BİTİŞİKLİK KURAMI

Bitişik kuramı Watson-Guthrie isimleriyle beraber anılır. Öncelikle ödevde konunun tanımına ve ana kavramlarına değindikten sonra ardından bu isimlerin katkılarına değineceğiz.

Literatürde klasik koşullanma yaklaşımı içinde yer alan Watson ve Guthrie’nin öğrenme yaklaşımları, klasik koşullanmadan bazı farklılıklar içermektedir.  Watson, klasik koşullanmanın önemli bir öğrenme kaynağı olduğunu; ancak canlıların koşulsuz uyaran ve koşulsuz tepkilerinin sınırlı sayıda olduğunu, koşulsuz uyarıcı olmadan da öğrenme olabileceğini ifade etmiştir. Watson ve Guthrie öğrenmede en önemli noktanın bitişiklik ilkesi olduğunu, canlıların birbirine yakın zamanda gördükleri uyaranları birbirlerine eşlediklerini söylemişlerdir [7].

Bitişiklik, iki değişik uyaran-tepki bağlantısının birbirini anımsatmasıdır. Yani iki uyarıcıdan biri ortaya çıktığında diğeri onu hatırlatmaktadır. Birçok bilgiyi ve davranışı uyarıcı ile doğru davranışı tekrar tekrar bitiştirerek öğrenmişizdir [2].

Türkçe kelimelerin yabancı dil karşılıkları, noktadan sonra büyük harfin gelmesi, tarih derslerinde olaylar ile oluştuğu tarihler bitişiklik yoluyla öğrenilir [2].

Bitişiklik ilkesi, öğrenmenin tek ilkesidir. Öğrenmenin oluşabilmesi için uyarıcılar arasında bir bitişiklik olmak zorundadır. Bitişiklik, uyarıcıların organizma tarafından anlamlandırılması için geçen zamandır. Burada bahsedilen bitişiklik bildiğimiz bitişiklik anlamına gelmez. Guthrie’ye göre, bir uyarıcıya karşı yapılan tepkinin, daha sonra aynı uyarıcıyla karşılaşıldığında da gösterilme eğilimi vardır. Organizmanın öğrenebilmesi için pekiştirmeye ve tekrara ihtiyacı yoktur. Hareketlerin öğrenilmesinde tekrara ihtiyaç olmamasına karşın tekrar, etkinliklerin ya da becerilerin öğrenilmesinde hızlandırıcı bir faktördür. Guthrie’ye göre beceri, her biri tek bir denemede öğrenilen çok sayıdaki uyarıcı tepki bağlarından (hareket ve etkinlikten) oluşmaktadır. Buna örnek olarak, otomobil kullanma, piyano çalma, bisiklete binme, dans etme vb… verilebilir. Bu beceri davranışlarını edinebilmemiz için tabii ki de tekrar ve alıştırma gereklidir [1].

Yukarıda da bahsettiğimiz üzere bitişiklik kuramı denilince akla iki isim gelmektedir. Bunlar Watson ve Guthrie’dir. Şimdi bu isme de değinelim;

BİTİŞİKLİK KURAMI VE WATSON

Davranışçılık kuramının kurucusu olan John B. Watson (1878-1958) Güney Carolina, Greenvilel’de yoksul bir ailenin çocuğu olarak dünyaya gelmiştir. Aile ortamında çatışmaların ortasında büyümüş, babası tarafından terk edilmiş, oldukça problemli, şiddet eğilimli bir çocukluk dönemi geçirmiştir. Davranışçılık adını verdiği yeni psikolojik yaklaşım konusundaki gözlemlerini ve çalışmalarını ağırlıklı olarak kendi çocukları üzerinde yapmıştır [3].

