Yazar arşivleri: Nuh Azgınoğlu

AVANOS İLÇESİNİN FİZİKİ COĞRAFYA AÇISINDAN MONOGRAFİSİ

Giriş

Nevşehir, İç Anadolu Bölgesi’nin Orta Kızılırmak Bölümünde yer almaktadır. Çalışma alanı olan şehrin ise komşu yerleşmelerle olan yönetsel sınırı kabaca, kuzeyde Çat, Nar ve Sulusaray, doğuda Göreme ve Uçhisar, güneyde Göre ve Boğazköy, batıda Balcın ve Alacaşar belediyeleri yönetsel alanı sınırıyla çevrelenmiştir. Şehrin eski isminin “Nyssa” olduğu ileri sürülmektedir. Bölgenin Osmanlı idaresine girmesinden sonra Nyssa yerini “Muşkara” adlı bir köye bırakmıştır. XVIII. yüzyılda Nevşehirli Damat İbrahim Paşa’nın sadrazam olmasıyla birlikte hızlı bir şehirleşme sürecine giren Muşkara’nın adı “yeni şehir” anlamında “Nevşehir” olarak değiştirilmiştir. Nevşehir’de belediye geçici hizmet sınırı içerisindeki yerleşim alanı 24,04 km²’lik bir yer kaplamaktadır. Belediye yönetsel alan sınırı ise 92,66 km²’dir. Şehir 2015 yılı itibariyle 21 mahalleye ve 98.713 kişilik bir nüfusa sahiptir (ŞIKOĞLU, 2017; ŞIKOĞLU & ARSLAN, 2019).

Bu çalışmada Nevşehir’in kültürel, coğrafik vb. açıdan önemli ilçelerinden biri olan Avanos İlçesinin Fiziki Coğrafya Açısından Monografisi verilmiştir.

Lokasyon Özellikleri

Avanos, İç Anadolu Bölgesi’nin Orta Kızılırmak Bölümü ve Kapadokya sınırları içinde yer alır, Nevşehir İli yönetim sınırları içerisindedir (ŞIKOĞLU & ARSLAN, 2019). Merkeze uzaklığı 17 km’dir. Avanos, kuzeyden Kozaklı, güneyden Nevşehir ve Ürgüp, doğudan Kayseri ve Yozgat illeri, batıdan ise Hacıbektaş ve Gülşehir İlçeleri ile komşudur. Avanos, ülkemizin en uzun ırmağı olan Kızılırmak’ın her iki kıyısında yer alan taraça yüzeylerinde kurulmuştur. Irmak yatağı ve kenarı bir yerleşme olarak Avanos tarihte stratejik öneme sahiptir ve hatta yer altı geçiş potansiyeli de taşımaktadır (KOCALAR, 2018). Bölgenin matematiksel koordinatları 38° 43′ Kuzey Enlemi ve 34° 51′ Doğu boylamıdır. Yüzölçümü 1045 km2’dir (ZAMAN & YILDIRIM, 2006). İlçe merkezinin rakımı 910 m’dir (GÖKDOĞAN & BARAN, 2014). Daha önce Kırşehir’e bağlıyken (ŞAHİN, 2014) 1954 yılında Nevşehir’in il olmasıyla birlikte Nevşehir iline bağlanmıştır. Nevşehir iline ait lokasyon haritası Şekil-1’de verilmiştir.

Avanos Kızılırmak nehrinin kuzey ve güney kıyıları boyunca kurulmuştur. Yerleşmenin ilk çekirdeği Kızılırmak’ın kuzeyinde oluşturulmuştur. Ardından kent zamanla ırmağın güneyindeki birinci sınıf tarım arazisi üzerinde genişlemeye başlamıştır. Ulaşım bakımından elverişli bir konumda olan kent, Doğu ve Güneydoğu Anadolu’yu Ege ve Akdeniz’e bağlayan Kayseri–Nevşehir–Aksaray karayolu güzergahı üzerindedir. Avanos, Kızılırmak vadisini izleyen 950 m izohipsine denk gelen yükselti basamağında kurulmuştur (ZAMAN & YILDIRIM, 2006).

Avanos kenti kuzeyde Maltepe (1035 m), güneyde Topraktepe (1043 m), doğuda Karaseki (997 m) ve Beşiktepe (991 m), batıda ise Bekçitepe (995 m) yükseltileri ile sınırlandırılmıştır (ZAMAN & YILDIRIM, 2006). Şekil-2’de Avanos’un bucak ve köylerinin görülebileceği harita verilmiştir.

Jeolojik ve jeomorfolojik Özellikler

Ürgüp-Avanos-Uçhisar arasının ana jeomorfolojik birimlerini yapısal platolar, glasiler ve Kızılırmak Vadisi oluşturmaktadır. Yapısal plato ve Pleistosen glasilerinde açılmış olan vadi yamaçlarında peribacaları ve badlands topografyası gelişmiştir. Yöre jeomorfolojisi ana hatları ile Üst Miosen’de başlayan ve Pliyosen’de paroksizma dönemine erişen patlamalı volkanizma ile belirmeye başlamış ve bu dönem tüf ve ignimbiritlerin Neojen yaşlı gölsel sedimanlarla ardalanmasının oluşturduğu yapısal plato düzlüklerinin şekillenmesiyle sonuçlanmıştır. Üst Pliyosen-Günümüz arasında flüvyal açınım süreçleri yapısal platoların morfolojisini olumsuz yönde değiştirerek, glasilerin gelişimiyle sonuçlanmıştır. Kızılırmak, Üst Pliyosen’den günümüze kadar yörenin şekillenmesini belirleyici rol oynamıştır. Peribacalarının plato yamaçları ve Pleistosen yaşlı glasilerde açılmış olan vadilerin tüf volkan külü, ignimbirit, lahar gibi piroklastiklerin yüzeylediği alanlarda gelişme gösterdiği ortaya konmuştur. Peribacalarında tüf, tüfit, volkan külü gibi kaynaklanmamış piroklastiklerin gövde; lahar ve ignimbiritlerin ise takke kayaçlarını meydana getirdikleri gözlenmiştir. Peribacaları’nın gelişiminde, yarıkurak iklim şartları altında meydana gelen seyelan ve sellerin etkili oldukları ortaya konmuştur. Gerek peribacalarında gerekse kaya kiliselerindeki yıkılma ve bozulmalara kanyon vadilerde meydana gelen sellenmelerin neden olduğu saptanmıştır. İnsan faaliyetlerinin jeomorfolojik evrimin yok oluş sürecini hızlandırıcı etki yaptığı sonucu ortaya çıkmıştır. Uygulamalı jeomorfolojik sorunlara nedenleri saptanarak etkilerini en aza indirgemeyi amaçlayan öneriler getirilmiştir (EMRE & GÜNER, 1985).

Avanos’a bağlı Sarıhıdır ve Çiftedam yerleşmeleri arasında kalan alan, Kapadokya Volkanik Yöresi olarak adlandırılan (Toprak, 1994) bölge içerisinde bulunmaktadır. Kızılırmak Vadisi, ignimbiritlerle ara tabakalı, GeçOrta Miyosen ve Erken Pliosen yaşlı gölsel-flüvyal sedimenter içerisinde açılmıştır. Bu nedenle Kızılırmak, Geç-Orta Miyosen ve Erken Pliosen formasyonlarından daha genç olan Geç Pliosen’de kurulmuştur (Doğan, 2010). Nehir, Kırşehir Fay Sistemi’nin güneydoğu kesimini temsil eden Neotektonik rejimin doğrultu atımlı en önemli yapılarından olan Salanda Fay Zonu içerisine bulunmaktadır (Görendağlı, 2010).

Avanos’u da içine alan Kapadokya bölgesinin gelişmiş ve yok olmuş birçok medeniyet ile halen süre gelen yaşam faaliyetlerini etkileyen, kontrol eden en önemli etkenlerden biri de bölgenin jeolojisi ile jeomorfolojisidir (DİRİK, 2009). Bölge, İç Anadolu Bölgesi’nin Orta Kızılırmak Bölümünde yer almaktadır (ŞIKOĞLU & ARSLAN, 2018). Şehrin yakın çevresinin jeomorfolojik görünümü, volkanizma ve tektonizma gibi iç etken ve süreçlerin yanında, aşındırıcı dış faktörlerin etkisiyle şekillenmiştr. Şehir, genel İtbariyle volkanik plato üzerinde yer almaktadır.

Avanos, deniz seviyesinden yaklaşık 920 m yükseklikte, Kızılırmak nehrinin iki tarafında kurulmuştur. Yerleşmenin ilk çekirdeği, Kızılırmak’ın kuzey tarafındaki İdiş Dağı’nın eteklerinde ortaya çıkmıştır. Irmağın kuzeyindeki sahanın zamanla toprak kayması, sel gibi doğal afetlere maruz kalması ile burası Afet Alanı ilan edilmiştir. Daha sonra yerleşme ırmağın güneyindeki I. sınıf tarım arazisi üzerinde gelişme göstermeye başlamıştır. Yerleşmenin ırmağın güneyine doğru yayılması ve günümüzde de bu kısımda gelişme göstermesinde, Kayseri – Nevşehir – Aksaray devlet karayolu da etkili olmuştur (ZAMAN & YILDIRIM, 2006).

