Kategori Arşivi BilgiKültür

MS Word Faydalı Bilgiler ve Çözümler

Bu yazı altında MS Word’de karşılaştığım ve çözmekte biraz zaman harcadığım durum ve sorunları paylaşacağım.

  • DENKLEM NUMARALANDIRMA – Denklem numarasını denklemin yanında sağa dayalı olarak gösterme.
    • Denklem numaralandırırken Resim Yazısı kullandığınızda Şekil ve Tablolardan farklı olarak sorun yaşanabiliyor. Çünkü word’de resim yazısının nesnenin yanına koyamıyorsunuz. Ben bu durumu şöyle çözdüm; öncelikle 3 sütunluk bir tablo ekledim. Daha sonra bu tablonun ilk ve son sütunlarını oldukça küçülttüm (denklem numarası sığacak kadar). Orta sütuna denklemi yerleştirdim. Resim yazısı ekle dedim ve başlığı resim yazısına ekleme olarak işaretledim. Tablonun altına resim yazısını ekledi. Resim yazısını kesip tablonun en sağ kısmına yerleştirip o sütunu sağa yasladım. Böylelikle bir çözüm bulmuş oldum.
  • RESİM YAZISI ÇAPRAZ BAŞVURU İSİMLERİ GÜNCELLEME
    • Herhangi bir tabloya veya şekle isim verdikten sonra bu nesneye çapraz başvuru ekleyip daha sonra da dökümanda araya başka bir nesne ekleyip ona da resim yazısı eklemişseniz çapraz başvuruda ki ismin güncellenmesi gerekmektedir. Örneğin Şekil-2’ye çapraz başvuru eklediniz daha sonra Şekil-1’den sonra bir şekil daha eklediniz. Bu durumda Şekil-2 Şekil-3 olmalı, yeni eklediğiniz şekil de Şekil-3. Word çapraz başvuru isimlerini otomatik olarak güncellememektedir. Bazı sitelerde bunu çözmek için tüm dökümanı seçip F9’a basmanız söyleniyor. Şahsen Word 2016 kullanıyorum ve bu işlem işe yaramıyor. Buna şöyle bir çözüm buldum. Dosya > Yazdır‘a tıklıyorum ve ön izleme açılıyor. Daha sonra ön izlemeden tekrar çıkıyorum ve çapraz referansların hepsi güncellenmiş oluyor.

Tefsir notları

Bu güvendiğim bazı kaynaklardan aldığım notları yazacağım. Burasının özellikle kendime bir kaynak olmasını istiyorum. Kendi yorumlarımı da barındırdığı için bu yazı bir kaynak olarak kullanılamaz, bağlayıcılığı yoktur. Sadece kendime anımsatacak şekilde notlar barındırmaktadır.


