Yıllık arşivler: 2020

Hacı Murat – Lev Tolstoy

Sebil Yayınları (1976)

Çocukluğumda okul kitaplığından aşina olduğum ancak okumadığım bir kitaptı Hacı Murad. Roman gerçek bir hikayeden esinlenerek yazılmış. Dolayısıyla tarihi bir arka planı da var. Hikayenin Hacı Murad – Şeyh Şamil ve Rusya arasında geçmesi, yazarın ise Rus olması dikkate alındığında Tolstoy’un ne kadar objektif olabileceği sorusu gelmişti aklıma kitabın başında. Ancak Tolstoy gibi okuyan herkes tarafından övgüyle bahsedilen bir yazarın kitabı olduğu için açıkçası çok endişelenmedim. Aslında biraz da bu örgüyü merak ettiğim için okudum kitabı.

Kitabı okuduktan sonra yazarın Dağıstanlı ve müslümanları iyi tanıdığı kanaatine ulaştım. Ayrıntıları daha kaçırmamıştı Tolstoy. Bunun yanında hikayenin eksik tarafları var – ki hikayede anlatılan birçok olay yarım bırakılmış – ancak güzel bir kitap diyebilirim. En çekici tarafı ise Tolstoy’un gözünden Rusları ve müslümanları görebiliyoruz. Şaşırtıcı bir şekilde mi diyeyim bilemedim ancak bizim bakış açımızla benzer diyebilirim.

Kütüphaneden aldığım bu kitabın girişindeki imza

İslâm ve Batı – İbrahim KALIN

2007 yılında yayımlanmış olan kitap 10 sayfası dipnotlar, 10 sayfası da kaynakça olmak üzere 186 sayfadan ibarettir. Kaynakça ve dipnotları özellikle vermemin sebebi kitabın yazılırken nasıl bir bilgi birikimi ile yazılmış olduğunu göz önüne sermek istememdir. Kitap İslâm ile Batının (önce Avrupa daha sonra da Amerika ile birlikte Avrupa) ilk günden itibaren ilişkilerini konu almaktadır.

İsam Yayınları’ndan çıkan kitap yayımlandığı yıl Türkiye Yazarlar Birliği 2007 Fikir Ödülü almıştır. Açıkçası okuduktan sonra ödül almaya layık bir çalışma olduğunu fark ediyorsunuz. Önsöz, giriş ve ek haricinde on bölümden oluşan bu kitabı sakin bir kafayla, kendinizi vererek okumanız gerekiyor.

İlk günden bu yana İslam ile Batının arasındaki ilişkileri konu alan bu kitap günümüz ilişkilerine ve sorunlarına aslında ışık tutmaktadır. Naçizane fikrim önemli bilgi ve referanslar eşliğinde hazırlanmış güzel bir tefekkür çalışması konumundadır.

(Anaconda – Tensorflow) ImportError: No module named

ImportError: No module named hatasını alıyorsanız ilgili module yüklü değildir. Örnek olarak bu modül Pandas olsun.

Pandas modülünü yüklemek öncelikle Anaconda terminalini açıyoruz ve aşağıdaki işlemleri gerçekleştiriyoruz.

conda activate gputensorflow (gputensorflow benim kullandığım environment ismi. siz burada kendinizinkini belirtmelisiniz)

pip install pandas (pandas yerine kurmak istediğiniz module ismini yazmalısınız)

Anaconda Tensorflow GPU – Windows 10 Kurulumu

Öncelikle Anaconda‘yı indirip kuruyoruz. Anaconda Kasım 2020 versiyonunda Python 3.8 olarak geliyor. Fakat tensorflow’un desteği maksimum 3.7 dolayısıyla Anaconda’yı kurduktan sonra Anaconda’nın terminalinde aşağıdaki komutu çalıştırarak Python versiyonunun 3.7’ye düşürüyoruz.

conda install python=3.7

Ardından aşağıdaki komutları sırasıyla çalıştırarak kurulumu tamamlıyoruz.

conda create -n gputensorflow python=3.7
conda activate gputensorflow
pip install ipykernel
python –m ipykernel install --user --name gputensorflow --display-name “gputensorflow”
conda install tensorflow-gpu

Anaconda Navigator’u açtığımızda ortam olarak gputensorflow’u seçiyoruz ve işlem tamam!

Call of Duty Ghosts – Rorke Files

Call of Duty Ghosts her bölümde bir tane olmak üzere toplamda 18 adet rorke dosyası (file) bulmanız gerekiyor. Oyun içerisinde ekstra görev diyebiliriz aslında buna. Dolayısıyla oyunu durdurduğunuzda gördüğünüz rorke file not found bir hata değil. İlgili görevdeki rorke dosyasını henüz bulamadığınız anlamına gelmektedir. Bulamazsanız ne olur birşey olmaz, oyunu bitirmenize de engel değil aslında. Sadece oyundaki rorke file bölümüne girdiğinizde bu dosyaları aktif göremiyorsunuz hepsi bu.