Bölge, III. Jeolojik Zaman sonu ile IV. Jeolojik Zaman başlarında etkili olan volkanizma hareketlerinden etkilenmiştir. İç Anadolu Bölgesi’ndeki kuzeydoğu – güneybatı yönünde uzanan bir kırık hattı üzerinde yer alan Erciyes Dağı (3937 m), Melendiz Dağı ve Hasan Dağı yer alır. Burası Toros Kıvrım Kuşağı ile İç Anadolu düzlüklerinin temas yeridir. Bu yanardağlar, Alp Orojenezi sırasında, Toros Dağları yükselirken meydana gelen kırıklardan, magmanın çıkması sonucu oluşmuştur. Erinç’e göre, İç Anadolu’daki bu volkanlar jeolojik bakımdan genç volkanlar iken Erciyes, jeolojik anlamda genç ama jeomorfolojik bakımdan geniş ölçüde tahribe uğramış bir volkanik yapıdır (ZAMAN & YILDIRIM, 2006).

Erciyes Dağı, 3937 m ile Orta Anadolu’nun en yüksek dağıdır. Patlamalar sırasında Erciyes’ten çıkan volkanik materyaller, çevrede geniş bir alana yayılmıştır. Birkaç aşamada oluşan dağın yamaçlarında çok sayıda parazit koni vardır. Ayrıca doğu kısmında glasiyal topoğrafya şekillerine rastlanır (ZAMAN & YILDIRIM, 2006).

Bölge doğuda Erciyes ile güney ve güney batıda Melendiz, Hasan Dağı gibi volkanlardaki patlamalar sonucu, önce volkanik tüf ile kaplanmıştır. III. Jeolojik zamanın sonu ile IV. Jeolojik zamanın başında gerçekleşen bu olayları yine aynı dönemde bu dağlardan çıkan andezit, granitin çevreye yayılması izlemiştir. Daha sonra devreye akarsu ve rüzgar aşındırması gibi morfodinamik süreçler girmiştir. Bu iki dış kuvvetin volkanik tüfü uzun bir zaman süreci içinde aşındırması ile araştırma sahamızda peribacaları ve badlans (kırgıbayır) denilen topografya ortaya çıkmıştır. Avanos, bugün bu volkanların faaliyetleri sonucu meydana gelen volkanik platoların Kızılırmak nehrinin yardığı alanda gelişme göstermektedir. (ZAMAN & YILDIRIM, 2006).

Kırşehir’in doğusunda Mucur, Arabsun, Ürgüp, Nevşehir ve Avanos’tan Kayseri’ye doğru uzanan geniş saha içinde renkleri pembe–beyaz olan tüfler bulunmaktadır. Tüflerin içinde gözle görülebilen kuvars mineralleri vardır. Çoğu zaman 1–2 cm ve bazen 4–5 cm büyüklüğünde sünger taşı parçaları da bulunur. Kuvarsı gözle görülebilen bu taşlara liparatik tüf denmektedir. Tüfler arasında bazı omurgalı hayvan fosillerinin bulunuşu indifanın Persien esnasında olduğunu göstermektedir (ZAMAN & YILDIRIM, 2006).

Avanos taşı denen, beyaz–yarı saydam ve sarı şeridimsi yapılı olan albatrılar; Avanos kazasının güneyinde bulunur. Bunlar, kırmızı renkli gre, marn ve killerden ibaret jipsli serinin üzerinde bulunmaktadır. Lebkuchner’in yapmış olduğu etütlere göre kırmızı killer Avanos’un kuzeyi ile kuzey doğusunu kaplamakta ve batıya doğru, yani fasiyesi arz eden, fakat rengi kırmızı olmayan tabakalar haline geçmektedir. Killeri Avanos’ta ziyadesiyle gelişmiş olan bir seramik imalatında ham madde olarak kullanılmaktadır (ZAMAN & YILDIRIM, 2006).

Her iki bölgede hakim olan kırmızı renk, büyük ihtimalle bölgedeki mineral kaynakları ile herhangi bir şekilde münasebeti olan mahalli oksidayson olayları ile izah edilebilir. Yukarıda bahsedilen serinin Neojen’e ait olması muhtemeldir (ZAMAN & YILDIRIM, 2006).

Avanos’ un jeolojik özelliklerini özetlemek gerekirse; kuzeybatıda Neojen dönemine ait kırmızı kil galerisi, kuzeydoğuda yine Neojen zamanlı çok miktarda volkanik tüf içeren formasyonlar vardır. Bu iki formasyon, Kızılırmak’ın kuzeyinde yerleşmeyi geriden sınırlandırmıştır. Kızılırmak boyunca ise ırmağın her iki tarafında akarsu sekisi çökelleri yer alır. Bu çökeller iyi yuvarlaklanmış metamorfik, plütonik, volkanik, kireçtaşı çakıllarından oluşmuştur. Kızılırmak boyunca uzanan alüvyonlar, kentin ve ırmağın güneyinde iç kesimlere doğru genişleme gösterir (ZAMAN & YILDIRIM, 2006).

Avanos çevresinde yükselti, 900 m ile 1100 m arasında değişmektedir. Yerleşmenin hemen kuzeyindeki Maltepe (1035 m) sahanın en yüksek kesimini oluşturmaktadır. Yerleşmenin yakın çevresindeki diğer önemli yükseltileri ise doğudaki Karaseki (997 m), batıdaki Bekçitepe (995 m) ve güneybatıdaki Topraktepe (1043 m) oluşturur (ZAMAN & YILDIRIM, 2006).

Tüm Kapadokya gibi sahanın da görünümünde dikkati çeken en önemli morfolojik birim peribacalarıdır. Özellikle Ürgüp-Avanos-Uçhisar arası, ilgi çekici ve güzel bir görünüm arzeden peribacaları ve badlans topoğrafyası ile ve bilhassa Bizanslılar döneminde tüflerin oyulması ile yapılmış olan kaya kiliseleri ve meskenleri ile dikkat çekmiş ve bu nedenle son yıllarda da turizm açısından büyük bir önem arz etmektedir. İç Anadolu’da Kızılırmak’ın güneye doğru kavis yaptığı Avanos yöresi ve özellikle kuzey kesimindeki Neojen’e ait göl çökelleri ve bunlarla ara tabakalı volkanik malzemeler özellikle beyaz ve kırmızı riyolitik tüf, dasit tüfü, tüf-marn ardalanması, yörede tabiat harikası peribacalarının gelişmesini sağlamış ve tüf ile pekişmesi zayıf kumlu çökellerin aşınması ile de tipik badlans topoğrafyası oluşturmuştur (ZAMAN & YILDIRIM, 2006).

Antikçağ’da “Hallys” olarak bilinen, Hititler’in “Merasantia” adını verdiği Kızılırmak araştırma sahasındaki diğer bir önemli morfolojik ünitedir. Ülkemiz sınırları içinden doğan ve denize ulaşan en uzun akarsu olan Kızılırmak 1355 km uzunluğundadır. Kızıldağ, İmranlı, Hafik yöresinin jipsli karstı Kızılırmak sularının tuzlu, bileşiminin al renkte olmasını sağlar. Antikçağ’da ırmağın adı olan Hallys de zaten tuzlu anlamına gelir. Kızılırmak, Kayseri ilinden geçerken, vadisinin daraldığı Yamula mevkiinde sulama ve elektrik üretimi amaçlı bir baraj yapılmış olup, 2003 yılında su toplamaya başlamıştır. Avanos-Gülşehir arasında doğu-batı doğrultusunda akan Kızılırmak; ineceği en güney noktaya inmiştir. Akdeniz’e en yakın olduğu çığır da burasıdır. Kuzeyde İdiş Dağı gibi Bozok Platosunun granitik kütleleri yer alırken, güneyde genç yaşta Neojen volkanik tüf katmanları bulunur (ZAMAN & YILDIRIM, 2006).

Kızılırmak Avanos İlçesi sınırları içinde 10 km boyunca ilerlerken yer yer genişleyerek en fazla 2–3 km genişliğinde küçük kıyı ovacıkları oluşturur. Bu ovalar alüviyal ve kolüviyal toprak yapısına sahiptir. Kızılırmak’ın kuzey ve güneyinde vadiye paralel olarak bir dizilim gösteren traverten yapı yer alır. Birim, Kızılırmak’ı kuzey ve güneyden sınırlayan kırık hatları ile veya bunları verev kesen kırıklar boyunca çıkan kalsiyum karbonatlı suların çökeltileri ile ilişkilidir (ZAMAN & YILDIRIM, 2006).

Kızılırmak ile ilgili bir diğer birim, daha önce de açıkladığımız akarsu sekisi çökelleridir. Vadinin iki tarafında dağılım gösteren birimin ortalama kalınlığı 12 m civarındadır (ZAMAN & YILDIRIM, 2006).

Bölgenin jeolojik özellikleri ile ilgili çıkarımlara dolaylı yoldan Nevşehir özelinde yapılan çalışmalardan da elde etmek mümkündür (Dolap & Akın, 2019).

İklim Özellikleri

1999 -2000 yılları arasındaki Meteoroloji bülteninden elde edilen verilere göre, Avanos’ta yıllık ortalama sıcaklık değeri 10,6 °C ve yıllık ortalama yağış değeri 388.7 mm olan Avanos’ta İç Anadolu Bölgesinin karasal iklimi hüküm sürmektedir (ZAMAN & YILDIRIM, 2006). Avanos’ta durum bu şekilde iken Avanos, Ürgüp ve Nevşehir istasyonlarının ortalamalarına göre alanda yıllık ortalama toplam yağış 367 mm’dir (ÖZTÜRK et al., 2019).