  • 1 – FATİHA
    • 7 ayet, 1 sayfadır.
    • Kuranın esası olarak bilinir.
    • NAHL-98 – İstiaze – Artık Kur’ân okuyacağın zaman, kovulmuş şeytandan hemen Allah’a sığın!
    • ARAF-180 – Esmâü’l-Hüsnâ (en güzel isimler) ise Allah’ındır! Öyleyse O’na onlarla duâedin; ve O’nun isimleri hakkında haktan (meyledip) sapanları bırakın! (Onlar,) yakında yapmakta olduklarının karşılığını göreceklerdir.
    • BesmeleTesmiye – Bismillahirrahmanirrahim.
    • Havkale – Lâ havle ve lâ kuvvete illâ billâhil aliyyil azîm. (Güç ve kuvvet, sadece Yüce ve Büyük olan Allah’ın yardımıyla elde edilir.)
    • Telbiye – Lebbeyk Allahümme lebbeyk. Lebbeyke lâ şerîke leke lebbeyk. İnne’l-hamde ve’n-ni’mete leke ve’l-mülke, lâ şerîke lek (Davetine sözüm ve özümle geldim Allahım, emrin baş üstüne. Davetine sözüm ve özümle geldim ey ortaksız olan sen! Emrin baş üstüne. Hamd senin, nimet senin, mülk de senin. Yoktur senin ortağın.)
    • Tehlil – Lâ İlâhe İllallah
    • Tekbir – Allahû Ekber
    • NEML-30 – (besmele ayeti) – Şübhesiz ki o, Süleymân’dandır ve gerçekten o: ‘Rahmân, Rahîm olan Allah’ın ismiyle’ (diye başlamakta)dır.’
    • Bir metine Bismillahirrahmanirrahim diyerek başlanmalı (yazmaya).
    • Evden çıkarken üç defa Besmele.
    • Kuran’ı Kerim’in ön sözüdür Fatiha suresi. İman, ibadet, dua.
    • Hamd ile Şükür arasında farklılık vardır. Nimete de hamdedilir, cesaret, şecaat vs. gibi olumlu birşeye de hamdedilir. Ama şükür sadece nimetin karşılığında olur.
    • Başta besmele sonda hamdele.
    • Sıbgatallah – Allah’ın (C.C.) boyası.
    • El-hamdü derken buradaki el bütün hamdler manasına gelmektedir.
    • Rahman – Rahim – Ziyadetül lafzi tedüllü ala ziyadetil mana – daha fazla harf daha fazla anlam
    • İbn-i Kesir Mukaddimesi – tefsiri,
    • Besmele İmam Şafi’ye göre ayet, İmam Hanefi’ye göre fasıla idi teberrük içindi.
    • Kuranda bildiğimiz anlamda bir tekrar yoktur.
    • Ihdines sıratal mustakim – bizi sırat-ı müstakim’de sabit kıl.
    • Tevhid – İbadet – Dua
  • 2 – BAKARA
    • 286 ayet, 48 sayfadır.
    • En uzun suredir.
    • Bakara Suresi denilince hakkındaki kıssadan dolayı (Hz. Musa’nın kıssası) akla yeniden diriliş gelmelidir.
    • Mekki ve Medeni sureler – Zaman ve mekan bakımından iki farklı anlam yüklenmiştir. Genel itibariyle zaman dikkate alınmıştır.
    • Yahudileri anlatımla münafık ve kafirler anlatılmıştır. Müminlere ise islam devlet yönetimi.
    • Mekki Ayetler İman ve Allah’ı anlatırken, Medeni ayetler nasıl kul olunacağını anlatmıştır.
    • Başlangıçta 2 ayet müslümanları, 2 ayet kafirleri, 13 ayet ise münafıkları anlatmıştır. Görüldüğü üzere münafıklar daha tehlikelidir.
    • 3. namazı hakkıyla kılarlar. Tadil-i erkan, müdavemet (devamlılık), muhafaza (vakti kaçırmamak).
    • 153. Sabrederek ve namaz kılarak yardım isteyin. Allah sabredenlerle beraberdir.
    • 156. Onlar ki, kendilerine bir musîbet geldiği zaman: ‘Muhakkak ki biz, Allah’a âidiz ve muhakkak ki biz, ancak O’na dönücüleriz!’ derler.
  • 36 – YASİN
    • 83 ayet, 6 sayfadır.
    • Bu sure faziletine binaen ve onu okuyanların kalbini nurlandırdığı için Kuranın kalbi olarak bilinir.
    • Ya sin ey insan anlamındadır. Peygamber efendimiz (S.A.S.) olduğu bildirilmektedir.
    • Habibu Neccar – Antakya
    • Hurma ve üzüm; her ikisi de kuru yerde yetişiyor.
    • Güneş ve ay yörüngesi. Ayın bir menzilinde hurma dalı gibi olması (yörüngesi).
    • 68. Hem kimi çok yaşatırsak, onu yaratılışta tersine çeviririz (yaşlandıkça gücünü, aklını azaltırız). Hiç akıl erdirmiyorlar mı?
    • Yasin haşir, kabir gibi konuları barındırdığından ölüm üzere olanlara, ölülere ve dirilere okunması tavsiye edilmiştir.
  • 38 – SAD
    • 88 ayet, 5.2 sayfadır.
  • 39 – ZÜMER
    • 75 ayet, 9 sayfadır.
    • Zümer bölük bölük, zümre, topluluk anlamındadır.
    • E la; dikkat edin, gözünüzü açın öyle dinleyin.
    • Kuran, kıyamet, dirilme gibi konuları ele almaktadır.
    • 3. ayet, “Ondan başkasını (kendisine) dostlar edinenler ise: “(Biz) onlara, sâdece bizi Allah’a (daha fazla) yakınlaştırsınlar diye tapıyoruz” (derler). Şübhesiz ki Allah, ihtilâfa düşmekte oldukları şeyler hakkında aralarında hüküm verecektir. Doğrusu Allah, yalancı ve azılı kâfir olan kimseyi hidâyete erdirmez”.
    • 6. ayette “sizin için sağmal hayvanlardan sekiz eş indirdi”, “sizi analarınızın karnında üç karanlık içinde yaratılıştan yaratılışa yaratmaktadır”.
    • 8. ayette, İnsana bir zarar dokunduğu zaman, O’na (samîmâne) yönelen bir kimse olarak Rabbisine duâ eder; sonra (Allah) kendi tarafından ona bir ni‘met verdiğinde, daha önce O’na duâ etmekte olduğunu unutur da, (insanları) O’nun yolundan saptırmak için Allah’a ortaklar koşar. De ki: “Küfrünle biraz eğlenedur! Çünki sen Cehennem ehlindensin!”
    • 17. ayette tağut geçmektedir (Allah’ın yerine tutulan şeyler).
    • 21. ayette su ve renkleri muhtelif ekin > sararma > kuruma
    • (27. ayet) her insan veya topluluğa nasıl anlatılması gerekiyorsa öyle anlatılmalı.
    • 38. ayet tevekkül.
    • 44. Şefaat yalnızca Allah’a aittir. Allah’ın izniyle olur.
    • 45. ayet ibretliktir. “Hem Allah tek olarak anıldığı zaman, âhirete îmân etmeyenlerin kalbleri daralır! Ama O’ndan başkaları anıldığı zaman, hemen sevinirler.”
    • 49. ayet ibretliktir. “Fakat insana bir zarar dokunduğu zaman bize yalvarır; sonra kendisine tarafımızdan bir ni‘met verdiğimiz zaman: “(Bu) bana ancak (bendeki) bir bilgi sâyesinde verildi” der. Hayır! O (kendilerine verdiğimiz ni‘metler) bir imtihandır; fakat onların çoğu bilmezler.”
    • 53. rahmet. “De ki: “Ey nefisleri aleyhine (günah işlemekle ömürlerini) isrâf eden kullarım! (Günahlara bulaştık diye) Allah’ın rahmetinden ümid kesmeyin! Şübhesiz ki Allah, bütün günahları bağışlar!” Doğrusu, Gafûr (çok bağışlayan), Rahîm (kullarına çok merhamet eden) ancak O’dur.”
