara bulaşmıştır. Bu yazılım bilgisayardaki tüm dosyaları şifrelemekte ve BitCoin üzerinden 300 Amerikan Doları ödeme yapılmadığı taktirde erişilmez kılmaktadır. Daha önce benzer saldırılar olsa da bu denli büyük ve etkili bir saldırı ilk defa yapılmaktadır. Bu virüsten korunmak için antivirüs yazılımlarınızı ve Windows işletim sistemlerinizi güncel tutmanız gerekmektedir. Konu ile alakalı Microsoft Türkiye’den bir açıklama yapılmış ve işletim sisteminizi bu virüsten nasıl koruyacağınız bağlantıda anlatılmıştır.
Virüs ağda bulunan ve bu zararlı yazılımın yüklendiği bir bilgisayardan size bulaşabileceği gibi oltalama (phishing) e-postalarıyla da bulaşabilir. Bu sebeple oltalama e-postalarına ayrıca dikkat etmenizde yarar vardır.
Konu ile ilgili kaynaklar ve incelemenizi önerdiğim bağlantılar;

WordPress’e geçiş

Blog yazmaya 2008 yılında başlamıştım. Dile kolay tam sekiz yıl olmuş. O dönem .net’e yatkınlığımdan dolayı blog servisi olarak blogengine’de karar kılmıştım. Aradan geçen zamanda blogengine birçok .net yada Microsoft projesi gibi uçtu gitti. Geliştirilmesi durdu. Öte yandan wordpress ise aldı başını gitti. Her yönden çok iyi bir blog servisi oldu diyebiliriz. Velhasıl sonunda wordpress’e geçmeye karar verdim.

Öncelikle Linux bir bilgisayarda LAMP + wordpress kurarak test ortamı oluşturdum. Mevcut blogumun rss 2.0 feed’ini yeni kurduğum wordpress’e import ettim. Post’lar tag ve yorumlar dışında sıkıntısız bir şekilde aktarıldı. Ayrıca daha önce blogengine’i güncellerken yaşadığım postlardaki resim problemi de vardı. Resimleri linklerini güncellemem gerekiyordu. Bunun dışında her hangi bir problem yaşanmadı. Test ortamında problem olmayınca hosting servisimi Windows’tan Linux’a geçirdim ve wordpress’i kurdum. Daha sonra postlarda yapmam gereken düzeltmeleri yaparak son haline getirdim ve bugün itibariyle blog yeni alt yapısı ve tasarımıyla kullanıma hazır hale geldi. Bu noktadan sonra wordpress’in geniş plugin imkanlarını kullanarak blogu daha kullanışlı hale getirmeye çalışacağım. Bu arada wordpress’i tavsiye ederim. wordpress

Lg G2 Android Kitkat Güncellemesi

Bilindiği üzere Lg G2 Android Kitkat güncellemesini,  Türkiye’deki kullanıcılarına 22 Nisan’da verdi. Güncellemeye daha önceki Samsung Bada 2.0 güncellemesindeki acı tecrübem sebebiyle ilk etapta şüpheyle yaklaşsamda dayanamayıp güncellemeyi yaptım. Güncelleme konusundaki tecrübelerimi buradan paylaşacağım.

  • Öncelikle güncelleme yapmanızı öneriyorum. Performans kaybı olabilir, yavaşlama olabilir diye düşünmeyin. Böyle bir durum söz konusu olmadı.
  • Güncelleme öncesinde %20 performans (hız ve batarya) kazancı olacağı söyleniyordu. Yavaşlama yada pil süresinin kısalması söz konusu değil fakat kazanç konusunda bir şey diyemeyeceğim. Zira performans çok farkedilmiyor. Belki kullandıkta farkederim. O zaman burada güncelleme yaparım.
  • Ekranın üst kısmındaki gösterme kısmı beyaz olmuş. Biraz daha güzel durmuş diyebilirim.
  • Üst menü açıldığında saat ve tarih bilgisi görünüyor. Bu da olumlu.
  • Ekran ışığını otomatiğe aldığınızda önceki versiyonda çok bir etkisi olmuyordu açıkçası fakat Kitkat ile otomatik ışık daha dinamik olmuş. Ekrandaki görüntüye göre sürekli değişiyor. Tabi bunun hem güzel hem de kötü yanı var. Ama bence olumlu.
  • Görsel olarak çok bir değişim yok. Özellikle akıllı kılıf (QuickWindow) ekranında yeni tasarımlar ve uygulamalar çok heyecan verici olabilirdi. Bu da güncellemeden beklediğim fakat beklentimin karşılanmadığı bir durum.
  • Üst açılan menüde ayarlar kısa yolu aşağıdan alınıp üst sağa taşınmış. Bu da açıkcası ayarlar menüsüne daha kolay ulaşmayı sağlamış. Olumlu.

