Beşer idim şaşkın oldum
Yandım, belki insan oldum
Zahir nedir ki, batın nedir ki?
Dile gelmez bir sır oldumHakkın emaneti bendedir, bende
Cümle alem ol sözünde
Gurbet nedir ki, vuslat nedir ki?
Sana çıkan bir yol oldumBir gönül kırdım, ah bilmeden
Kurşunlar yağdı göklerden
Tabip kimdir ki, kalp neçedir ki?
Gelmezsen ben bir taş oldumAteş oldum, dumanım yok
Umman oldum, sahilim yok
Kalem nedir ki, kelam ne der ki?
Yarım kalan bir söz oldumGeldim dergâhına yüz çevirme bana
Kapılar kapandı deme
Vücut nedir ki, adem nedir ki?
Varlığında bir hiç oldumİbrahim Kalın
Etiket arşivi: şiir
Uçun Kuşlar
Uçun kuşlar uçun, doğduğum yere
Şimdi dağlarında mor sümbül vardır
Ormanlar koynunda bir serin dere
Dikenler içinde sarı gül vardır
O çay ağır akar, yorgun mu bilmem
Mehtabı hasta mı, solgun mu bilmem
Yaslı gelin gibi mahzun mu bilmem
Yüce dağ başında siyah tül vardır
Orda geçti benim güzel günlerim
O demleri anıp bugün inlerim
Destan-ı ömrümü okur dinlerim
İçimde oralı bir bülbül vardır
Uçun kuşlar uçun, burda vefa yok
Öyle akarsular, öyle hava yok
Feryadıma karşı aks-i sada yok
Bu yangın yerinde soğuk kül vardır
Hey Rıza kederin başından aşkın
Bitip tükenmiyor elem-i aşkın
Sende derya gibi daima taşkın
Daima çalkanır bir gönül vardır
Rıza Tevfik Bölükbaşı
Olsan da bir, olmasan da
artık görünmüyor mevsimde hüzün
bulutlar bir garip rüyaya dalmış
ufukta güneşi ağlatan yüzün
bir mültecî gibi tenhâda kalmış
toprak yandı gülüm; çeşmeler zehir
şimdi bilsen de bir, bilmesen de birkaç kere çağırdım seni öteden
turnalar uçurdum gittiğin yere
bin parça eyledin kalbimi neden
ruhum bir başına düştü göklere
bana tebessümle bakıyor kabir
şimdi gülsen de bir, gülmesen de birderdimin yangını sardı gölgeni
bir mahkûm kanıyla aktı izlerin
deniz ölesiye severken seni
neden gemileri yaktı gözlerin
yıkıldı yolunu bekleyen şehir
şimdi gelsen de bir, gelmesen de biryağmurun inceden yağdığı yerde
açan gül acıyı damıtır solar
ağustos böceği düşünce derde
içine kuşların sevdası dolar
ölü bir mahzene gömüldü kibir
artık sevsen de bir, sevmesen de birçatladı en kavî yerinden tohum
kıvılcım düşürdü sulara gonca
her akşam ölümü koklayan ruhum
seni de kuşanır hâkan olunca
bu yerde bilinir destân-ı kebir
şimdi kalsan da bir, kalmasan da birzaman ki, ardımda pervane şimdi
mekân defineler döktü yoluma
fırtınadan umut bekleyen kimdi
söyle, deniz neden gömüldü kuma
zindan çöktü gülüm; kırıldı zincir
benim olsan da bir, olmasan da birNURULLAH GENÇ
Siyah Gözlerinde Beni de Götür
Daha dokunmadan kurudu irem
Çöllere bir türlü yağamıyorum
Yeni bir koşunun başlangıcında
Biraz deprem sonrası
Biraz şehir hülyası
Bir kalp yangınından geriye kalan
Siyah gözlerine beni de götür
Artık bu yerlere sığamıyorumPembe uçurtmalar yolladığından beri
Sarardı tiryaki menekşeleri
Sonbaharın tozlu kafeslerinde
Sevgi turnaları yakalıyorum
Turnalar gidiyor; ben kalıyorum
Avareyim, asudeyim, yorgunum