  • 40 – MÜMİN (GAFİR)
    • 85 ayet, 9.8 sayfadır.
    • Ha mim ile başlayan 7 sureden ilkidir. Ha mim ile başlayan surelerin hepsine bir havamim denir. Huruf’u mukatta hakkında değişik yorumlar vardır. Bunlardan en rağbet göreni işte size harfler hadi buyurun Kuran gibi etkileyici bir kitap getirin anlamındadır.
    • İsmini Firavun’un kavminden iman eden mümin kişiden (amcasının oğlu?) alır. Diğer adı ise Allah’ın bağışlayan sıfatı olan Gafir’dir (3.ayette geçer).
    • Allah’ın ayetleri hakkında mücadele edenler tabiri birkaç kez tekrarlanmıştır (4- İnkâr edenlerden başkası Allah’ın âyetleri hakkında mücâdele etmez).
    • 46. ayet kabir azabına delil olarak gösterilmektedir.
    • Firavun, Haman, Karun. Firavun’un Haman’a yaptırdığı kule.
    • Hz. Nuh Kavmi, Ad, Semud, Hz. Yusuf
    • Hamele-i arş ve semavat -> Nesr(kartal), sevr (öküz)). Küre-i arz –> sevr ve hut ve onların yanındaki melekler.
    • Bütün melekler müminlere dua ederler. Bir mümin başka bir mümine dua ettiğinde amin aynısı sana olsun diyen melekler vardır.
    • İki ölüm –> nutfe hali, ruh üfleme – ecel, dirilme. Fahrettin Razi’ye göre dünya ve kabir hayatı.
    • 19 – (Allah) gözlerin hâin olanını (harama bakanları) ve sînelerin gizlediğini bilir.
    • 21 – helak olanların kalıntılarına işaret.
    • Felaket – dünya, kabir ve ahiret. Zaman bizlik bir kavram ve Allah her şeye gücü yeten olduğundan adaletsizlik gibi bir durum olamaz.
    • Helak eden mucizeler vardır. Hem isterler, hem de olunca inanmazlar.
  • 41 – FUSSİLET
    • 54 ayet, 6 sayfadır.
    • Fussilet açıklanmış, uzun uzun ve ayrıntılı anlatılmış anlamındadır. Mekki suredir.
    • Göğü iki günde (evrede) 7 kat sema olarak yaratıldı ve herbirinin görevi bildirildi.  Dağlar, bereketler, rızıklarını araştıranlar için birbirine eşit dört günde gıdaları taktir bulundu. Dünyanın (gök, yer ve yıldızlar) yaratılışı anlatılıyor. Buradaki gün bildiğimiz gün değil. Güneş de yok zaten.
    • Ad ve Semud kavmi. Ad kavmi iri cüsselidirler, dondurucu bir fırtına onları helak etti. Semud ise aşağılayıcı bir azabın yıldırımı ile helak oldular.
    • 25. ayet onlara arkadaş musallat ettik. Ön (dünyanın nefsani cihetleri) ve arkalarındakileri (ahiret işlerini bırakmak, dirilme ve hesabı inkar) süslü gösterdiler. Aslında herkes bu tuzağa düşebilir. Biri olmasa birine.
    • 29. ayette İblis ve Kabil kastedilmiştir.
    • Peygamber efendimiz (SAS) Fussilet suresinin 30. ayetini okuduktan sonra insanlar bunu hep söylediler ancak çoğu sonradan küfre düştü demiştir.
    • 37. ayet 14 secde ayetinden birisidir. Gece, gündüz, güneş ve ay. Güneşe aya secde etmeyin. Allah’a edin.
    • 44. ayet Kuran hidayet ve şifadır.
    • 51. ayet ibret vericidir. (İnsana nimet verdiğimizde yüz çevirir ve yan çizer. Başına bir kötülük gelince de yalvarmaya koyulur.)
    • Utbe bin Rabia’ya okunmuştur.
  • 42 – ŞURA
    • 53 ayet, 6.5 sayfadır.
    • Şehirlerin anası Mekkedir. Mekki suredir ve genel özelliklerini taşır. Harfi mukatta olarak 2 ayet bulunmaktadır.
    • Şura konuşma için toplanma demektir (istişare anlamında).
    • Kuran Arapça olarak indirilmiş ama peygamber efendimiz (SAS) vasıtasıyla beyan edilmiştir. Böylelikle yabancı dil olarak kalmamıştır.
    • 15.ayet emrolunduğun gibi dosdoğru ol.
    • Bebek olma durumu (erkek, kız, ikiz veya kısırlık durumu) Allah’a bağlıdır.
  • 43 – ZUHRUF
    • 89 ayet, 6.5 sayfadır.
    • Zuhruf altın, ziynet demektir.
    • Mekki surelerin genel özelliklerini taşımaktadır (huruf-u mukatta – vahdaniyet, risalet, diriliş, ceza).
    • 5. ayet: Artık bir haddi aşanlar topluluğu oldunuz diye, Zikri sizden (uzaklaştırıp size Kur’ân’ı indirmeyi) terk mi edelim?
    • Yerin beşik gibi olması bu sayede yolların meydana gelmesi.
    • Gökten bir ölçü ile suyun indirilmesi, susuz yerlerin hayat bulmasının yeniden dirilişe örnek verilmesi.
    • Gemi ve hayvanlara (tüm bineklere) binerken şükredilmeli. Efendimiz (SAS) bir bineğe binince 3 kez tekbir getirir ve Zuhruf suresinin 13. ayetini (bu) okurdu.
    • Meleklerin Allah’ın kızları, İsa ise çocuğudur diyen müşriklere karşı cevap veriliyor. Kız çocuğunuz olduğunda utanıp, melekleri Allah’ın kızları olarak yakıştırıyorsunuz.
    • Hz. İbrahim’in babasına ve kavmine söylediklerini içeriyor (zürriyeti ile de delil verilmiş).
    • 31. ayet Kuran iki şehirden birindeki büyük birine indirilmeli değil miydi (Mekke – Velid bin Muğire ve Taif’li – Urve İbni Mesud iki zengin)?
    • 32. ayet: Rabbinin rahmetini onlar mı paylaştırıyorlar? Dünya hayâtında onların geçimliklerini aralarında, biz paylaştırdık; bir kısmı bir kısmını hizmetkâr edin(erek yanında çalıştır)sın diye, kimilerini kimilerinin üstünde derecelerle yükselttik. Rabbinin rahmeti ise, (onların)biriktirmekte oldukları şeylerden hayırlıdır (Velid bin Muğire anlatıldığı söyleniyor).
    • 33. ayet ahiretteki kazancın kıymetini anlatıyor. Eğer müslümanlar da meyletmeyecek olsa tüm dünya nimetleri kafirlere verilirdi. Bu ayet ile dünya mal mülkünün kıymetsizliği ifade ediliyor.
    • 36. ayet: Kim Rahmân’ın zikrini görmezlikten gelirse, (biz) ona bir şeytanı musallat ederiz de, o ona arkadaş olur.
    • 37. ayet: Hâlbuki şübhesiz onlar (o şeytanlar), bunları mutlaka (doğru) yoldan çıkarırlar da,(o kâfirler) gerçekten kendilerinin hidâyete erdirilmiş kimseler olduklarını sanırlar.
    • Mucizelere inanılmadığından bahsedilmiş. Hz. Musa ve sihir kıssası.
    • Hz. İsa’ya tapınılması ile çelişki oluşuyor gibi göstererek gülüşmeleri üzerine ayetle cevap geldi.
    • 61. ayet: Hâlbuki şübhesiz o, (Îsâ’nın âhir zamanda yeryüzüne gönderilişi), kıyâmet için elbette bir bilgi (bir alâmet)tir; sakın onda şübheye düşmeyin ve bana (şeriatime) tâbi’ olun! Bu dosdoğru bir yoldur (Hz. İsa yeryüzüne indiğinde herkesçe direk şahsiyeti tanınmayacak).