Bölgenin iklim özelliklerini, hava kütlelerinin mevsimlik hareketlerine bağlı planetler faktörler ile kontanilite ve oroğrafyaya bağlı coğrafi faktörler tayin eder. 38° 43′ kuzey enlemi üzerinde, ılıman kuşakta yer alan Avanos’ta da tüm Anadolu’ da olduğu gibi yazın tropikal, kışın ise polar kökenli hava kütleleri etkilidir (ZAMAN & YILDIRIM, 2006).

İklim özelliklerinin belirlenmesinde, denize yakınlık–uzaklık, yükselti ve bakı gibi daha çok planetler faktörleri yerel değişikliklere uğratan coğrafi faktörlerin önemli etkileri olduğu bilinmektedir (ZAMAN & YILDIRIM, 2006).

Bölge ilkbaharda yüksek enlemlerden gelen soğuk hava kütlelerinin ve depresyonların etkisi altındadır. Orta Akdeniz’den gelen sıcak ve nemli hava kütleleri bu mevsimde etkin durumdadır. Güneşlenme süresinin giderek artması ve alt tabakaların ısınması ile kararsızlığı artan hava kütlelerinde konveksiyonel yağışlar görülür. Yaz mevsiminde maritim polar ve continentalpolar hava kütleleri kuzeye çekildiği için, saha tamamen tropikal hava kütlelerinin etkisi altına girer (ZAMAN & YILDIRIM, 2006).

Sıcaklık ve yağış koşulları bakımından sonbahar yaz mevsimine benzer. Daha çok batıdan gelen hava kütlelerinin etkisi görülürse de yağışlar ilkbahardaki toplama erişmez. Soğuk mevsimin başlıca polar hava kütleleri, kuzeybatıdan sokulan maritim polar ile kuzeydoğudan Türkiye üzerine gelen continental polar hava kütleleridir (ZAMAN & YILDIRIM, 2006).

Özellikle yükselti, karasallık (denize uzaklık) ve oroğrafya gibi coğrafi faktörler iklim elemanlarında yerel değişikliklere neden olmaktadır. Araştırma sahasının kuzeyindeki 1564 m. yüksekliğinki İdiş Dağı kuzeyden gelen hava kütlelerinin sahayı doğrudan etkilemesini engellemektedir. İç Anadolu Bölgesi’nde yer alan Avanos ve çevresinde, karasal iklimin özellikleri görülür (ZAMAN & YILDIRIM, 2006).

Avanos’ ta yıllık ortalama sıcaklık 10,6°C’dir. Yıllık ortalama sıcaklığın en düşük olduğu ay 0,6 °C ile Ocak ayıdır. En yüksek yıllık ortalama sıcaklık ise 21,3°C ile Temmuz ayıdır (Tablo 1.1., Şekil 1.4). Yıllık en yüksek sıcaklık ortalaması ise 28,2°C’ dir. Yıllık en yüksek sıcaklığa 37,6°C ile temmuz ayında rastlanır (Şekil 5). Avanos’ ta yıllık en düşük sıcaklık ortalaması ise – 8,9 °C’ dir. Yıllık en düşük sıcaklık değerine – 23,6°C ile şubat ayında rastlanır (ZAMAN & YILDIRIM, 2006).

Avanos’ta yıllık ortalama sıcaklık değerleri Nevşehir ile karşılaştırıldığında, belirgin bir sıcaklık farklılığının olmadığı görülür. Sadece ocak ve şubat ayları sıcaklık ortalamalarının Avanos’ta biraz daha yüksek olduğu görülür. Bu durumda Avanos Kenti’nin Nevşehir’e göre rakımının daha az olmasından kaynaklanır (ZAMAN & YILDIRIM, 2006).

Avanos ve çevresinde yaz mevsimi turizm etkinliklerinin yoğunlaştığı döneme rastlar. Bu aylardaki sıcaklıklar turizmi olumsuz etkilemez. Sonbahar, turizm etkinlikleri açısından ilkbahara oranla daha elverişlidir. Kışın düşük sıcaklıkların görülmesi nedeniyle turizm olayı azalır (ZAMAN & YILDIRIM, 2006).

Avanos’a güneş ışınlarının yıl içinde geliş açısının minimum değeri 21 Aralık ‘ta 27º 50’, maksimum değeri 21 Haziran tarihinde 74º 44’ olarak değişir. 21 Mart ve 23 Eylül tarihlerinde ise güneş ışınları 51º 17’ ile düşer. Avanos’ta yıllık ortalama yağış miktarı 388. 7 mm’dir. En fazla yağış 55.2 mm ile mayıs ayında düşerken en az yağış 1.4 mm ile ağustos ayında düşer (ZAMAN & YILDIRIM, 2006).

Avanos’ta yıllık ortalama yağış değeri (388,7 mm) Nevşehir’e (393.9 mm) göre biraz daha azdır. Bu durum da yine Nevşehir’in rakım değerinin (1260 m) Avanos’tan (920 m) daha fazla olmasından kaynaklanır (ZAMAN & YILDIRIM, 2006).

Yağışların mevsimlere göre dağılımı incelendiğinde ise en yüksek paya %38,46 ile (149.5 mm) ilkbahar mevsimi sahiptir. Yağışların %35,76‘sı (139 mm) kış mevsiminde, %14,63’ü (56.9 mm) sonbaharda, %11,1’i (43.3 mm) ise yaz mevsiminde düşer (ZAMAN & YILDIRIM, 2006).

Avanos ve çevresinde yağış özelliklerinin de turizm üzerinde olumsuz etkisi yoktur. Yazın, sıcak ve az yağış alması turizmi olumlu etkiler. İlkbaharda konvektif yağışlar görülse de bu yağmurlar havayı serinletir (ZAMAN & YILDIRIM, 2006).

Araştırma sahası kışın güney sektörlü rüzgarlar etkinlik kazanırken, kuzey sektörlü rüzgarlar düşük frekansta seyreder. Yazın ise güney sektörlü rüzgarların frekanslarında düşüş, kuzey sektörlü rüzgarlarda artış görülür. Avanos ilçesinde hâkim rüzgâr yönü kuzeydoğu ve güney batıdır.  Yıllık ortalama rüzgâr hızı ise 3,2 m/sn’dir. En yüksek rüzgâr hızı ise 4,7 m/sn ile ocak ayına aittir (ZAMAN & YILDIRIM, 2006).

Avanos’ta yıllık ortalama kar yağışlı günler sayısı 16.4, karla örtülü günler sayısı 29.1, en yüksek kar örtüsü kalınlığı 55 cm’dir (ZAMAN & YILDIRIM, 2006).

Thorntwaite’in iklim tasnifine göre, Nevşehir ve çevresinin iklim tipi C2 B1 s2 b3 ‘dir. Yani kurak-az kurak arasında, birinci dereceden mezotermel, su eksiği yaz 31 mevsiminde ve deniz etkisine yaklaşan, kontinentalitenin etkisinde kalan bir iklim tipidir (ZAMAN & YILDIRIM, 2006).

Erinç’e ait aylık ve yıllık indislerin gidişine göre; Aralık, Ocak, Şubat, Mart ayları çok nemli, Nisan, Mayıs, Kasım ayları yarı nemli; Haziran ve Ekim yarı-kurak; Temmuz, Ağustos ve Eylül ayları ise tam kurak geçen aylardır (ZAMAN & YILDIRIM, 2006).

Bitki Örtüsü Özellikleri

İç Anadolu Bölgesi ve dolaylı olarak Avanos, İran–Turan Fito-coğrafya Bölgesi sınırları içinde yer almaktadır. Araştırma sahasında İç Anadolu Bölgesinin karasal iklimi hüküm sürmektedir. Yazları sıcak ve kurak, kışları ise kar yağışlı ve soğuk geçen çalışma sahasında yazın kuruyan otsu bitkiler (step) geniş yer tutmaktadır. İdiş ve Ötedikme Dağlarını kaplayan az miktardaki meşe ve karaçam topluluğu da, ilçedeki çömlek fırınlarında yakacak olarak kullanılması sonucunda zamanla yok edilmiştir (ZAMAN & YILDIRIM, 2006).

Avanos’ta geniş alana yayılmış olan step formasyonu, genel olarak ilkbaharda yeşerip haziran ayında kuruyan geven (Astragalus), kekik (Thymus sp.), yavşan (Artemisia) gibi bitkilerden oluşur. Kızılırmak vadisi boyunca söğüt, kavak, titrek kavak, iğde, servi gibi çalı ve ağaççık türlerinden oluşan suyu seven (Higrofil) bitkiler yaygınlık gösterir (ZAMAN & YILDIRIM, 2006).

Hidrografya Özellikleri

Bölgenin en önemli akarsuyunu Kızılırmak oluşturur. Avanos’un saha sularını Kızılırmak nehri ve kolları drene etmektedir. İç Anadolu Bölgesi’nin Yukarı Kızılırmak Bölümü’nde Kızıldağ’dan doğan Kızılırmak, Orta Kızılırmak Bölümünde bir yay çizer. Avanos bu yayın çizildiği alanda kurulmuştur. Dolayısıyla hidrografik açıdan Kızılırmak havzasına tabidir. Ülkemizin en uzun nehri olan Kızılırmak, Avanos sınırları içinde 10 km. boyunca yer yer genişleyerek küçük kıyı ovaları oluşturur. Çevreden Kızılırmak’a bazı dereler (Derbent Çayı, Zelve Çayı vb.) karışır (ZAMAN & YILDIRIM, 2006).