Bilmiyorum neden sana vurgunum
Erzurum garında, banklar üstünde
Uyku tutmuyor karanlıkları
Yitik düşlerimi kovalıyorum
Gölgeler gidiyor; ben kalıyorumBin bir türlü kokuyorsa yaylalar
Siyah gözlerine beni de götür
Baharın koynundan koparıp sana
İpek bir mendile sardığım yüreğimle
Şehzade gülleri gönderiyorum
Umutlar kalıyor; ben gidiyorumBütün yelkenlileri, deniz fenerlerini
Kaptanları sorgulayan
Yanından geçen küheylanların
Korku tufanına yakalandığı
Siyah gözlerine beni de götür
Güneş ülkesinden gelen yiğitler
Benzeri olmayan bir dünya kursun
Cellât, ayrılığın boynunu vursunUsul usul intizarı çürüten
Bu hercai diken, bu çılgın arzu
Sürüklüyor imkânsız muştuların
Eşiğine gönül vadilerini
Bir ağaçtan düşen yapraklar gibi
Düşüyorum tanyerine
Ya topla yaralı kırlangıçları
Ya da bu vefasız şarkıyı bitir
Özgürlüğe giden tutsaklar gibi
Siyah gözlerine beni de götürNURULLAH GENÇ
Rüveyda
Fezayı bağlayarak yorgun kanatlarına
Bir güvercin uçurup kıtalar arasından
Çağırdın beni
Geçerek birer birer sürgün kanyonlarını
Derbeder koşup geldim ışıldayan tahtına
Yarım koyup bir bardak kurşun rengi çayımı
Yıkarak yalnızlığa kurduğum sarayımı
Yetim çığlıklarımı duyurmak üzre sana
Koşup geldim; iliştir beni memnu bahtınaAdını söylemek istemiyorum
Her hecesi amansız bir kor dudaklarımda
Her harfine yıllardır şimşeklerle yarıştım
Zindanlara karıştım, ölümlerle tanıştım
Adını söylemek istemiyorum
Rüveyda dediğim zaman
Anla ki, senin için yürüyor kelimeler
Çığlığımın atardamarlarındanHangi yıldızdır bilmem, gözlerin
Kayar da üzerime Rüveyda
Önce tuhaf bir deprem yayılır bedenime
Sonra açılır önümde ıstırap vadileri
Silik renkleriyle adımlarıma
Çözülmeye yüz tutan bir mazi mühürlenirHayalin bittiği menfeze doğru
Alaca bir at koşar içimde
Zamansız, mekânsız nefese doğruUslanmaz bir yürek taşıdığıma dair
Yaygın bir kanaat dolaşır aynalarda
Oysa Rüveyda
Baştanbaşa ben
Kevser akan, gül kokan bir kalbin filiziyimKitaplara sürdüğüm kapkara lekelerden
Bir anlatsam nasıl utandığımı
Bir doğrulsam eğildiğim yerlerden
Ağarır tanyeri nilüferlerin
Alaca bir at koşar içimde
Ezer toynaklarıyla anılarımıSular köpürmemeliydi Rüveyda
Kırılmamalıydı ıslak dalları hasret servilerinin
Ben zehire alışkınım, şerbete değil
Rüyalar nefret eder avare duruşumdan
Kâbuslar çeker ancak derdimi yeryüzünde
Sen gün boyu simsiyah bir ufukla beraber
Ben her gece bir Mehdî türküsüyle çilekeş
Yargılamak için zeval kayıtlarını
İnkılap bekliyorumHangi umut çiçeğidir bilmem, ellerin
Uzanır da gönlüme Rüveyda
Derinden bir ok saplanır bağrıma
Beynimi çağıran bir sese doğru
Alaca bir at koşar içimde
Zamansız, mekânsız nefese doğruVarlığın cinayettir memleketimde işlenen
Akıtır kanını asil pehlivanların
Yokluğun sükûnettir kuşatır evrenimi
Varlığın ve yokluğun ölümüdür baharınŞimdi yıldızlardan bakamıyorsun
Göklerinde bir Belkıs otururdu Rüveyda
Binlerce gökkuşağı olurdu kirpiklerin