    • Yazıcı meleklerden bahsedilmiştir.
    • Kıyametin vaktini ancak Allah bilir.
    • 86. şefaatle alakalı (Hz. İsa, Hz. Uzeyr ve melekler).
    • 87. ayet ibretliktir. Celâlim hakkı için, eğer onlara kendilerini kimin yarattığını sorsan, mutlaka ‘Allah!’ diyeceklerdir; öyle ise (haktan) nasıl çevriliyorlar?
    • Dünya nimetlerine kapılanlar anlamazlar. Surenin temelinde dünya nimetleri anlatılıyor. Onlar anlamıyor diye  biz duruşumuzu değiştirecek değiliz. Selam der geçeriz.
  • 44 – DUHAN
    • 59 ayet, 3 sayfadır.
    • Duhan duman demektir. 3 farklı şekilde yorumlanmıştır.
      1. Kıyamet kopacağı sırada ortaya çıkacak olan duman.
      2. Peygamber efendimiz (S.A.S)’in bedduası üzerine Mekke’de ortaya çıkan kıtlıkta insanların gökyüzüne baktığında açlıktan gördüğü duman.
      3. Mekke fethinde müslümanların atlarından çıkan duman.
    • Kim bu sureyi gece okursa geçmiş duaları affolur şeklinde hadis-i şerif vardır.
    • Kuran’ın indirildiği geceden bahsediliyor bu gecenin kadir gecesi olduğu ifade edilir, bazı alimler ise berat gecesi olabileceği söyler. 4. ayet berat gecesini işaret ediyor olabilir.
    • Musa A.S.’dan kıssa veriliyor. Kıyamet ile de tehdit ediliyor (denizin yarılması, İsrailoğullarının firavundan kurtarılması).
    • Tubba Yemen hükümdarlarına verilen isimdir. Tubba iman etmiş ama halkı iman etmemiştir (kavim helak olmuştur). Yahudilerle kıyaslanırken onlar sizden daha hayırlıdır şeklinde ifade edilmiştir.
    • 29. ayet ehli dalalet ölünce semavat ve zemin ağlamaz (demekki salih kişiler ölünce ağlar).
    • İsrailoğullarına kendi asırlarında üstünlük verildiği anlatılır. Ne zaman tevrattan saptılar Kudüs’ü kaybettiler, müslümanlarda da aynı durum söz konusudur.
    • Cehennem azabından bahsederken zakkum ağacından bahseder (kaynama).
    • Cennet nimetlerinden de bahsetmektedir.
  • 45 – CASİYE
    • 37 ayet, 3.5 sayfadır.
    • Casiye Suresi Kuran’a yer yüzünden deliller getirir, Kuran’a inanmayan ve onunla dalga geçenlere karşıda tehdit içermektedir.
    • Mekki surelerde Allah’ın göğü ve yeri yarattığına ve onların sahibi olduğuna çokça atık vardır. Buradaki amaç çok tekrarla bunu sindirmektir.
    • 18. ayet ve devamı şeriat hakkındadır ve ilgi çekicidir.
    • 28. ayette Casiye diz çökmek demektir. İbret almak gerekir.
  • 46 – AHKAF
    • 35 ayettir, 4.5 sayfadır.
    • Peygamber efendimiz (S.A.S.)’e söylenenlere cevap var, tehdit var.
    • Tevhid – Peygamber efendimiz (SAS) ve Kuran’ı müdafaa Ana, babalık ve evlat konusu – Hud Ahkaf geçmişten örnek ve ibret.
    • Hud kavmi Ahkaf’da yaşıyordu (Yemen’de denize nazır bir belde). Ahkaf uzun ve yüksek kum tepesi manasındadır.
    • Yemen’deki nusaybin cinlerinden ve müslüman olmalarından bahseder.
    • Ulül azm peygamberler (azim ve sebat sahibi, en titiz peygamberler) Hz. Nuh, Hz. İbrahim, Hz. Musa, Hz. İsa, Hz. Muhammed (S.A.S.) + Hz. İsmail, Hz. Yakup, Hz. Yusuf, Hz. Eyyub. Başka bir görüşe göre de bütün peygamberlerdir.
    • Münezzel (kuran) kitab ve kevni (kainat) kitab
    • Kuran üslubuyla direkt olarak inanmayanları reddetmiyor. Üslup ile onlara açık kapı bırakıyor.
    • Peygamber efendimiz (SAS) Taif’ten sonra nusaybin cinleri hadisesi meydana gelmiştir. Bunun hikmeti siz (insanlar) dinlemezseniz elbet dinleyecek biri bulunur anlamındadır.
    • Cinler (şeytan da dahil) ateşten yaratılmıştır.
  •  47 – MUHAMMED (S.A.S.)
    • 38 ayet, 4 sayfadır.
    • Savaşın ve cihadın hikmetlerinden dolayı kital suresi olarak da bilinir.
    • Kafirlerden, müslümanlardan ve onların amellerinden bahsediyor.
    • Savaşta güçlüyseniz savaşı bitirmeden barış istemeyin.
    • Özetle istersen sulh ve selamet hazır ol cenge diyor.
  • 48 – FETİH
    • 29 ayet, 4.5 sayfadır.
    • Hudeybiye’den dönüşte indiriliyor.
  • 49 – HUCURAT
    • 18 ayet, 2.5 sayfadır.
    • Hucurat hücrenin çoğulu demektir (Peygamber efendimiz (S.A.V.)’in hücresi/hücreleri).
    • Edepten bahseder.
    • İnsanlara isim takılmamalı.
  • 50 – KAF
    • 45 ayet, 2.8 sayfadır.
    • Genel itibariyle haşir anlatılmaktadır.
    • Vahdaniyet – Biset – Risalet  – Haşr
    • Mekki ayetler dörde ayrılır. İlk 1-3 yıllar, 3-5 yıllar, 5-10 ve 10’dan hicrete kadar olan yıllar.
    • Bayram ve Cuma hutbelerinde Efendimiz (S.A.V.) tarafından okunmuştur.
  • 51 – ZARİYAT
    • 60 ayet, 3 sayfadır.
    • Tozu toprağı etrafa savuran rüzgar demektir.
    • Kıyametin kesin olduğu anlatılır.
    • Bazı kıssalar anlatılır.
  • 52 – TUR
    • 49 ayet, 2.5. sayfadır.
    • Ahireti anlatmaktadır. Tehdit vardır.
  • 53 – NECM
    • 62 ayet, 2.5 sayfadır.
    • Necm yıldız demektir.
    • Vahiyin Cebrail (A.s.) tarafından nasıl indirildiği anlatılır.
    • İçerisinde secde ayeti olan ilk suredir.
  • 61 – SAFF
    • 14 ayet, 1.5 sayfadır.
    • 4.ayet;
      • Cihadın nasıl yapılacağı. Savaşın nasıl yapılacağı.
      • Saff – dizi sıralanma demektir.
      • Zuhruf 36
      • Allah (C.C.) ve Resulüne (S.A.V) imandan sonra cihad
      • Hadis çok kısmı cihada ayrılmıştır.
      • Macar Goldziher Oryantalist
      • Kudüslü Edward W. Sait
      • Oryantalist – kadın, cihat, cehalet
      • Rufeyde binti Sad
      • Allah’ın hoşnut olduklarını yaymak, olmadıklarını ise engellemektir.
      • Beşir bin Hasasiye
      • Ali İmran 142
      • Huday bin İyaz
      • Hadid 16
      • Tevbe 24
      • Allah yolunda savaş – Kıtak – Fi Sebilillah
  • 94 – İNŞİRAH
    • 8 ayet, 0.3 sayfadır.
    • Müslüman boş durmamalıdır.
    • Müslüman ümitsizliğe kapılmamalıdır.
    • Sadır göğüs, yürek anlamındadır.
  • 103 – ASR
    • 3 ayet, 0.2 sayfadır.
    • İkindiye yada zamana yemin olsun.
    • Sahabeler bir araya toplandığı zaman Asr okumadan ayrılmazlardı.