Bilincin yapısını inceleyen Watson yapısalcılığa karşı çıkmış, özel bir öğrenme kuramı geliştirmiştir. Pavlov’un klasik koşullanma ile ilgili görüşlerini model olarak uygun bulmuştur. Davranışın oluşumunda kalıtsal bir özellik değil çevrenin etkisi olduğunu vurgular. Davranışların belirlenmesinde ve yetiştirilmesinde çevre büyük önem taşır. Watson bu yönüyle tabula rossa (boş levha) görüşünü kabul etmektedir. Bu görüş zihni boş levha olarak görür [5].

Watson Pavlov’un çalışmalarının yetersiz olduğunu, tepkisel koşullanmanın sadece refleksif olmadığını karmaşık davranışlarda ve korkunun öğretilmesinde kullanılabileceğini belirtmiştir [5].

Watson, temel olarak davranışla ve davranışın yaşantı yoluyla nasıl değiştirilebileceği ile ilgilenmiştir. Watson insan davranışını tamamen refleksler, uyarıcı-tepki ilişkisi ve pekiştiricinin etkisi ile açıklamaya çalışmıştır. Watson, davranışların başlangıç noktası olarak refleksleri kabul eder. İnsanların uyaran tepki bağlarıyla doğduğuna inanır ve bunlara refleks adını verir.

Watson yürüme, koşma, konuşma gibi karmaşık becerilerimizin hep uyarıcı tepki arasında bağ kurma yoluyla öğrenilmiş davranışlar olduğunu ve bütün davranışların klasik koşullanma yoluyla öğrenilebileceğini savunmuştur. Bebekler koşullanma yoluyla suçlu, müzisyen, ressam haline getirilebilir. Yani insanda, koşullanma yoluyla her kişilik oluşturulabilir [5].

Korku Koşullanması ve Uyarıcı Genellemesi Çalışması

Watson; Pavlov’un yaptığı klasik koşullanma deneylerinden etkilenmiş ve kendisi de bu doğrultuda çalışmalar yapmış, klasik koşullanmayı insan davranışlarını açıklayabilecek temel bir mekanizma olarak görmüştür. Watson, eğer bir köpek koşullanabiliyorsa bir çocuğun da koşullanabileceğini ileri sürmüş ve Pavlov’un yaptığı tarzda klasik koşullanma deneylerin insan denekler (çocuklar) ile yapmasıyla meşhur olmuştur [6].

Watson’a göre davranışlar doğuştan gelen özellikler değildir. Çevresel etmenlerin tesiri altında öğrenilirler. Davranışlar tıpkı klasik koşullanmada olduğu gibi U-T bağlarının, şartlan yoluyla birbiriyle ilişkilendirilmesiyle oluşur. Diğer deyişle Watson’a göre öğrenme koşullu uyarıcı ile koşulsuz uyarıcının birbiriyle ilişkilendirilmesi sürecidir. Bunun için önce koşullu uyarıcı hemen ardından da koşulsuz uyarıcı verildiğinde koşullanma gerçekleşir. Watson’un kuramında öğrenmenin gerçekleşmesi için koşullu uyarıcı ile koşulsuz uyarıcının bitişikliği (U-U bitişikliği) gereklidir [6].

Watson, bu görüşlerini test etmek için 1920 yılında Rayner adlı meslektaşı ile psikoloji literatüründe “Küçük Albert Deneyi” olarak bilinen deneyi yapmışlardır. Bu deneyde amaçları, korkuların (fobiler) doğuştan gelen özellikler değil öğrenilmiş tepkiler olduğunu göstermektir [6]. Watson, klasik koşullanmanın genellemesi deneyini 11 aylık Albert adlı bir bebek üzerinde çalışmıştır. Albert’e beyaz bir fare hediye edildi. Başlangıçta bebeğin fareye yönelik herhangi bir korkusu gözlenmedi. Bir süre sonra bebeğin fareye her yaklaşımında koşullu bir uyaran olarak güçlü bir mekanik ses çıkarıldı. Bu ses doğal olarak Albert’i korkuttu ve fareden uzaklaştı. Bitişiklik ilkesi sonucu zamanla korku tepkisi koşulsuz uyaran olan fareye karşı da gösterilmeye başlandı. Zamanla bebek gördüğü beyaza benzer her şeyden (beyaz oyuncak, beyaz tavşan vb.) uyarıcı genellemesiyle korkmuştur. Bu deneyi ile Watson, klasik şartlanma yoluyla fobi oluşturulabildiğini göstermiştir. Başka bir deyişle Watson, davranışın kalıtımsal olmayıp insanın çocukluğundan beri çevresindeki belli uyarıcılarla belli tepkilerin birleşmesi sonucu uyarıcı-tepki bağlarının birbiri üzerine şartlanma yoluyla inşa edilmesi sonucunda geliştiği görüşünü savunur [5].