Güneş bir anne gibi dururdu başucunda
Artık dokunamıyor kâkülün bulutlara
Karalara bürünmüş saçlarında dolunay
Ben bu kadar zulme lâyık mıyım RüveydaHangi ressamı vurur bilmem, endamın
Sarar da benliğimi
Ben beni tanımam kaldırımlarda
Kafesleri yutan kafese doğru
Alaca bir at koşar içimde
Zamansız, mekânsız nefese doğruKırmızı bir kurdele bağlayarak alnına
Duydun mu orkideye duâ eden birini
Bu ısmarlama yüzler yok mu Rüveyda
Bu yapmacık bebekler
Gözyaşı akıtırken gülenler yok mu
Beni kahrediyor geceler boyuHangi çağın gelişidir bilmem, gülüşün
Soluk bir dünyanın mezarlarına
Gömerek gurbetimi
Kapadı karanlığa Yesrib, kapılarını
Meydan okuyuşun çağın ordularına
Bilmem hangi mevsimin başlangıcıdır
Doruklardan öte hevese doğru
Alaca bir at koşar içimde
Zamansız, mekânsız nefese doğruYasını tutuyorum kararttığım düşlerin
Yıpranmış divaneler gibiyim sokaklarda
Amansız bir yalnızlık üfleyen pencereler
Lif lif yoluyor kahır seyyahı bedenimi
Önümde, haksızlığın hesaba çekildiği
Siyahın simsiyahı tanımadığı mahşer
Arkamda, kare kare ömrümü belirleyen
Hatırladıkça yanıp tutuştuğum resimlerSöyle, nasıl aşarım pişmanlık dağlarını
Yeniden bir Nil olup taşar mıyım çöllere
Kim giydirir başıma tacını nihayetin
Kim takar bileğime hürriyet künyesini
Karada balık gibi nasıl yaşarım, söyle.Rüveyda, seziyorum; tahammülün kalmadı
Ama dur, boşaltayım bütün çığlıklarımı
Asırlardır köhne barınaklarda
Küflenen, çürüyen çığlıklarımıAt vuruldu; içim paramparça Rüveyda
Gölgelerin ardına sakladım kusurumu
Sen orda kayıtsızca gülümsüyor gibisin
Ben burda damla damla eriyip akıyorum
Yine de, bırakamam yerlere gururumu
İstenmediğim yeri usulca terk ederim
Hâtıra kalsın diye bırakır da ruhumu
Mahzun bir derviş gibi boyun büker, giderim.NURULLAH GENÇ
Kahrın da hoş, lütfunda hoş
[pastacode lang=”markup” manual=”Cana%20cefa%20k%C4%B1l%20ya%20vefa%0AKahr%C4%B1n%20da%20ho%C5%9F%2C%20lutfun%20da%20ho%C5%9F%2C%0AYa%20derd%20g%C3%B6nder%20ya%20deva%2C%0AKahr%C4%B1nda%20ho%C5%9F%2C%20lutfun%20da%20ho%C5%9F.%0A%0AHo%C5%9Ftur%20bana%20senden%20gelen%3A%0AYa%20hilat-%C3%BC%20yahut%20kefen%2C%0AYa%20taze%20g%C3%BCl%2C%20yahut%20diken..%0AKahr%C4%B1nda%20ho%C5%9F%20lutfun%20da%20ho%C5%9F.%0A%0AGelse%20celalinden%20cefa%0AYahut%20cemalinden%20vefa%2C%0A%C4%B0kiside%20cana%20safa%3A%0AKahr%C4%B1n%20da%20ho%C5%9F%2C%20lutfun%20da%20ho%C5%9F.%0A%0AGer%20ba%C4%9F-u%20ger%20bostan%20ola.%0AGer%20bend%C3%BC%20ger%20zindan%20ola%2C%0AGer%20vasl-%C3%BC%20ger%20hicran%20ola%2C%0AKahr%C4%B1n%20da%20ho%C5%9F%2C%20lutfun%20da%20ho%C5%9F.%0A%0AEy%20padi%C5%9Fah-%C4%B1%20Lemyezel!%20%0AZat-%C4%B1%20ebed%2C%20hayy-%C4%B1%20ezel!%20%0AEy%20lutfu%20bol%2C%20kahr%C4%B1%20g%C3%BCzel!%20%0AKahr%C4%B1nda%20ho%C5%9F%2C%20lutfun%20da%20ho%C5%9F.%0A%0AA%C4%9Flat%C4%B1rs%C4%B1n%20zari%20zari%2C%0AVerirsen%20cennet-%C3%BC%20huri%2C%0ALay%C4%B1k%20g%C3%B6r%C3%BCr%20isen%20nari%2C%0AKahr%C4%B1nda%20ho%C5%9F%2C%20lutfun%20da%20ho%C5%9F.%0A%0AGerek%20a%C4%9Flat%2C%20gerek%20g%C3%BCld%C3%BCr%2C%0AGerek%20ya%C5%9Fat%20gerek%20%C3%B6ld%C3%BCr%2C%0AA%C5%9F%C4%B1k%20Yunus%20sana%20kuldur%2C%0AKahr%C4%B1nda%20ho%C5%9F%2C%20lutfun%20da%20ho%C5%9F.” message=”YUNUS EMRE” highlight=”11-14″ provider=”manual”/]