Kızılırmak, en yüksek akım değerine ilkbahar mevsiminde ulaşır. Yaz sonu ve sonbahar başları akım değerinin en düşük olduğu dönemdir. Kızılırmak ve ona Avanos’ un yakın çevresinden katılan derelerin akım ve rejimi üzerinde iklim elemanları önemli rol oynar. Araştırma sahamızdaki akarsuların rejimi, plüviyo–nival yani karma rejimli özelliktedir. Şüphesiz akım ve rejim değerlerinde Kızılırmak’ın yukarı çığırı da etkiler. Avanos-Kayseri arasında, Kayseri’nin 25 km kuzeybatısında Yemliha Köyü yakınlarında Kızılırmak Nehri üzerine Yamula Barajı yapılmıştır. Barajda 27 Aralık 2003 tarihinde su tutulmaya başlanmıştır. Bu durum da Kızılırmak’ın Avanos İlçe sınırları içindeki kesiminde akım miktarının düşmesinde etkili olmuştur (ZAMAN & YILDIRIM, 2006).

Avanos Kent merkezi içerisinden geçen Kızılırmak yerleşme sahasını iki kısıma ayırmaktadır. Irmağın kuzeyindeki, yöre halkının deyimiyle Eski Avanos ile ırmağın güneyindeki yerleşme sahası arasındaki ulaşım iki köprü ile sağlanmaya çalışılmaktadır. Bunlardan Taşköprü, oldukça dar olmasına rağmen ırmağın iki tarafındaki karayolu ulaşımını yürütmektedir. Yine ırmak üzerindeki asma halatlı tahta köprü ise yayaların karşılıklı geçişini sağlamakta olup daha çok turistik bir görünüme sahiptir (ZAMAN & YILDIRIM, 2006).

Geçmişte, Kızılırmak’ın akım değerlerinin yükseldiği bahar mevsimlerinde taşkınlar meydana gelmekte idi. Bu nedenle ırmağın kuzeyindeki vadi yatağına taşlarla setler örülmüştür. Günümüzde ise özellikle Yamula (Yemliha) Barajı’nın yapılması ile Kızılırmak’ın akım değerlerinde belirgin bir düşüş yaşanmıştır (ZAMAN & YILDIRIM, 2006). Son yıllarda Kızılırmak havzasında yapımı hız kazanan hidroelektrik santralleri sebebiyle bölgenin suyu ilgilendiren doğal yapısında değişim olmakta ve bu değişimin sürmesi beklenmektedir (BALCI & DEMİR, 2012). Ayrıca bölgenin hidrojeokimyasal özellikleri ile alakalı da çalışmalar mevcuttur (KARA, 2013).

Toprak Özellikleri

Yörede kumlu-tüflü topraklar ile Kızılırmak’ın biriktirmesi ile oluşmuş alüviyal topraklar yaygındır. Bölgenin geniş bir alanda toprakların ana materyalini iç püskürük kayalar teşkil etmektedir. Arazinin çok büyük bir kısmı volkaniktir. Topografya, iklim vb. şartların altında değişik renk ve karakterde topraklar teşekkül etmiştir. Litoloji, topografya ve drenaj şartlarının etkisini yansıtan intrazonal topraklar araştırma sahasının hemen kuzeyindeki tepelik alanlarda yayılış gösterir. Sahada, azonal topraklar ise yeterli oluşum süreci geçirmemiş genç depolar üzerinde yayılış gösterir. Kızılırmak vadisi çevresinde ise ırmağın taşkın ve milleme yaptığı sahalarda milli, killi ve çakıllı materyallerden oluşan alüviyal topraklar bulunmaktadır. 1. sınıf tarımsal arazi olan bu toprakların bir kısmı üzerinde Avanos Kenti gelişme göstermektedir. İklim şartlarını yansıtan zonal topraklar, Kızılırmak’ın taşkına uğramayan kesimlerinde görülür. Sıcak yaz ve soğuk kış dönemi ile 388.7 mm’lik yağış kestane renkli toprakların gelişmesini sağlamıştır (ZAMAN & YILDIRIM, 2006).

Yakın çevreden çıkarılan, kolayca işlenebilen ve sudan korunduğu zaman uzun yıllar dayanabilen yöre dili ile kişi, kemer taşı denilen taştan yapılan geleneksel evler de Avanos’un kuruluşunda yakın çevrenin doğal çevre özelliklerinin etkilerini açıkça göz önüne serer (ZAMAN & YILDIRIM, 2006).

Avanos ve çevresindeki toprak yapısı kentin ekonomik yapısına da önemli etkilerde bulunmuştur. Gedik, Burabayır, Cinderesi ve Kızılören mevkilerinde, Kızılırmak’ın eski yataklarından elde edilen killi toprak, Avanos’un tüm dünyaca Çanak-Çömlek Diyarı olarak tanınmasına neden olmuştur. Zaten Kızılırmak’ın kavis çizdiği Avanos ve yakın çevresindeki kazılarda elde edilen çanak-çömlek parçaları da kentin kuruluş ve gelişmesinde toprak özelliklerinin etkisini açıkça gösterir. Yine Topaklı, Dölek ve Kayahamamı mevkilerinden elde edilen mermer (onyx) kentte hediyelik eşya yapan çok sayıda atölyelerin kurulmasına neden olmuştur (ZAMAN & YILDIRIM, 2006).

KAYNAKLAR

  • BALCI, E. Ö. Y., & DEMİR, N. T. D. (2012). Kızılırmak Nehri’nde (Avanos civarı-Nevşehir) sualtı bitki biyokütlesinin zamansal değişimleri. Ankara Üniversitesi Fen Bilimleri Enstitüsü Su Ürünleri Anabilim Dalı.
  • DİRİK, K. (2009). Kapadokya Bölgesi’nin jeolojisi, jeomorfolojisi ve bunların bölgedeki medeniyetler üzerindeki etkisi. 1. Tıbbi Jeoloji Çalıştayı, 30, 6–9.
  • Doğan, U. (2010). Fluvial response to climate change during and after the Last Glacial Maximum in Central Anatolia, Turkey. Quaternary International, 222(1–2), 221–229.
  • Dolap, D., & Akın, M. (2019). Derinkuyu (Nevşehir) yerleşimindeki sığ yeraltı kaya oyma yapıların duraylılığının incelenmesi. Nevşehir Hacı Bektaş Veli Üniversitesi.
  • EMRE, Ö., & GÜNER, Y. (1985). Ürgüp-Avanos-Uçhisar (Nevşehir) arasının uygulamalı jeomorfolojisi. Ankara: MTA Genel Müdürlüğü.
  • GÖKDOĞAN, O., & BARAN, M. F. (2014). Avanos İlçesinin Tarımsal Mekanizasyon Özellikleri.
  • Görendağlı, N. A. (2010). 1954 ve 2009 Yılları Arasında Kızılırmak’ın Yatak Tipinde Gözlenen Değişimler, Avanos (The Changes That Observed in Channel Type of the Kızılırmak River Between 1954 and 2009 years, Avanos). Coğrafi Bilimler Dergisi/Turkish Journal of Geographical Sciences, 8(1), 93–104.
  • KARA, İ. (2013). Nevşehir / Acıgöl – Derinkuyu – Gülşehir sıcak ve mineralli sularının hidrojeokimyasal özellikleri. MTA Doğal Kaynaklar ve Ekonomi Bülteni, Maden Tetkik ve Arama Genel Müdürlüğü, Enerji Hammadde Etüt ve Arama Dairesi, Ankara, 29–42.
  • KOCALAR, A. C. (2018). Tarihi Doğan Arkeolojik Kültürel ve Jeolojik Mirası Koruma Kullanma Dengesi: Yeraltı Şehirleri ve Jeoturizm (Avanos). Kapadokya Yerbilimleri Sempozyumu, 98.
  • ÖZDEL, M. M., & MEYDAN, A. (2019). Examination of The Relationship Between Topographic Properties Between Settlement And Population Distribution im Nevşehir. Route Educational and Social Science Journal, 6(8).
  • ÖZTÜRK, M. Z., ÖZKAN, D., & ŞİMŞEK, M. (2019). Kapadokya Bölgesinin drenaj özellikleri. Journal of Geography, 38, 38.
  • ŞAHİN, R. (2014). Kırşehir Vilayeti Dahilinde Avanos (1925).
  • ŞIKOĞLU, E. (2017). Nevşehir Şehir Coğrafyası.
  • ŞIKOĞLU, E., & ARSLAN, H. (2018). Nevşehir’de Şehirsel Yerleşmenin Genel Morfolojik Görünümünü Etkileyen Coğrafi Faktörler, Şehrin Mekânsal Algısı ve Okunabilirliği. Türkiye Kentsel Morfoloji Araştırma Ağı II. Kentsel Morfoloji Sempozyumu, 331–349.
  • ŞIKOĞLU, E., & ARSLAN, H. (2019). Nevşehir Şehir Coğrafyası. Hiperlink eğit. ilet. yay. san. tic. ve ltd. sti.
  • Toprak, V. (1994). Central Kızılırmak fault zone: northern margin of Central Anatolian volcanics. Turkish Journal of Earth Sciences, 3, 29–38.
  • Wikipedia. (2010). Avanos Haritası. https://tr.wikipedia.org/wiki/Dosya:Avanos-Avanos,_Nevsehir_haritasi.svg
  • ZAMAN, S. (Tez D., & YILDIRIM, Y. Y. (2006). Avanos kenti. Ankara Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Ortaöğretim Sosyal Alanlar.

Douch’un Yaptığı Sınıflandırmaya Göre Öğrencilerin Yerel Tarihten Elde Edebilecekleri Faydalar

Douch’un 1967 yılında yayımlanan çalışmasında öğrencilerin yerel tarihten elde edebilecekleri faydalar pedagojik, tarihsel ve psikolojik olmak üzere üç başlık altında sınıflandırılmıştır. Bunları sırasıyla açıklayalım.