UYAP Döküman Editörü Mobil İmza ile İmzalama

UYAP Döküman Editöründe bir belgeyi açıp imzalamak için öncelikle programı açıyoruz. Sonra Dosya > Aç diyip imzalayacağımız dosyayı seçiyoruz. Sonra Araçlar sekmesine geliyoruz. Dökümanı Mobil İmzala diyoruz.

Eğer bir sorun çıkmaz ise TELEFONA İSTEK GÖNDERİLDİ. CEVAP BEKLENİYOR şeklinde bir uyarı alacaksınız ve telefonunuza bildirim gelecektir. Mobil imza şifrenizi girerek işleminizi tamamlayabilirsiniz. Mobil imza aşamasında hata alırsanız bağlantıdaki yazı belki size yardımcı olabilir.

UDF Uzantılı Dosya Nasıl Açılır? UYAP Döküman Editörü Kurulum ve Kullanımı

UDF uzantılı bir dosyayı görüntüleyebilmek yada düzenleyebilmek için Adalet Bakanlığı’nın UYAP (Ulusal Yargı Ağı Bilişim Sistemi) Döküman Editörü’nü kullanmanız gerekmektedir. Ayrıca bilgisayarınızda JAVA’nın kurulu olması da gerekmektedir. Başarılı bir kurulum ve kullanım için aşağıdaki adımları takip edebilirsiniz.

  1. Şu bağlantıdan JAVA’yı kurmalısınız.
  2. JAVA’yı kurduktan sonra path ayarlaması yapmak gerekiyor. Bunun için öncelikle JAVA path’inizi kopyalayın. Bu path bende şu şekildeydi; C:\Program Files (x86)\Java\jre1.8.0_191\bin
  3. Path’i kopyaladıktan sonra Denetim Masası > Sistem ve Güvenlik > Sistem > Gelişmiş Sistem Ayarları > Ortam Değişkenleri diyerek pencereyi açıyoruz ve aşağıdaki şekilde JAVA path’i PATH’e ekliyoruz.
  4. Daha sonra UYAP Döküman Editörünü indirip kuruyoruz.

Kurulum tamamlandıktan sonra masaüstündeki UYAP Döküman Editörü kısayoluna tıklayarak programı çalıştırıyoruz. Artık UDF uzantılı dosyaları bu program vasıtasıyla açıp düzenleyebilirsiniz.

Turkcell mobil imza nasıl alınır ve kullanılır?

  • Turkcell‘den ilk defa mobil imza alacaksınız öncelikle bir Turkcell İletişim Merkezine gitmeniz gerekiyor. Orada öncelikle sim kartınızın uyumlu olup olmadığını soruyorlar. Uyumlu olması için 128 KB olması gerekiyor. Uyumlu olup olmadığına kendileri sistemlerinden de bakabiliyorlar. Eğer uyumlu değil ise ücretsiz bir şekilde size yeni bir sim kart veriyorlar.
  • Daha sonrasında ön başvurunuzu gerçekleştiriyorlar. Ön başvurudan sonra sistemlerinde bir problem çıktı benim başvurum esnasında bir müddet beklemek zorunda kaldım. Sistem geldikten sonra tablet ile kimliğimin resmi çekilerek ve tablet üzerinden imza atarak başvurumu tamamlayabildim. Başvuru esnasında yanınızda kimliğinizin olması zorunludur (yanınızda ehliyet vs. gibi ikinci bir kimlik de götürmenizi tavsiye ederim, her ne kadar tek kimlikle hallolsa da).
  • Başvuru tamamlandıktan sonra 2929‘a Durum yazıp SMS göndererek başvurunuzun durumunu kontrol edebilirsiniz.
  • 1 gün sonra başvurum kabul edildi. Başvurum kabul edildikten sonra bana 532 numaralı telefondan bilgi verildi. Ve başlatma kodu ismiyle bir kod verildi. Telefon kapatıldıktan sonra telefonunuzda açılacak olan pencereye bu kodu girmeniz gerekiyor. Bu kodu telefonuma kaydetmiştim ki pencere açıldı tekrar kodu görmek için açtığımda pencere kayboldu. Kodu giremedim, bu durumda 5073’e EVET yazıp gönderirseniz pencere yeniden geliyor. Buraya kodu girip, mobil imza şifrenizi belirlediğinizde mobil imzayı kullanabileceğinize dair bir bildirim sms’i geliyor.
  • Sonrasında mobil imzanın çalışıp çalışmadığını denemek için e-devlet uygulamasına mobil imzayla giriş yapmayı denedim.  Telefona gelen bildirimi kabul edip şifrenizi girdikten sonra girişiniz imzalanacak ve giriş yapabilirsiniz.