Şimdilik aklıma gelenler bu kadar. Gerekirse daha sonra güncelleme yapacağım.

30-lg-g2-update-android-kit-kat-scheduled-march-next-year

Kayseri Talas Panaya Rum Kilisesi (Yaman Dede Camii–Talas Yeni Camii)

Uzun süredir merak ettiğim ama bir türlü gidemediğim Talas Panaya Kilisesi’ne geçen cuma nihayet gittim. Kapalı mı açık mı olduğunu yani aslında beni neyin beklediğini tam olarak bilmiyordum. Kısa bir yolculuktan sonra vardım kiliseye. Cuma namazı vaktinden yaklaşık bir saat önceydi. Kapının kapalı olduğunu gördüm. Kapının yanında yaşlı bir amca vardı. Aktif olarak kullanılıp kullanılmadığını sordum. Kullanıldığını söyledi ve kapıyı yitip açtı. İçeride caminin imamı temizlik yapıyordu. Vaktin gelmesine de yaklaşık bir saat gibi bir zaman olduğundan dolayı koyu bir sohbete koyulduk. Panaya Kilisesi 1886 yılında II.Abdülhamid Han’ın izni ile, Talas’ın Tablakaya Mahallesine yapılmış bir Rum Kilisesi imiş. Birinci Dünya Savaşı yıllarında Rum’ların tamamen göç etmesi sonucu 1926 yılında camiye çevrilmiş. Bir dönem cami olarak kullanıldıktan sonra bakımsızlıktan kapısına kilit vurulmuş. Daha sonra tadilattan geçerek tekrar ibadete açılmış. Şu anda Yaman Dede yada Talas Yeni Cami olarak da biliniyor. Bölgede zamanında bir çok Ermeni’de yaşamış. Yaman Dede öğrendiğim kadarıyla Hristiyan olan bir Ermeni’ymiş. Sonradan müslüman oluyor ve camiye adı veriliyor. Cami dıştan fena görünmüyor. Camide tadilat yapılmış olsa da içi içler acısı durumda. Tavan ve duvarlar yer yer su almış ve çok daha iyi bir tadilat yapılması gerekiyor. Amcayla konuşurken çevrede Rum yada Ermeni’lerin hala yaşayıp yaşamadığı sordum. Sadece bir Ermeni aile var dedi. İstanbul Ermeni Patrikhanesi yardım ediyormuş. Sanırım bir emanetçilerinin orada olduğunu göstermek istiyorlar. Tarihi değeri bir yana halâ Rum ve Ermeni’lerin ziyarete geldiği bu yapıya daha iyi sahip çıkmamız gerektiğini düşünüyorum. Bu arada amca çevrede hazine arayanlardan baya şikayetçi. Zira kendi tarlasını delik deşik etmişler. Bu arada kendi de zaman zaman kazma küreğinin bir küpe takılmasını umduğunu söylüyor. (:

Fotoraf07241_thumb

Fotoraf0721Fotoraf07041 Fotoraf0718Fotoraf0726  Fotoraf0710  Fotoraf0695

Bir Bilgisayar Mühendisi Gözüyle İnsan

Her insanın olaylara bakış açısı farklıdır. Yada şöyle diyelim; bir resim koyalım ortaya ve onlarca kişiye gösterelim. Onlarca farklı ayrıntı, farklı fikir çıkacaktır meydana. Bir anlamda beyin fırtınası da diyebiliriz.

Bu düşünceyle bu saatte insanı resmettim gözümde. Gördüklerimi kendimce yorumladım ve sonra n+1.kez şükrettim. :p Peki ne mi gördüm? Şöyle ki; İnsan hayal edemediğim kadar büyük bir sabit belleğe sahip bir bilgisayar sanki. Sanal belleği de bir o kadar geniş. Veri okuma yazma hızı muhteşem. Nasıl bir arama algoritması bu? Nasıl da buluyor yıllar öncesinden bir hatırayı. Hem bu koca bilgisayarı güncellemek için yaşamayı sürdürmek yetiyor. :p Hem bu bilgisayar sadece mantıksal ve aritmetik işlemleri yapmıyor, bunun yanı sıra vicdani ve duygusal işlemleri de yapıyor. Nasıl bir işletim sistemi bu yahu? Nasıl bir kudrete sahip bu bilgisayarı yapan? Hem sonra yapay zekada kullanmıyor, herkesçe model alınan doğal zeka direk. Tüm algoritmalar yaşarken tecrübeyle yükleniyor içerisine. Nasıl bir donanım sahi bu? Kayıt cihazı, kamerası, sensörü hepsi dahili, yaratılıştan mevcut. Yıllar geçtikçe zamana uyum sağlıyor hem. Virüsleri de var bu bilgisayarın, ateş tabanlı varlığın derleyicisinde oluşturulmuş. Tabi antivirüsü de kendisinde mevcut. Güç kaynağıda kesilmiyor, son nefes gelmedikçe. Peki yok mu bu donanım ve yazılımın telif hakkı? Var tabi ki, şükretmek lazım O’na.