Öncelikle pedagojik ve tarihsel faydalarına bakalım. Öğrenciler yerel tarih öğrenimine başladıkları andan itibaren ister istemez yerel çevreleriyle bağlantıya geçmeye başlarlar. Bu hem bir öğrenme yöntemidir hem de bir müddet sonra algıda seçicilik başlar. Öğrenci çevresinde bulunan müze, ören yeri, anıtlar, tarihi yapılar gibi yerel tarihi içerisinde barındıran yerleri gezip gördükçe oralarda bulunan hem müze görevlisi gibi görevli hem de bu işe gönül vermiş insanlarla iş birliği yapma imkânı bulur. Böylelikle öğrenci okulda öğrendiği teorik bilginin bugün ile bağlantısını kurabilir. Böylelikle aslında tarihin sadece geçmişle ilgili olmadığını, bugünkü yaşantımızın tarihin bir yansıması olduğunu kavrar. Geleceğin ise yolunun bugünden geçtiğini fark eder. Yerel kapsamda öğrendiklerinden genel kapsamdaki bilgileri arasında ilişki kurabilir. Ayrıca ders sadece okulla sınırlı kalmaz, öğrenci çevreye açıldığı andan itibaren gezilen her müze, anıt, tarihi yer vs. derslik, konuşulan her müze görevlisi, arkeolog, tarih gönüllüsü vs. ise öğrenci için öğretmen görevini üstlenir. Çevre bir anda okulun uygulama yeri olur.

Her branş sadece kendi ile ilgili değildir farklı birçok alanla mutlaka ilişkilidir. Dolayısıyla yerel tarih sayesinde öğrenci coğrafya, iktisat vb. alanların tarihle ilişkisini kurabilir. Örnek olarak kış mevsiminin çetin geçtiği bir bölgede yaşayan öğrencinin Birinci Dünya Savaşında Doğu Cephesinde yaşananları kavraması daha kolay olabilecektir. Ayrıca çevredeki tarihi yerlere yapılan geziler sırasında öğrenciler sosyal ilişkilerini de geliştirme fırsatı bulurlar. Böylece bir arada hareket etme, iş paylaşımı, grup çalışması gibi hayatının her anında ihtiyaç duyacağı özellikleri edinme şansına da sahip olurlar.

Yerel tarih sayesinde öğrenciler genel anlamda sıkıcı olarak görülen tarih derslerini daha eğlenceli bir yolla da öğrenme fırsatına erişmiş olurlar. Hatta öğretmenler bu süreci oyunlarla besleyerek öğrenci açısından daha eğlenceli hale de getirebilir. Bunun yanında tarih netice itibariyle geçmiş üzerinden anlatım yapar yani öğrenci anlatılan konu ile bugün arasında bağlantı kurmakta zorlanabilir. Fakat yerel tarih sayesinde öğrenci bir anlamda geçmişe adım atmış olur. Kavramlar soyutluktan çıkmaya başlar.

Öğrencilerin yerel tarihten elde edebilecekleri faydalardan bir tanesi de psikolojik faydalardır. Yerel tarihin yukarıda bahsettiğimiz grup çalışması, birlikte çalışma, toplum içerisinde hareket etme gibi öğrenciye kazandırdığı özellikler onun aynı zaman da psikolojik gelişimine de katkıda bulunur. Öğrenci geçmiş ile bugün, bugün ile de gelecek arasında bağlantı kurduğu gibi empati, sabırlı olma, sorumluluk vs. gibi psikolojik eğitimin parçası olan özellikleri de farkında dahi olmadan edinecektir.

Dolayısıyla yerel tarih öğrenimi, öğrencinin tarih bilgisinin eğlenceli bir şekilde öğrenmesinin sağlayacağı gibi psikolojik ve pedagojik olarak ruhi ve manevi gelişimine de katkıda bulunacaktır.

Sosyal Bilgiler Dersi Öğretmenlerinin Siyasetle İlgili Konuların Öğretiminde Dikkat Etmeleri Gereken Hususlar

Sosyal bilgiler dersi öğretmenlerinin siyasetle ilgili konuların öğretiminde dikkat etmeleri gereken hususlar altı ana başlık altında sıralanabilir. Bu altı madde aşağıda verilmiştir. Bunları sırasıyla inceleyelim.

Tartışma/Müzakere ve Karar Verme, Kafa Yorma ve Üzerinde Düşünme

Bir şeyi öğrenmenin en iyi yolu pratikten geçer. Teorik bilgi her ne kadar altyapı oluştursa da tek başına çok etkili olduğu söylenemez. Başka bir deyişle uygulama yapmadan bir konu hakkında ne kadar başarılı olduğunuzu tam olarak bilemezsiniz. Dolayısıyla öğretmenler bir anlamda düşünme, tartışma, dinlemek, müzakere, karar verme, ikna etme, ikna etmek için kafa yorma kavramlarını anlatmak ve öğrencilerin zihnine sindirebilmek için bir nevi simülasyon ortamı hazırlamalıdır. Bu sebeple herkesi ilgilendiren ve sınıfça bir karar alınması gereken durumlar fırsat olarak görülmelidir. Gayet ciddi bir ortamda öğrenciler ilgili konu hakkında fikir üretmeli, tartışmalı, arkadaşlarını ikna etmeye çalışmalı, müzakere için kafa yormalı, yeri geldiğinde yenilgiyi kabul etmeli, yanlışından dönmeyi de bilmelidir. Bu söylenenlerin öğrenci tarafından uygulamaya dökülebilmesi için bir müzakere kültürünün oluşması gerekiyor. Bunun için teşvik edici bir öğretmen, saygın bir tartışma ortamı ve oldukça fazla pratik gerekmektedir. Bunların sağlanabilmesi için anahtar nokta öğretmenlerdir. Pratik için toplum içerisinde hali hazırda çözülmemiş veya toplumun büyük kısmı tarafından belirli aralıklarla tartışılan konular da tartışılabilir. Böylelikle öğrenciler gerçek dünya problemlerini tartışmak için de kendilerini hazırlamış olacaklardır. Bu yöntemle birlikte öğrencilerin potansiyel kazanımlarından bir tanesi de eleştirel düşünceyi öğrenmek olacaktır. Çünkü fikirlerin bir kült olarak kabul edildiği bir ortamda toplumdaki eksikler giderilemez. Doğruya doğru, yanlışa yanlış diyebilmenin yanında doğrunun bilinenin doğru, yanlış bilinenin ise yanlış olup olmadığı da en azından birileri tarafından sorgulanmalıdır. Böylelikle toplum sabit fikirlerden ve darboğazlardan kurtulacak, belirli fikirlerin tahakkümünü aşacak ve değişime açık olacaktır. Günlük siyasi ve toplumsal tartışma ve gelişmelerin paylaşıldığı medyanın öğrenciler tarafından ne kadar anlaşılabilir olduğudur. Çünkü bazen doğrudan haberin bazen de yorumların paylaşıldığı medya bültenlerinin (ana akım, internet veya sosyal medya) doğru anlaşılması için medya okur yazarlığına ihtiyaç vardır. Ayrıca bu bültenlerde ilgili konuya göre diplomatik veya politik dil de kullanılmaktadır. İlgili konu hakkında çıkarım yapabilmek için ne tarz bir dilin kullanıldığı, hangi ifadenin aslında neyi ifade ettiğinin anlaşılması, bilgi ve tecrübe birikimiyle zaman ve çabayla olacak bir meseledir. Öğretmenlerin yine bunun bilincinde olarak öğrencilerinde bu açıdan farkındalık oluşturmaları ve medyayı bir şekilde takip etmelerini teşvik etmelidirler. Ayrıca öğrencilere verilmesi gereken bir diğer yetkinlik ise siyasi kararların verilmesi sürecinde birçok faktörün aynı anda değerlendirilebilmesidir. Dolayısıyla bir karar verilirken optimum yolun bulunması gerekir. Bu tarz bir yetkinlik öğrencilerin farklı fikirlerde tartışan insanları izlemesi veya kendilerinin uygulama yoluyla öğrenmesi gerekir.

Oylama ve Seçim

Bugün demokrasi denilince akla ilk gelen kavram seçimdir. Mevcut sistemde oylama ile seçim yapılarak ülkeyi yönetecek siyasi irade belirlenir. Dolayısıyla seçim siyasetin en önemli ayağını oluşturmaktadır diyebiliriz. Ülkenin geleceğine hayati derecede etki edecek seçim ve oylama olgularının, içerisinde barındırdığı bütün kavramlarla birlikte öğrencilere benimsetilmesi gerekir. Bunu yaparken sadece teorik bilginin verilmesinin yanında bir önceki konuda bahsettiğimiz pratik uygulamalardan da kesinlikle yararlanılmalıdır. Neticede okul yönetiminin bir parçasını da bazen sınıf başkanı bazen sınıf temsilcisi, bazen de okul temsilcisi olarak öğrenciler oluşturmaktadır. Bu görevler için yapılacak olan seçimlerde kamuoyu yoklamasından, propagandaya kadar devlet yönetimde yapılan seçimlerde hangi yöntemler kullanılıyorsa, aynı yöntemler kullanılmalıdır. Böylelikle öğrenciler ülkedeki siyasi sürecin nasıl yürüdüğünü daha iyi kavrayacak, genç yaşlarda demokratik süreçlerde gelişen aksiyonların nasıl sonuçlar doğurabileceğini kestirebilecek yetkinliğe sahip olma yolunda ilerleyeceklerdir.