Korkunun Giderilmesi ve Sistematik Duyarsızlaştırma

Watson korku öğrenilebiliyorsa korkmama da öğrenilebilir demiştir. Korkunun giderilmesinde de tepkisel koşullanmayı kullanmak istemiştir. Bu yöntem sistematik duyarsızlaştırmaya benzemektedir.

Tavşandan korkması öğretilen bir çocuğa tavşan kafes içerisinde uzaktan gösterilmiştir. Her gün tavşan bir miktar daha yakınlaştırılmış. Çocuğun yanına kadar getirilmiş ve serbest bırakılmıştır. Çocuğun artık tavşandan korkmadığı görülmüştür. Tavşan başlangıçta çocuk için nötr uyarıcı iken korku ile koşullu hale gelmiştir. Daha sonra alışma mantığındaki gibi koşullu uyarıcı tek başına verilmeye devam etmiştir. Önce alışma gerçekleşmiş daha sonra ise istenmeyen davranış yok olmuştur.

Watson öğrenme için pekiştirmeye ihtiyaç olmadığını savunur. Öğrenmenin bitişiklik ve tekrar sayesinde gerçekleştiğini belirtir. Ona göre koşullu ve koşulsuz uyarıcılar ne kadar sık verilirse öğrenme de o kadar güçlenmektedir. Bir uyarıcıya verilecek tepki, uyarıcıya karşı en son ve en sık yapılmış tepkidir.

Sistematik duyarsızlaştırma ile kademeli yaklaştırma konusu genellikle birbirine karıştırılan konulardır. Sistematik duyarsızlaştırma korkunun giderilmesi, kademeli yaklaştırma ise yeni bir davranışın kazandırılması için kullanılmaktadır [5].

Öğrenmede En Son – En Sık İlkesi

Watson’a göre bir uyarıcıya verilecek tepki, o uyarıcıya karşı en son yapılmış ve en çok tekrarlanmış tepkidir. Bu ilkeye “en son ve en sık tepkisi” adı verilir. Watson için en önemli şey uyarıcı – tepki ikileminin tekrarlama sıklığıdır.

Watson öğrenmeyi davranış gelişiminin temel süreci olarak kabul etmiş ve “bir insan ne öğrenmişse odur” anlayışı getirmiştir. Watson davranışların çevresel etmenlere göre oluştuğunu, şartlanma ile oluşan davranışların tekrar şartlanma yoluyla değiştirilebileceğini ileri sürmüştür. Yani korku öğrenilmişse, korkmama da öğrenilebilir. Bunun için önce çocuğa korktuğu şeyden (fare) korkmayan çocukların oynadığı bir oyun, televizyon filmi izlettirilmiştir. Daha sonra sevmediği şey (fare) yavaş yavaş gösterilerek korku ortadan kaldırılmıştır [2].

Watson, Pavlov’u Amerika’ya tanıtmış ancak kendisi tüm ilkeleri kabul etmemiştir. Watson’a göre öğrenme, koşullu ve koşulsuz uyarıcıların birbirine çok yakın zamanlarda verildiğinde meydana gelmektedir. Bunlar ne kadar sık verilirse aralarındaki ilişki o kadar güçlenmektedir. Öğrenmede bitişiklik ve sıklık ilkelerini kabul etmekte ancak pekiştirmenin gereğine inanmamaktadır. Çocukların korkularının ve diğer duygusal özelliklerinin giderilmesi ile ilgili bazı ilkelerin (sistematik duyarsızlaşma) uygulamalarının öncülerindendir. İstenilen davranışların kazandırılmasında tekrarın önemini vurgulamıştır [3].