Gelsen de bir, gelmesen de
Artık olan oldu bize
Gelsen de bir gelmesen de
Gelemeyiz biz yüz yüze
Gelsen de bir gelmesen de
Hep kendini çektin naza
Yok bahara yahut yaza
Bıktım gayrı yaza yaza
Gelsen de bir gelmesen de
Demir tavında döğülür
Ağaç yaş iken eğilir
Çocuk küçükken sevilir
Gelsen de bir gelmesen de
Bir candır bu, bir andır bu
Giden gelmez, bir handır bu
Dağ-taş değil, insandır bu
Gelsen de bir gelmesen de
Göreceğin bir boş kafes
Ceset kalmış, çıkmış nefes
Nerde o can, nerde o ses
Gelsen de bir gelmesen de
Serdengeçti artık bitti
Bu ayrılık cana yetti
O bir kuştu, uçtu gitti
Gelsen de bir gelmesen de
OSMAN YÜKSEL SERDENGEÇTİ
Uçurumun kenarındayım Hızır
[pastacode lang=”markup” manual=”U%C3%A7urumun%20kenar%C4%B1nday%C4%B1m%20H%C4%B1z%C4%B1r%0AUlu%20dilber%20kalesinin%20burcunda%0AMuhte%C5%9Fem%20belaya%20naz%C4%B1r%0ATopuklar%C4%B1m%20bo%C5%9Flu%C4%9Fun%20avcunda%0ADerin%20yar%20ad%C4%B1m%C4%B1%20%C3%A7a%C4%9F%C4%B1r%C4%B1r%0ADikildim%20parmaklar%C4%B1m%C4%B1n%20ucunda%0ABir%20gamzelik%20r%C3%BCzg%C3%A2r%20yetecek%0AHa%20itti%20beni%2C%20ha%20itecek%0AU%C3%A7urumun%20kenar%C4%B1nday%C4%B1m%20H%C4%B1z%C4%B1r%0ACivan%20haz%C4%B1r%0ADivan%20haz%C4%B1r%0AFerman%20haz%C4%B1r%0AKurban%20haz%C4%B1r%0A%0AU%C3%A7urumun%20kenar%C4%B1nday%C4%B1m%20H%C4%B1z%C4%B1r%0AG%C3%BCzelli%C4%9Fin%20zulme%20%C3%A7ald%C4%B1%C4%9F%C4%B1%20s%C4%B1n%C4%B1r%0ABa%C5%9F%C4%B1m%20d%C3%B6ner%2C%20beynim%20bulan%C4%B1r%0AEl%20etmez%0AGel%20etmez%0AG%C3%BClce’m%20uzaktan%20dolan%C4%B1r%0AU%C3%A7urumun%20kenar%C4%B1nday%C4%B1m%20H%C4%B1z%C4%B1r%0AG%C3%BClce%20bir%20davet%0AMecaz%20de%C4%9Fil%0AMaraz%20de%C4%9Fil%0AG%C3%BClce%20bir%20afet%0APeri%20de%C4%9Fil%0AHuri%20de%C4%9Fil%0AG%C3%BClce%20beyaz%20sihir%0AG%C3%BClce%20%C3%B6l%C3%BCmc%C3%BCl%20naz%0ABuram%20buram%20zehir%0AYar%20y%C3%BCz%C3%BCnde%20infaz%0A%0ABir%20gamzelik%20r%C3%BCzg%C3%A2r%20yetecek%0AHa%20itti%20beni%2C%20ha%20itecek%0AG%C3%BCzelli%C4%9Fin%20zulme%20%C3%A7ald%C4%B1%C4%9F%C4%B1%20s%C4%B1n%C4%B1r%0AU%C3%A7urumun%20kenar%C4%B1nday%C4%B1m%20H%C4%B1z%C4%B1r%0ABen%20fakir%0AEn%20hakir%0ABin%20taksir%0AAte%C5%9Ften%0AKalle%C5%9Ften%0AM%C4%B1zrakla%20g%C3%BCrzden%0ADabbet%C3%BClarz’dan%0ADeccal%E2%80%99dan%2C%20yedi%20d%C3%BCvelden%0AKorku%20nedir%20bilmeyen%20ben%0ATir%20tir%20titriyorum%20G%C3%BClce%E2%80%99den%0A%C3%96d%C3%BCm%20patl%C4%B1yor%20G%C3%BClce%E2%80%99ye%20bakmaktan%0ANutkum%20tutuluyor%2C%20%C3%BCrperiyorum%0ASaniyeler%20g%C3%B6zlerimde%20birer%20can%0AHer%20saniyede%20bir%20can%20veriyorum” message=”Ömer Lütfi METE” highlight=”” provider=”manual”/]