Dolayısıyla TURKCELL’e yaptığım mobil imza başvurusu 1 gün sonra kabul edildi ve kullanmaya başladım. Kasım 2018 itibariyle kişisel mobil imza kullanım ücreti aylık 8 TL olarak faturama yansımaktadır.

Yaman Dede Kimdir?

Kayseri Büyükşehir Belediyesi aylık olarak Şehir adında kültür sanat dergisi çıkarmaktadır. Bu derginin içeriğinden dolayı, şehir için büyük bir hizmet olduğunu düşünmekteyim. Derginin 22. sayısının konularından biri de Yaman Dede’ydi. Yazı benim ilgimi çekti burada o yazıdan parçalar paylaşmak istiyorum. Bu yazıyı dergi için hazırlayan kişi ise Mustafa Söğüt. Dergiye internetten ulaşmanız da mümkün.

Ayrıca daha önce yazdığım kendisinin adı verilen YAMAN DEDE CAMİİ – TALAS PANAYA RUM KİLİSESİ hakkındaki yazıyı da buradan paylaşmak istedim.

Yaman Dede Kayseri’inin Talas ilçesinde Rum iplik tüccarı Yuvan Efendi ile Afurani Hanım’ın oğlu olarak 1887 yılında dünyaya gelir. İsmini Diyamandi koyarlar. Kayseri’de doğmasına rağmen doğduğu mekânda uzun bir yaşayışı söz konusu değildir. Daha on aylık iken ailesi Kastamonu’ya taşınır. Ancak kim ne derse desin insan doğduğu mekânın ruhunu taşır. Tıpkı doğduğu mekâna ruhunu bıraktığı gibi. Kastamonu’da ilköğrenimini Rum Ortodoks Mektebinde yapan Diyamandi, 1901’de İdadi’ye girer. Yaman lakabının izine de ilk bu dönemde rastlıyoruz. İdadi’deki arkadaşları Diyamandi’yi “Yamandî Molla” ya dönüştürmeye başlamışlardır bile.

Kendisine böyle bir lakabın takılmasını ya da diğer deyişle Diyamandi’nin Yaman Dede’ye dönüşümünü Yaman Dedenin kendi dilinden okuyalım: “Rüştiye birinci sınıfta iken 13 yaşımda idim. Bu sınıfta Arapça ve Farsça dersleri başlar. Bütün dersleri sevmeme karşın Türk Edebiyatı ile birlikte Arapça ve Farsça’ya pek düşkündüm. Rüştiye ikinci sınıfta ders yılının ortalarındayız. Farsça Hocamız, Şeyh Sadi’nin Gülistan’ını okuturdu. Arada sırada başka manzumeler de yazdırırdı. Bir gün siyah tahtaya yazdığı birkaç beyit kalbimi tutuşturmaya yetti. O beyitleri bugün gibi hatırlıyorum. Mesnevi’nin ilk beyitleri idi:

Dinle neyden ki hikayet etmede 
Ayrılıklardan şikâyet etmede

Tahtaya yazılan ismi bana pek tatlı geldi. Okunan beyitler beni derinden sarstı. Son beyit ise içimi yaktı. O an içimde yanmaya başlayan aşk ateşini kelimelere dökmekte aciz kalıyorum.”

Aslında başlayan yangın bir pişmenin, olmanın ve bulmanın yangınıydı. O aşk ateşinin içine düşmüştü. Aşk ateşinde ise kül olmadan köz olmak gerekiyordu. Köz olmadan göz olunamazdı. Bunun için de aşk atına binmek gerekiyordu. Menzile ulaşmak için, aşk ateşinde pişip olmak için aşk atına binmek sürmekle başlıyordu her şey. Bütün yollar O’na çıkar. Dolayısıyla bütün yolculuklar da O’na yapılır. Diyamandi’nin Erciyes’in duldasından taşıdığı ruhu, Kastamonu’nun mekân dünyasında mücessem hale geliyor ve kitap kitap, şiir şiir doluyordu o sonsuz gönüle.

Derslerle başlayan yolculuk hali kitaptan kitaba bir bakıma halden hale devam eder. İçinde yaşadığı toplum onu Hıristiyan olarak nitelese de başta arkadaşları ve hocaları onu asla öyle kategorize etmez. Çünkü ateşi bilen yanmayı da görür. Diyamandi’nin gönlündeki yangını ona Şirazi’yi, Mevlana’yı, Yunus’u okutanın bilmemesi hissetmemesi mümkün müydü? Zaten Anadolu insanı, Hıristiyan da olsa, Yahudi de olsa yıllardır iç içe yaşadığı, kendi gibi giyinen, kendi gibi yaşayan insanı kendi gibi görmez mi? Kayseri, Kastamonu, İstanbul Rumların, Ermenilerin ve Türklerin bu bağlamdaki hikâyeleri ile dolu.