Biraz dikkatli oynadığınızda bu dosyaları bulmanız çok zor değil ancak. Bulamayarak tamamladığınız görevlerin olması da bence gayet doğal. Peki bulamadan tamamlarsanız ne olacak? Rorke dosyaları ile ilgili bir süre video ve anlatım mevcut internette (youtube başta olmak üzere). Bunlardan yardım alıp tekrar oynarsınız ve dosyayı ele geçirirsiniz ancak bununla uğraşmak istemiyorsanız sizinle bu dosyaların bulunmuş halini içeren bir save dosyası (veteran) paylaşacağım. Bu save dosyasını oyunun bulunduğu dizine C:\Program Files (x86)\Call of Duty Ghosts\players2 (Steam versiyonunu oynayanlar için C:\Program Files (x86)\SteamApps\common\Call of Duty Ghosts\players2) klasörüne kopyaladığınızda artık rorke dosyaların hepsine sahip olmuş olacaksınız. Bu dosyayı aşağıdaki bağlantıdan indirebilirsiniz.

Call of Duty: Ghosts Full Save Game (Rorke Files dahil)

Kaynak: https://savegame.pro/pc-call-of-duty-ghosts-savegame

Mutlak Seveceksin

Sevda gibi bir gizli emel ruhuna sinmiş;
Bir haz ki hayalden bile üstün ve derinmiş.
Gökten gelerek gönlüne rüzgar gibi inmiş,
Bir sır ki bu,ölsen bile açamazsın…

Anlatması imkansız olan öyle bir an ki,
Hülyadaki ses varlığının gayesi sanki…
Bak emrediyor:Daldığın alemden uyan ki,
Mutlak seveceksin beni, bundan kaçamazsın…

Kalbin benim olsun diyorum,çünkü mukadder…
Cismin sana yetmez mi? Çabuk kalbini sök,ver!
Yoktur öte alemde de kurtulmaya bir yer!
Mutlak seveceksin beni,bundan kaçamazsın…

Ram ol bana,ruhun yeni bir aleme girsin…
Yazmış kaderin:Aşkıma ömrünce esirsin!
Aklınla,şuurunla,hayalinle bilirsin.
Mutlak seveceksin beni,bundan kaçamazsın…

HÜSEYİN NİHAL ATSIZ

Geri Gelen Mektup

Rûhun mu ateş, yoksa o gözler mi alevden?
Bilmem, bu yanardağ ne biçim korla tutuştu?
Pervâne olan kendini gizler mi alevden?
Sen istedin, ondan bu gönül zorla tutuştu…

Gün senden ışık alsa bir renge bürünse;
Ay secde edip çehrene yerlerde sürünse;
Her şey silinip kayboluyorken nazarımdan
Yalnız o yeşil gözlerinin nûru görünse…

Ey sen ki kül ettin beni onmaz yakışınla,
Ey sen ki gönüller tutuşur her bakışınla!..
Hançer gibi keskin ve çiçekler gibi ince,
Çehren bana uğrunda ölüm hâzzı verince,
Gönlümdeki azgın devi rüzgârlara attım;
Gözlerle günâh işlemenin zevkini tattım.
Gözler ki birer parçasıdır sende İlâh’ın,
Gözler ki senin en katı zulmün ve silâhın,
Vur şanlı silâhınla gönül mülkü düzelsin;
Sen öldürüyorken de, vururken de güzelsin!

Bir başka füsûn fışkırıyor sanki yüzünden,
Bir yüz ki yapılmış dişi kaplanla hüzünden…
Hasret sana ey yirmi yılın taze baharı,
Vaslınla da dinmez yine bağrımdaki ağrı.
Dinmez! Gönlün, tapmanın, aşkın sesidir bu!
Hasret çekerek uğruna ölmek de kolaydı,
Görmek seni ukbâdan eğer mümkün olaydı.

Dünyayı boğup mahşere döndürse denizler,
Tek bendeki volkanları söndürse denizler…
Halâ yaşıyor gizlenerek rûhuma “Kaabil”;
İmkânı bulunsaydı, bütün ömre mukabil
Sırretmeye elden seni bir perde olurdum.
Toprak gibi her çiğnediğin yerde olurdum.

Mehtaplı yüzün Tanrı’yı kıskandırıyordur.
En hisli şiirden de örülmez bu güzellik.
Yaklaşması güç, senden uzaklaşması zordur,
Kalbin işidir, gözle görülmez bu güzellik!

HÜSEYİN NİHAL ATSIZ

Reis Bey – Necip Fazıl Kısakürek

Reis Bey…Necip Fazıl’ın çok bilinen eserlerinden bir tanesi. Biliniyor ancak daha çok filmi ile. Kitap bir tiyatro olarak yazılmış..veyahut piyes de diyebiliriz. İlk basım tarihi 1963. Üç perdeden oluşan piyeste, her perdede üç tablo ve toplamda 21 karakter bulunur.

Kitabın içeriğine çok fazla girmek istemiyorum çünkü daha önce de söylediğim gibi çok bilinen 1988 yılında gösterime girmiş bir filmi de mevcut. Ayrıca son yıllarda devlet tiyatrosunda da sergilenen eserlerden. Eseri okuyunca Reis (Hakim) Bey’le üstad acaba bir açıdan kendini mi anlatıyor sorusu da akla gelmiyor değil. Neticede onun hayatını da iki bölüme ayırabiliriz, bir mahkumluk dönemi de var. Tam olarak kesinlikle benzeşmiyor ama üstad bence burada bir mesaj da veriyor olabilir belki bize, belki kendine, belki de anlayana… Kitap tek kelimeyle anlatılmak istenirse merhamet kelimesi tercih edilmelidir. Merhametin yanına yine o duygudan türeyen acımak kelimesini de ekleyebiliriz.