İnsanın mesleği meğer bu derece etkiliyormuş bakış açısını. Algıda seçicilik bir anlamda. Fakat insanın mesleği ne olursa olsun, dünyaya nereden bakarsa baksın, ‘O’ her yerde. Yalnızca bakmasını bilmek gerekiyor. Yapmamız gereken sadece ve sadece hakkıyla şükretmek.

15 Aralık 2008 – 23:15

GÜLÜMSEMENİN DOMİNO ETKİSİ…. GÜZEL BİR YIL GEÇERMENİZ DİLEĞİYLE

Küçük kız,hüzünlü bir yabancıya gülümsedi. Bu gülümseme adamın kendisini daha iyi hissetmesine sebep oldu. Bu ruh hali içinde yakın geçmişte kendisine yardım eden bir dosta teşekkür etmediğini hatırladı. Hemen bir not yazdı, yolladı. Arkadaşı bu teşekkürden o kadar keyiflendi ki, her öğlen yemek yediği lokantada garson kıza yüklü bir bahşiş bıraktı. Garson kız ilk defa böyle bir bahşiş alıyoru. Akşam eve giderken, kazandığı paranın bir kısmını köşe başındak fakir adamın şapkasına bıraktı. İki gündür adamın boğazından aşağı lokma geçmemişti. Karnını ilk defa doyurduktan sonra, ıslık çalarak bir apartman bodrumundaki tek odasının yolunu tuttu. Öyle enşeliydi di, bir saçak altında titreşen köpek yavrusunu görünce, kucağına alıverdi. Küçük köpek gecenin soğuğundan kurtulduğu için mutluydu. Sıcak odadasabaha kadar koşuşturdu. Gece yarısından sonra apartmanı dumanlar sardı. Bir yangın başlıyordu. Dumanı koklayan köpek öyle bir havlamaya başladı ki, önce fakir adam uyandı, sonra bütün apartman halkı. Anneler,babalar dumandan boğulmak üzere olan yavrularını kucaklayıp ölümden kurtardılar.Bütün bunların hepsi, beş kuruşluk bile maliyeti olmayan bir tebessümün sonucuydu.

Aslında normal bir günden hiç de farklı olmayan bugünü, hayatımızda yeni bir sayfa açmak için kullanabiliriz, çünkü her başlangıç bir yola hatasız, yanlışsız olarak girmektir. Tabi sonraki atacağımız adımlar yine bizim ellerimizde.. Allah sağlıklı ve huzurlu bir yıl nasib eylesin. O’na layık kul olma ümidiyle. : )  Tebessümle ; )                                                                                                                                                                                                                                                                         Hikaye Kaynak:Genç Gelişim Dergisi

Kurban Bayramımız Kutlu Olsun

kurban2007

‘Nerde o eski bayramlar’ demiycem çünkü o bayramlar içimizde. İstediğimiz taktirde yine aynı heyecanı yaşayabiliriz. Yakınlarımız ve dostlarımızla geçireceğimiz bir bayram aynı duyguları tattıracaktır eminim. En büyük dileğim Kurban Bayramı’nın amacına uygun bir şekilde geçirilmesi, aylarca evlerine et girmeyen insanların bayramın bereketinden kendilerine düşen payı almasıdır. Nice bayramlara, ailemizle, huzurla…

Bayramımız kutlu olsun..

ramazan_bayrami

Ömrümüzden bir ramazan ayını daha  geride bıraktık. Bize hep anlatılan yazın ortasında oruç tutmayı yaşamaya başladık bu sene. Tam olarak yazın ortasına gelmese de, büyükler abarttığınız kadar da yokmuş hani.:) Şaka bir yana fiziksel gücün ön planda olduğu işlerde insanların zorlandıkları açık. Ama ne yapalım zorluğu arttıkça kıymeti de artıyordur. Gerçekten hoş bir ramazan ayı idi. Hem ramazan olmasa birçok tanıdıkla aynı sofraya bir ay içerisinde nasıl oturacaktık. Bereket ayı deniyor ya hani..gerçektende öyle. Bu ay içerisinde yediklerimizi başka ne zaman yiyoruz? 🙂 Acısıyla tatlısıyla demiyorum, çünkü ramazandan geriye güzellikler kaldı hep. Bu sene de uğurladık. Eee şimdi bayram zamanı… Bayramınızı en içten dileklerimle kutluyorum. Nicelerine ulaşmayı nasip etsin. Selametle… 😉