Kendi yangınını şöyle anlatır Yaman Dede: “30 Mart 1941 Pazar sabahı erken uyandım. Ortalık henüz ağarmaya başlamamıştı. İçimde şiddetli bir teessür, fakat sebebi meçhul… Kalbimden kan damlıyor, bütün benliğimi tatlı bir alev yakıyordu. Sabaha kadar ağlamış gibiydim… Gözlerimi tekrar yumdum. İç âlemime gömülmek, hiçbir şey düşünmeden saatlerce hareketsiz kalmak istiyordum… Sanki kalbim durmuştu, sanki nefes almıyordum!.. Aradan ne kadar zaman geçti bilmiyorum. Gözlerimden yakıcı damlalar fırlamaya, ruhuma şu mısralar damlamaya başladı. Anladım ki benim ulu cananım geceden gelmiş, ruhumu neşterlemişti. Ruhum kanıyordu. Ve bu kanama neticesinde şu manzume doğuyordu:

Yıllardır arar dîdelerim gelmez o cânân
Yıllarca uzaklarda yanan dîde-i giryân 
Bir dem görün Allah için üftâdene bir an
Göster bana dîdârını gel ey ulu sultan

Senden gelen âvâze-i kudsîye vuruldum 
Bir lâhzada yüz bin kere coştum da duruldum 
Hasretle döndüm, ne yazık, işte yoruldum
Göster bana dîdârını gel ey ulu sultan

Sordum seni kartallara kıskandılar onlar,
Sordum seni şimşeklere hep yandılar onlar,
Sordum seni ummanlara nâlândılar onlar,
Göster bana dîdârını gel ey ulu sultan

Sultan Veled’in pâyine düştüm de geçende
Sordum seni âhım yanarak kalb-i dehende,
Bir kerrecik olsun gelerek hâbıma sen de
Göster bana dîdârını gel ey ulu sultan

Yüzler süreyim, bastığı toprakları göster
Enfasını emmiş bana yaprakları göster.”

Yaman Dede üniversite için İstanbul’a gelir. Hukuk Fakültesi’nde okuyacaktır. Tıpkı lise gibi fakülteyi de başarı ile bitirir ve devlette görev alır. Ancak Yaman Dede bu. Gerek üniversite döneminde gerekse memuriyet döneminde hocalardan ders almaya devam eder. Bu dönemde İslami ilimlere daha çok yönelir. Galata Mevlevihanesi artık sık gelip gittiği mekânlardan biri olacaktır. Çünkü Ahmet Remzi Akyürek hocasıdır. Ahmet Remzi Dede’den Mesnevi okumaya başlar. Böylelikle Kayseri, Kastamonu, İstanbul’dan sonra mekân olarak onun anlam dünyasına bir şehir daha girer. O da Mevlana’nın mekânı Konya’dır. Bu arada İstanbul’da yaşadığı mekânı da unutmamak gerekir. Çamlıca’nın eteklerinde Üsküdar’da (Acıbadem) yaşaması onun anlam dünyasını tanımamız açısından önemlidir. Onun Müslümanlığında elbette ki Mevlana ve iki eseri (Divan-ı Kebir ve Mesnevi ve Ankaravi’nin Mesnevi Şerhi) çok önemli bir payeye sahiptir. Ahmet Remzi Akyürek bu anlamda en tesirli hocasıdır. Hatıralarında özellikle bunun altını çizer. 1940’larla birlikte başta azınlıklara mensup kız ve erkek liseleri olmak üzere çeşitli okullarda Türk Edebiyatı ve Farsça okutan Yaman Dede, devlet hizmetinden ayrılmış, bağımsız bir eğitimci olur. Eğitimciliğin yanı sıra geçim derdi için olsa gerek avukatlık yapmaya da başlar. Aynı dönemde Anadolu’nun pek çok şehrinde Mevlana konulu konferanslar vermeye başlar. 1941 yılında böyle bir konferans bağlamında Kayseri’ye, doğduğu topraklara yeniden gelir.

55 yaşında iken 15 Şubat 1942 de ismini değiştirir ve Mehmet Abdülkadir KEÇEOĞLU adını alır. Lakin eşi ve kızı bu kararına karşı çıkarlar. “Tam kırk yıl bazen sahursuz bazen iftarsız oruçlar tuttum, ama ailem bunu hiç bilmedi!..” diyen Yaman Dede aslında malumu ilan etmiştir. O aslında ailesiyle yaşarken de Müslümandır. Müslümanca bir hayat yaşamasına rağmen bunu deklare ettiğinde ailesi karşı çıkmıştır. Hatta rivayete göre Patrikhane de devreye girer. Kimine göre Patrikhane eski dinine dönmesi için, kimine göre de karısından boşanması için baskı yapar. Fakat o, o kadar rikkat sahibi bir insandır ki kimseyi incitmeden sessizce evden ayrılır ve yalnız yaşamaya başlar. “Aşkımın bedeli bu yaşananlar. Sizler sakın üzülmeyiniz. Aşk, ıstırapsız olmaz. Size acı vermeye hakkım yok. Bu ev ve içindekiler size kalsın. Elveda!..” diyerek karlı bir Şubat günü ceketini alıp çıkmıştır.

Uzun süre kendini ilme veren ve yalnız yaşayan Yaman Dede daha sonra ikinci evliliğini yapar. Arkadaşlarının vesile olması ile ilkokul öğretmenliğinden emekli Hatice Hanım’la evlenen Yaman Dede, eski karısı ve kızıyla da kurbiyyet bağını hiçbir zaman kesmemiş ve onların kendisine muhtaç oldukları zamanda hep yanlarında olmuştur.

Yaman Dede’nin hayatındaki izler ve işaretler de önemlidir bizim için. Onun en önemli özelliklerinden birisi öğrencileri ve hocaları ile veya dostları ile yazışmalarıdır. Kendi el yazısı ile önemli miktarda mektup yazdığı bilinmektedir.

İstanbul’da yaşarken Pazartesi akşam namazlarını, Cuma günleri ise Cuma namazını mutlaka Eyüp Sultan Camiinde kılar. Onu tanıyanlar bunu sağlığı elverdiği sürece hiç aksatmadığını söylerler.

1962 yılına kadar Bağlarbaşı’ndaki Yüksek İslam Enstitüsü’ndeki (bugünkü Marmara Üniversitesi İlahiyat Fakültesi) derslerine devam eder. 75 yaşındadır. 3 Mayıs Perşembe günü vefat eder ve Karacaahmet Mezarlığına Küçük Selimiye Camiinin (Çiçekçi Camii) karşısına defnedilir.

Gönül hûn oldu şevkınden boyandım yâ Resûlallâh 
Nasıl bilmem bu nîrâna dayandım yâ Resûlallâh 
Ezel bezminde bir dinmez figândım yâ Resûlallâh 
Cemâlinle ferah-nâk et ki yandım yâ Resûlallâh.