Topluma Hizmet Uygulamaları ve Sosyal Katılım

Günümüz toplumunda mevcut bulunan sorunların en büyük sebeplerinden bir tanesi ilgili konularda toplumun genelinde farkındalığın oluşmamasıdır. Toplumun geneline yansımayan ve sadece küçük bir kitlenin farkında olduğu sorunların çözüme ulaşması doğal olarak pek mümkün görünmemektedir. Örnek olarak ailesinde bir MS (Multi Skleroz) hastası bulunan kişinin bu hastalık hakkında bir fikri vardır. Tanısı, tedavisi, ilerlemesi durumlarından haberdardır. Ancak çevresinde bu hastalık olmayan birisi bu hastalığının belki sadece ismini duyacak, bu hastalıktan mustarip kişilerin ne durumda olduğunu bilmeyecektir. MS hastalarını sorunlarının çözümü, onların hayat standartlarının artırılması için yapılması gereken en önemli şey toplum içerisinde bu farkındalığın artırılmasıdır. Böylelikle insanlar onların hayatını kolaylaştırmak adına maddi ve manevi çaba gösterecektir. Bu verdiğimiz örnek sadece farkındalık kavramının öneminden bahsetmektedir. Dolayısıyla öğrenciler topluma hizmet veren kurumlarda yeri geldiğinde zorunlu olarak görevlendirilirlerse birçok farklı açıdan empati yapma özelliğin de kazanacaklardır. Yeri geldiğinde sorumluluk alacaklar ve belirli toplumsal sorunların giderilmesi adına farkındalık çalışmalarında yer alacaklardır. Genç yaşta başlaması gereken bu sosyal katılım etkinlikleri, geleceğin yetişkinleri, bugünün öğrencilerine ileride siyasi sorumluluk alma konusunda çekinmeden hareket etme gücü verecektir.

Bilgi

Pratik bilginin önemine önceki bölümlerde oldukça yer vermeye çalıştık. Bu demek değildir ki teorik bilgi önemli değildir veya daha az önemlidir. Teorik bilgi bu işin temelidir, pratik bilgi ile tamamlanır ve ortaya bilgi ve tecrübenin sentezi çıkar. Dolayısıyla siyasetin ve siyasi konuların öğretilmesi konusunda ilk yapılacak olan şey siyaset içerisinde kullanılan bütün kavramların ortaya konulması, gerektiğinde örnekler de vererek öğrencinin bu kavramları sindirmesinin sağlanmasıdır. Çünkü birçoğu soyut olan bu olguların öğrencinin kavram dünyasında yer etmesi oldukça önemlidir. İlgili kavramların eksik veya yanlış öğrenilmesi yanlış yorumlamayı da beraberinde getirecek, birey için ilerde telafisi mümkün olmayan sorunları da beraberinde getirecektir. Aksine bu soyut kavramlarında bireyde olması gerektiği gibi yer etmesi durumunda kişi bu bilgileri pratik bilgi ile harmanlayarak ülkenin siyasi geleceğinde rol alma yetisini de kazanmış olacaktır.

Değerler

Evrensel değerlerin yanı sıra birlikte yaşayan her topluluğun kendine ait milli, dini ve kültürel değerleri vardır. Bir toplumu toplum yapan, o topluma özgün bir karakteristik sağlayan özellikleri bu değerler oluştururlar. Okul da netice itibariyle toplumun bir parçasına tekabül eder. Sınıf ve daha genel olarak düşünürsek okul içerisinde bulunan herkesin öğretmenlerinin telkinleri neticesinde birbirine saygılı olma, dayanışma vb. değerlere sahip olması ve bunların gereğini yerine getirmesi öğrencilerin gelişimlerine katkıda bulunacaktır. Toplumun genelinde bulunması gereken değerlerin öğrencilerde yeterince yer edinmesi neticesinde ortaya çıkacak olan kazanımlar bireysel olarak yerelde kalmayacak ve toplumun geneline sirayet edecektir. Böylece toplum ‘bir’ olacak, bu sayede hem yerel hem de global anlamda karşılaşacakları siyasi güçlükleri rahatlıkla aşacaktır.

Tutum ve Erdemli Davranışlar

Bir toplumun kalitesini o toplumdaki bireylerin kalitesi belirler. Bireyin kalitesi ise erdemli tutum ve davranışlarından belli olur. Başta kendine sonra da diğer insanlara saygısı olan bir insanın topluma bile isteye rahatsızlık vermesi mümkün değildir. Bu karaktere sahip insanların toplumun geneline yayılması durumunda ise ortaya fikri, idari ve siyasi anlamda oldukça sağlıklı ve kaliteli bir toplum yapısı ortaya çıkar. Bu durumda siyaset eğitimi verilirken bu gerekçeler göz ardı edilmemeli ve kaliteli bireylerin yetişmesine ön ayak olunmalıdır.

Sosyal Bilgiler Dersi Öğretim Programında yer alan Öğrenme Alanları

Sosyal Bilgiler Dersinde yedi farklı öğrenme alanı bulunmaktadır. Bunlara sırasıyla aşağıda değinilecektir. Öğrenciler bu alanlar içerisinde belirtilen yetkinlikleri bulabileceklerdir.

Birey ve Toplum

Kişinin kendisini ve içinde bulunduğu toplumu sosyal bilimlerin farklı branşlarından yararlanılarak tanıyacak, toplumun oluşturduğu millet kavramının farklı açılardan ortaya çıkış sürecini idrak edecek, bunların bilincinden olarak gerekli ödev ve sorumlulukları yerine getirecektir.

Kültür ve Miras

Bir toplumu var eden ve bugüne getiren geçmişidir. Bugünden yarına taşıyacak olan ise geçmişten gelen bilgi ve birikimle bugün yapacakları olacaktır. Dolayısıyla öğrenciler bu alan içerisinde geçmişten gelen kültür ve mirasına sahip çıkmayı, onları en güzel biçimde geleceği taşımaya bulacaklardır.

İnsanlar, Yerler ve Çevreler

Bu alan genel itibariyle coğrafya biliminin etrafında dolaşmaktadır. Yani insanın coğrafi çevresiyle olan ilişkisini içerir. Bu alanda öğrenciler harita bilgisi, çevreyle iletişim, fiziksel çevre, sosyal iletişim, gözlem, mekânsal analiz gibi farklı konularda bilgi ve edinimler bulacaklardır.

Bilim, Teknoloji ve Toplum

Bu alanda öğrenciler sorunları çözme ve topluma yararlı olma adına bilimi ve teknolojiyi her açıdan etik değerler içerisinde kullanma, bilimin temel ilkelerini hayatının her alanında temel alma konularının bu alanın içerisinde bulacaklardır.

Üretim, Dağıtım ve Tüketim

Öğrenciler bu alanda, gerektiğinde inisiyatif alan, kendi karakter ve yeteneklerine göre meslek edinen, girişimcilik fırsatlarını kovalayan, üretim için gerektiğinde yılmadan farklı yollar deneyen, başarıya ulaşmak için istikrarlı ve inançlı bir biçimde çaba gösteren, ürettiklerinin etik ve evrensel değerler çerçevesinde hem iç hem de dış pazarda dağıtımını sağlayan, bu yolla hem milletine hem de vatanına fayda sağlayan bireyler olma adına öğretiler bulacaklardır.

Etkin Vatandaşlık

Bu alan toplum içerisinde bireysel ve grup olarak etkin olma adına bilgi ve telkinleri içermektedir. Böylelikle öğrenciler sosyal bir vatandaş olarak ülkesinin gelişmesi ve ilerlemesi adına gerektiğinde bireysel gerektiğinde de örgüt veya grup olarak hareket edebilmek için gerekli kavram ve birikime sahip olacaklar, bu sayılanların önemi idrak ederek ülke için önemini kavrayacaklardır.

Küresel Bağlantılar

Özellikle günümüzde teknoloji ve kitle iletişim teknolojilerinin ilerlemesiyle birlikte dünya küçük bir köy haline gelmiş, coğrafi olarak çok uzakta olan insanlarla anında sesli/görüntülü iletişime geçilir duruma gelmiş, sosyal medya sayesinde kitleleri kısa süre içerisinde harekete geçirebilme kabiliyeti gelişmiştir. Bu durumun getirdiği gereklilikler dolayısıyla bu alanda öğrencileri dünya gündemini takip edebilen, özellikle sosyal medya manipülasyonlarını sezebilecek ve bunları etkisi hale getirmek amacıyla tepki verebilecek şekilde yetişmek amaçlanmıştır.

Sosyal Bilgiler Öğretim Programında da Yer Alan ve Türkiye Yeterlilikler Çerçevesinde (TYÇ) Belirlenen Anahtar Yetkinlikler ve Açıklamaları

TYÇ, sekiz farklı anahtar yetkinlik belirlemektedir. Bunlar sırasıyla aşağıda verilmiştir.

Anadilde İletişim

Genel olarak anadilde iletişim düşünce, duygu ve gerçekleri hem sözel hem de yazılı olarak ifade etme (dinleme, konuşma, okuma ve yazma) ve diğer insanlarla farklı ortamlarda uygun biçimde etkileşime girme yeteneğidir.

Yabancı Dillerde İletişim

Yabancı dildeki iletişim genel itibariyle kendi ana dilimizdeki iletişimimizle de yakından ilişkilidir. Düşünce, duygu ve gerçekleri kendi istek veya ihtiyaçlarımız doğrultusunda, iş, ev, boş zaman, eğitim, öğretim ortamlarında hem sözel hem de yazılı olarak anlama ve ifade etme yeteneğine bağlıdır. Yabancı dillerdeki iletişim aynı zamanda derin düşünce ve kültürlerarası anlayış da gerektirmektedir. Bunun yanında iletişime geçilecek dil ile ilgili yeterli derecede dil bilgisi ve kelime bilgisine de hâkim olmak gerekir.

Matematiksel Yetkinlik ve Bilim/Teknolojide Temel Yetkinlikler

Genel olarak matematiksel yetkinlik toplama, çıkarma, çarpma, bölme işlemleri gibi aritmetik işlemleri ihtiyaca ve yerine göre zihinden veya yazılı olarak günlük problemleri çözmek için kullanmaktır.

Bilimde yetkinlik mevcut bilimsel problemleri tespit etmek ve tespit edilmiş olanlara bilimsel yollarla hipotezler kurmak, bunları deney ve tecrübelerle doğrulamaya çalışma kavramlarını içermektedir. Teknolojide yetkinlik, ihtiyaçlara binaen zamanın getirdiği teknolojik altyapının kullanılmasını ifade eder.

Dijital Yetkinlik

Dijital yetkinlik bilgi teknolojilerini gerektiği yerlerde ve ilgili aktivitelerde güvenli ve eleştirel biçimde kullanma yeterliliğini ifade eder. Bilgiyi düzeltmek, değerlendirmek, depolamak, üretmek, sunmak ve değiş tokuş etmek ve iş birliğine açık internet ağı yoluyla iletişim ve katılım gerçekleştirmek için bilgisayarı kullanabilmeyi hedef alır ve farklı temel becerilerle desteklenir.

Öğrenmeyi Öğrenme

Öğrenmeyi öğrenme kavramı kendi öğrenmemizi organize etme yeteneğini ifade etmektedir. Bu kavram hem kendimiz hem de gruplar açısından, zaman ve bilginin etkin yönetimini de kapsamaktadır. Kendi öğrenme süreç ve ihtiyaçlarımızın da farkında olmalı ve farklı öğrenme fırsatlarını da tanımlamalıyız. Bu ise yeni bilgi ve becerilerin kazanılması, işlenmesi ve özümsenmesi ile rehberlik arayışı ve kullanımını ifade eder.

Sosyal ve Vatandaşlıkla İlgili Yetkinlikler

Sosyal ve vatandaşlıkla ilgili yetkinlikler, sosyal ve çalışma yaşamına etkin biçimde katılmak için ihtiyaç duyabileceğimiz her türlü davranışı içinde barındırır. Sosyal bir bağlamla bağlantılı yetkinlikler, toplumda, günümüzdeki çeşitliliği nedeniyle giderek daha da önem kazanmaktadır. Bu yetkinlikler gerektiğinde sosyal, politik, demokratik vb. çatışmaları çözüme kavuşturmak için bize yardımcı olabilir.

İnisiyatif Alma ve Girişimcilik

İnisiyatif alma özellikle yetişkin çalışmaları ve girişimleri için önemli olan düşüncelerimizi harekete geçirebilme yetisine de atıfta bulunur. Üreticilik, yenilikçilik, risk alma ve aynı zamanda istenen hedeflere ulaşmak için proje planlaması ve yönetimi becerisini de içerir. Yeri geldiğinde sorumluluk alarak hem bireysel hem de toplumsal fayda sağlamak adına harekete geçmekten sakınmamaktır.

Kültürel Farkındalık ve İfade

Kültürü oluşturan yer alan müzik, sanatsal icra, edebiyat ve görsel sanatlar gibi ögeler aracılığıyla düşünce, deneyim ve duyguların üretim olarak öneminin farkında olmak ve kabul etmektir.

Sosyal Bilgiler Dersi Öğretim Programının Düzenlenme Amaçları ve Programın Özel Amaçları

Sosyal Bilgiler Dersi aracılığıyla öğrencilerin, aşağıdaki maddelerde verilen özelliklere sahip bireyler halinde yetişmeleri amaçlanmaktadır (buradaki amaçlar Sosyal Bilgiler Dersi Öğretim Programı okunduktan sonra özgün bir şekilde ifade edilmiştir).

  1. Bu ülkenin vatandaşları olarak milli değerlerine bağlı, milli bilince sahip ve ayrıca haklarını, ödev ve sorumluluklarını bilen, gerektiğinde bu vatan için canı dahil sahip olduğu her şeyden geçebilecek bir karaktere sahip, vatanına milletine yararlı birey olarak yetişmesini
  2. Atatürk ilke ve inkılaplarının ülkemiz için değerini ve önemini kavrayıp Türkiye Cumhuriyeti’nin kuruluş ve yaşayış gayesine uygun şekilde devamını sağlayacak olan birey olarak yetişmesini
  3. Adaletin herkese lazım olduğunu kavrayıp bunu bütün hayatına yaymasını bilen, başkasına gelince adil kendine gelince yanlı tavırda olmayan, rüşvet ve adam kayırmaya karşı, adil olmayı hayat felsefesi olarak gaye edinmiş birey olarak yetişmesini
  4. Türk kültür ve tarihini oluşturan bütün kültür elemanları tanıyan, bunları benimseyen ve hayatına uygulayan, gelecek nesillere aktarmak üzere koruyan ve korunmasına yardımcı olan, aksayan yerlerini düzelten, geçmişte doğru çalışan ama zamanla yozlaşan değerler varsa bunları eski haline getiren, gerektiğinde mevcut değerleri zamanın şartlarına göre tekrar yorumlayıp daha iyi hale getirmeye çabalayan birey olarak yetişmesini
  5. Bulunduğu mekândan başlayarak, yerelden küresele coğrafya bilgisine sahip, hem kendi ülkesinin hem de civardan başlamak üzere önemli ülkelerin konumlarının stratejik önemine hakim, insan ve mekan arasındaki ilişkiyi kavrayabilen birey olarak yetişmesini
  6. Hem yerelde ülkesinin hem de küreselde insanlığın geleceğini koruma ve gelecekle ilgili tedbir almaya yönelik olmak üzere başta doğal kaynakları olmak üzere hiçbir şekilde israf etmeyen, doğadaki tüm canlıların hak ve hukukuna saygılı birey olarak yetişmesini
  7. Televizyon, radyo, internet gibi medya araçlarından veya doğrudan insandan aldığı haber ve bilgilerin doğru olup olmadığına karar verebilecek yöntem ve kabiliyetlere sahip, manipülasyonları anlayabilecek ve olması gerektiği yerde konumunu alacak birey olarak yetişmesini
  8. Günümüzde manipülasyonlarla ülkelerin geleceğini etkileyebilecek kararlar alınmasına sebep olabilen ve ülkelerin dünya ülkeleri arasındaki gücünü belirleyen önemli etkenlerden olan ekonominin terim ve kavramlarına hâkim, milli ekonomisine sahip bir anlayışla hareket birey olarak yetişmesini
  9. Bütün mesleklere hak ettiği (ki bütün meslekler farklı oranlarla da olsa saygıyı hak eder) değeri veren, toplum içerisinde iş ve istihdamın önemini bilen, gerektiğinde istihdam sağlamayı hedefleyen birey olarak yetişmesini
  10. Tarihi farklı kaynaklardan okuyan, eldeki delilleri birbiriyle karşılaştıran, önüne gelen bilgiye hemen inanmak yerine doğruya ulaşmak adına çaba sarf eden, tarihten geleceğe köprü kurabilen birey olarak yetişmesini
  11. Devrin teknoloji devri olduğunu bilen, bu sebeple bilgi ve iletişim teknolojilerini kullanmak adına yetkinlik kazanmak için çaba sarf eden, bu açıdan edindiği bilgi ve tecrübeyi ülkesinin çıkarı ve gelişmesi için kullanan bireyler olarak yetişmesini
  12. Bilimsel düşünme kavramlarına sahip, bilgi üretimi ve sorun çözme adına yaptığı çalışmalarda etik kaygısı güden, insanlığı daha iyi noktalara götürmek adına bilimsel çalışmalar yapabilecek birey olarak yetişmesini
  13. Bireysel ve toplumu ilgilendiren sorunlarda gerektiğinde sosyal ilişkilerini ve iletişim becerilerini kullanarak sorunları çözmek adına inisiyatif alan; tartışma, dinleme, söyleme, harekete geçme vs. gibi sosyal bilgilerin kavramlarını hem bilen hem de kullanan birey olarak yetişmesini
  14. Toplumdaki var olan sorunları çözme adına hem kendi hem de diğer insanların fikirlerinin önemini bilen, bu anlamda inisiyatif alan, aynı zamanda başkalarının sunduğu fikirlere katılmasa dahi saygı gösteren birey olarak yetişmesini
  15. Demokrasinin temel ilkelerini benimseyen, hayatına uygulayan, çevresindekileri buna teşvik eden birey olarak yetişmesini
  16. Kendi milli ve dini değerlerine bağlı, bu değerlerle çatışmayan ve insanlığın genel için kabul edilmiş evrensel kurallara saygı gösteren, herkes tarafından hoş ve güzel olarak kabul görmüş karakter özelliklerine sahip birey olarak yetişmesini
  17. Ülkesi ve dünya için gerektiğinde sorumluluk alabilecek, fikir ve düşünce üreten, daha iyiye gidiş açısından yapılması gerekenlerin tespiti için çalışan birey olarak yetişmesini
  18. Ve son olarak doğduğu andan itibaren aldığı eğitim ve öğretim sayesinde kendini, çevresini ve bulunduğu toplumu tanıyan, isteklerini, kabiliyetlerini ve sınırlarını bilen birey olarak yetişmesini amaçlar.