Yanan kalbe devâsın sen, bulunmaz bir şifâsın sen 
Muazzam bir sehâsın sen, dilersen reh-nümâsın sen 
Habîb-i Kibriyâsın sen, Muhammed Mustafâ’sın sen 
Cemâlinle ferah-nâk et ki yandım yâ Resûlallâh.

Gül açmaz, çağlayan akmaz, İlâhî nûrun olmazsa 
Söner âlem, nefes kalmaz, felek manzûrun olmazsa 
Firâk ağlar, visâl ağlar, ezel mestûrun olmazsa 
Cemâlinle ferah-nâk et ki yandım yâ Resûlallâh.

Erir cânlar o gül-bûy-ı revân-bahşın hevâsından 
Güneş titrer, yanar dîdârının, bak, ihtirâsından 
Perîşân bir niyâz inler hayâtın müntehâsından 
Cemâlinle ferah-nâk et ki yandım yâ Resûlallâh.

Susuz kalsam, yanan çöllerde cân versem elem duymam 
Yanardağlar yanar bağrımda, ummanlardan nem duymam 
Alevler yağsa göklerden ve ben messeylesem duymam 
Cemâlinle ferah-nâk et ki yandım yâ Resûlallâh.

Ne devletdir yumup aşkınla göz, râhında cân vermek 
Nasîb olmaz mı Sultânım haremgâhında cân vermek 
Sönerken gözlerim âsân olur âhında cân vermek 
Cemâlinle ferah-nâk et ki yandım yâ Resûlallâh.

Boynu büktüm, perîşânım, bu derdin sende tedbîri 
Lebim kavruldu âteşden döner pâyinde tezkîri 
Ne dem gönlüm murâd eylerse taltîf eyle Kıtmîr’i 
Cemâlinle ferah-nâk et ki yandım yâ Resûlallâh.
YANAN KALBE DEVASIN SEN
Büyük eserleri büyük âşıklar verir. 

İnsan, yandığı ölçüde yükselir. 

Ebediyet sırları ile Rabbani aşk arasında kuvvetli bir bağ vardır. 

Aldatıcı sağlık, hastalıktan daha kötüdür. 

Mütevazı görünen öyle kimseler vardır ki; kendilerini herkesten üstün görürler de tevazuu lütuf gibi etrafa saçarlar. 

Yeni olacak hiçbir şey yok. Her şey ezelde olmuş ancak, şimdi görüntü perdeye yansıyor. 

Namaz kılmak!.. Aman Allah’ım o ne büyük nimettir! Kanımla, gözyaşımla abdest alabilsem, kızgın saç üstünde namaz kılabilsem. Yanarak, kavrularak namaz kılabilsem… Namaz kanadını açmadıkça hakikate uçamazsınız!.. 

Tasavvuf bilmek işi değil; duymak ve olmak işidir. 

Vücut babamız Hazreti Âdem, Ruh babamız Hazreti Muhammed’dir. �
SÖZLERİ

YAMAN DEDE HAKKINDA YAZILAN KİTAPLAR

Sadık Yalsızuçanlar, Mustafa Özdamar (Yaman Dede), Muhsin İlyas Subaşı ve Mustafa Demirci (Yaman Dede) Yaman Dede hakkında kitap yazmışlardır.

YAHYA KEMAL’İN HAKKINDA YAZDIKLARI

Yüz sürdü gerçi pâyine çok Müslüman Dede
Mollâ-yı Rûm görmedi bundan Yaman Dede.
------------------------------------
Peygamberin ayağının izine pek çok Müslüman dede yüzünü sürdü, 
Lakin Anadolu mollaları bundan daha Yaman bir dede görmedi 

LG Webos Uydu Kanal Ayarı

LG Webos işletim sistemi gayet güzel ve kullanışlı (43UJ630V ZA). Dahili uydu alıcınız varsa uydu ayarını yapmak gayet kolay TKGS (Türksat Kanal Güncelleme Sistemi) de içerdiğinde uyduyu manuel olarak güncellemeye de gerek yok. Çünkü kendisi otomatik olarak güncelliyor. Kanal ayarını yapmak için aşağıdaki adımları takip etmeniz yeterli olacaktır.

  • Tüm Ayarlar > Kanallar > Kanal Tarama ve Ayarlar > Uydu Ayarları > Uydu #1 TURKSAT 42.0E, LNB Frekansı 9750/10600

DiSEqC değeri varsayılan olarak ‘Kapalı‘ gelmektedir. Burayı ‘A’ olarak değiştiriyoruz. Ardından ‘TAMAMLANDI‘ diyerek üst menüye geri dönüyoruz.

  • Otomatik Ayarlama > Uydu > Türksat > Başlat

Hepsi bu kadar. Arama işlemi uzun sürmeyecek çünkü uydudan kanal listesi otomatik olarak indirilecektir. Otomatik güncelleme varsayılan olarak açık gelmektedir. Bu ayar değiştirilmediği müddetçe kanallarda herhangi bir değişiklik olduğu zaman televizyonunuza otomatik olarak güncelleme indirilecektir.

WordPress yazınıza kaynak kod ekleme: Pastacode Eklentisi

WordPress’te yazınıza kaynak kod eklemek için Pastacode eklentisini kullabilirsiniz. Kurulumu ve kullanımı oldukça basit bir eklenti. Öncelikle WordPress admin panelinizden Pastacode eklentisini arayıp kuruyoruz ve etkinleştiriyoruz. Kullanım için herşey hazır. Artık yazı yazma panelinde aşağıdaki resimde görülen bir logo eklendi.

Bu butona tıkladığımızda bir menü açılıyor. Eğer bir yerden alıntı yapacaksak (Github vs.) onlardan birini seçiyoruz. Kendimiz kod yazmak istiyorsak yada başka bir yerden kopyalayıp buraya yapıştıracaksak Write code’u seçiyoruz. Aşağıda gibi bir panel açılıyor. Select a syntax seçeneğinde hangi dilde bir kod yazacaksak onu seçiyoruz. Kod kısmına da kodu yapıştırıyoruz. Diğer seçenekler de opsiyonel. Hepsi bu kadar.