Sosyal Bilgiler Dersi Öğretim Programının Uygulanmasında Dikkat Edilecek Hususlar

Sosyal bilgiler dersinin içeriği sosyal bilimler (tarih, coğrafya, ekonomi, sosyoloji, antropoloji, psikoloji, felsefe, siyaset bilimi ve hukuk) olsa da bunları tek başına ele almak çok doğru bir yaklaşım olmayacaktır. Dolayısıyla hem bu bilimleri birbiriyle olan ilişkileriyle birlikte sunmak hem de insan hakları, millet bilinci, demokrasi ve vatandaşlık ödevleri gibi sosyal konularla birlikte vererek insanlar eğitilmelidir.

Sosyal bilgilerin temel ilkeleri yerellik, güncellik, disiplinler arası çalışma, yansıtıcı sorgulama, geçmiş-bugün-gelecek bağlantısı, zaman-süreklilik-değişim ve esnekliktir. Dolayısıyla öğrencilere sosyal bilgiler konuları aktarılırken bu ilkeler dikkate alınarak verilmeli, göz ardı edilmemelidir.

Esasında bütün bilimlerde olduğu gibi sosyal bilgilerde de gerçek hayat problemleriyle uğraşmak öğrencinin etkin bir öğrenme aşamasından geçmesini sağlayacaktır. Gerektiğinde gerçek bir tartışma ortamı sağlanmalı (farklı tartışma teknikleri kullanılarak ve problem çözme, eleştirel düşünme, kanıt kullanma, karar verme ve araştırma becerileriyle ilişkilendirilerek), yeri geldiğinde demokrasiyi anlatmak üzere bir görev için seçim yaptırılmalı, bu seçim için propaganda vs. gibi ilgili aktivitenin var olan bütün elemanlarından yararlanılmalıdır.

Değer ve becerilerin kazanımlarla ilişkilendirildiğini ve bize bu şekilde sunulduğunu biliyoruz ama içinde bulunulan toplumun o günün şartlarıyla birlikte dikkate alınarak bu ilişkilendirmelerde ihtiyaca binaen güncellemeler yapılmalıdır. Ayrıca kavram öğretiminin de çok önemli bir yeri olduğu sosyal bilgiler öğretiminde sözel bazı kavramların da birbiriyle karışması ihtimaline karşı anlatım açık bir şekilde yapmaya özen göstermeli ve ilgili kavramın diğerleriyle farkı açıkça belirtilmelidir.

Öğrencileri, milli ve dini bilinç kazandırma ve var olan toplum kültürünü sürdürme adına çeşitli etkinliklere teşvik etmelidir, ayrıca öğretmen öğrencilere bu bilincin benimsetmek amacıyla eğitime önce kendinden başlamalıdır. Çünkü yaşamadığınız veya samimi olmadığınız bir konuda karşınıza etki etmeniz mümkün değildir.

Sosyal bilgilerin sosyal ortamlardan bağımsız bir şekilde anlatılması beklendiği etkiyi asla vermeyecektir. Dolayısıyla kamu kurumlarından sanat etkinliklerinin yapıldığı yerlere, çarşıdan pazara her yerde sosyal bilgiler eğitimi yerine göre farklı şekillerde verilmelidir.

Farklı ortamların yanında farklı bilim ve sanat dallarından da kesinlikle yararlanılmalıdır. Örneğin sosyal bilgilerle edebiyatın, minyatürün, türkünün bağımsız olduğunu söylemek mümkün değildir. Öyleyse sosyal bilgiler öğretiminde bu dallardan da kesinlikle yararlanmak gerekir.

Tabi son yıllarda ilerleyen teknolojiyle birlikte artan bilgisayar ve internet kullanımı öğrencilerin bilgisayar ve internet okur-yazarı olmasını gerektirmektedir. Dolayısıyla öğrencilerin bu konulardaki farkındalıklarını artırmak üzere çalışmalar yapılmalıdır.

Fransız ihtilali ve büyük devletlerin etkisi ile Osmanlı Devleti’nde ortaya çıkan azınlık ayaklanmalarının değerlendirmesi

Fransız İhtilali sonrasında ortaya çıkan milliyetçilik akımı tahmin edilemeyecek bir şekilde birçok farklı coğrafya ve farklı kitleleri etkilemiştir. Osmanlı Devleti’nin çok uluslu bir yapıda olduğunu düşündüğümüzde bu akımdan en çok etkilenecek devletlerden bir tanesi olacağı esasında tahmin edilebilir bir durumdur. Bunun yanında Osmanlı’daki siyasi, askeri ve ekonomik gerileme de bu duruma tuz biber ekmiştir. Netice itibariyle Fransız İhtilali ile ortaya çıkan milliyetçilik akımı Osmanlı Devleti için dağılma sürecinin başlangıcı olarak görülebilir. Çünkü domino etkisiyle iş dağılmaya kadar gidecektir.

Fransız İhtilali birçok devlette olduğu gibi Osmanlı’da da aslında bölgesel bir durum yani Fransa’nın iç meselesi olarak görüldü. Fakat yukarıda da bahsettiğimiz üzere bu akım domino etkisiyle birçok farklı ülke ve bölgede etkisini göstermiştir. Osmanlı Devleti’nde farklı din ve milletten birçok tebaa barınmaktaydı. Osmanlı’nın çekişme içerisinde olduğu ülkeler ve onların kışkırtmaları da düşünüldüğünde ilk olarak Hristiyan unsurların ayrılıkçı hareketlere girişmesi de tahmin edilemeyecek bir durum değildi.

Fransız İhtilalinin yanında Osmanlı’daki azınlık ayaklanmalarının en önemli sebeplerinden bir tanesi de Avrupa’nın büyük devletlerinin izlediği politikalardır. Çünkü azınlıkları kullanarak devletin yapısını bozmak ve Osmanlı’yı kendi tahakkümleri altına almayı planlıyorlardı. Rusya güçlendiği her tarihte Osmanlı’nın karşısına dikilmiştir. Bunda sıcak denizlere inme amacı en önemli sebep olmuştur. Bir diğer sebep ise dini açıdan (Ortodoksların lideri olarak) Bizans’ın yerine geçme düşüncesidir. Bu düşünceyi gerçekleştirmek için de Osmanlı’yı ortadan kaldırmak gerekir. İngiltere, Fransa ile olan problemlerinden dolayı Rusya ile yakınlaşmış böylece Osmanlı’nın karşısında yer almıştır. Bir müddet Osmanlı’nın toprak bütünlüğünü savunan İngiltere (Osmanlının mirası topraklara Rusya başta olmak üzere güçlü devletler hükmedeceğine, zayıf Osmanlı hükmetsin daha iyidir anlayışıyla) Osmanlı’nın ayakta kalamayacağını görünce de bölüşme telaşına girmiştir. Balkanlardaki isyanları da desteklemiştir.

Rusya’nın güttüğü Panslavizm politikası ve Sırplarla olan ‘köken’ ilişkileri, milliyetçilik akımı derken isyan durumuna doğru giden Sırplara özerklik verilmiş oldu. Böylece Sırplar iç işlerinde bağımsız hale geldiler. 93 harbi sonucunda da tam anlamıyla bağımsız hale gelmiş oldular.

Milliyetçilik akımından etkilenen bir diğer tebaa olan Yunanları destekleyen en önemli ülke Rusya’ydı. Rusların sıcak denizlere inme politikası göz önünde bulundurulduğunda, bu bölgede güçlü bir Osmanlı yerine Yunanlıların bulunması onların da işine gelecekti. Netice itibariyle başlayan isyan Kavalalı Mehmet Ali Paşa’nın müdahalesi sonucu bastırılsa da Avrupalıların da devreye girmesiyle yön değiştirmiş, 1829 Osmanlı-Rus Savaşı sonucunda Yunanistan bağımsızlığını kazanmıştır.

Eflak ve Boğdan’a gelirsek Rus etkisinin bu bölgede de hissedildiğini söyleyebiliriz. Önce 1859’da Romanya olarak birleşen Eflak ve Boğdan, 1877 Berlin Kongresi’yle birlikte bağımsız hale gelmiştir. Yine benzer sebeplerle Makedonya, Bulgaristan ve Arnavutluk da bir müddet sonra bağımsızlıklarını almışlardır. Arnavutluk I. Balkan Savaşı sonrasında bağımsızlığını alarak Osmanlı’dan ayrılan son balkan devleti olmuştur. Osmanlının her açıdan güç kaybetmesi neticesinde teker teker bağımsızlıklarını alan bu ülkeler sonrasında Balkan Savaşları ile hem Osmanlı’dan toprak almaya çalışacak ardından bölüşme kavgası yüzünden birbirleriyle savaşacaklardır.

Netice itibariyle Fransız İhtilali’nin ve güçlü devletlerin (Fransa, Rusya, İngiltere) etkileri neticesinde Osmanlı’da meşrutiyet ilan edilmiştir. Azınlıkları memnun etmek ve dolayısıyla devlete bağlılıklarını artırmak üzere tanzimat ve ıslahat fermanları yayınlanmıştır. Fakat gayeleri farklı olan ve azınlıkları sadece kendi amaçları doğrultusunda kullanan bu devletler için yapılan bu iyileştirmeler Osmanlı için acı sonu hızlandırmaktan başka bir şeye yaramamıştır. Dolayısıyla Fransız İhtilali, çok uluslu yapıya sahip olan Osmanlının dağılmasının başlangıcının fitilini ateşlemiş, büyük devletler ise bu süreci nihayete erdirmişlerdir.