Watson, 1930 yılında yayınlanan bir kitabında “Bana sağlıklı, iyi yapılı bir düzine çocuk ve onları içinde yetiştireceğim kendi özel dünyamı (çevreyi) verin. Onların yetenekleri, eğilimleri, meziyetleri, yatkınlıkları, atalarının ırkı ne olursa olsun, size onlardan her birini rastgele biçimde kendi seçeceğim mesleklere göre doktor, avukat, sanatçı, tüccar, hatta dilenci ve hırsız olarak eğitmeyi garanti edeyim.” demiştir. Bu abartılı görüş ile eğitimin insan davranışları üzerindeki önemine vurgu yapan Watson, yazısının devamında bu görüşü için; “Ben gerçeklerin ötesine gidiyorum ve bunu itiraf ediyorum. Fakat bunun tersini savunanlar da var ve bunu binlerce yıldır yapıyorlar.” diyerek, insanların olumlu ve olumsuz davranış özelliklerinin atadan geldiğini savunan “öjenik” görüşlere karşı olduğunu ifade etmiştir [6].

BİTİŞİKLİK KURAMI VE GUTHRIE

Bir filozof, matematikçi olan ve daha davranışçı psikoloji akımından etkilenerek kuramını geliştiren Edwin Ray Guthrie (1886-1959) öğrenmeye ilişkin görüşlerini Guthrie Bitişiklik Kuramı ile açıklamıştır. Devamında da alışkanlıkları yok etmek için tercih edebileceğimiz yolları da kuramını destekleyecek şekilde listelemiştir [4].

Guthrie klasik koşullanma ile ilgili temel görüşlerin izinden gitmiş ancak farklı olarak öğrenmenin bitişiklik ile açıklanabileceğini belirtmiştir. Guthrie’ ye göre, bir uyarıcıya karşı yapılan tepkinin, daha sonra aynı uyarıcıyla karşılaşıldığında da gösterilme eğilimi vardır.

Guthrie’nin bitişikliği uyarıcı-tepki bitişikliğidir. Öğrenme tek bir denemede kazanılır. Öğrenme ilkesi olarak sıklık yasasını tamamen reddeder. Guthrie öğrenme ilkelerini; “en son tepki” ve “yakınlık” başlıkları altında inceler. Belirli özel bir uyaran duruma yapılan tepkideki son şeyi öğreniriz. Ödül ve ceza öğrenmeye uygun değildir. Eğer öğrenme gerçekleştiyse ondan sonraki bir olaydan (ödül –ceza) etkilenmeyecektir [2].

Alışkanlık haline getirilmiş olumsuz davranışlardan Olumsuz alışkanlıkları yok etme yöntemleri üç tanedir. Bunlar; eşik yöntemi, bıktırma yöntemi ve zıt tepki yöntemidir. Şimdi bunları gözden geçirelim [4].

  • Eşik Yöntemi: Alıştığımız bir davranıştan kademe kademe uzaklaşmak ya da alışmak istediğimiz davranışa kademe kademe yaklaşmaktır. Modern psikoterapistler tarafından da kullanılan bu yöntemde amaç; istenmeyen tepkiye neden olan uyarıcının çok az düzeyde verilerek yavaş yavaş artırılmasıyla organizmanın uyarıcıya alışmasını sağlamaktır. Bu yöntem, korku ve fobileri yenmek için de kullanılmakta olup bu alanda sistematik duyarsızlaştırma olarak adlandırılmaktadır.

Örnek: Peynir yemekten nefret eden küçük çocuğu, peynir yemeye alıştırmak isteyen annesi peynir çeşitlerini küçük küçük yemeklerinin, pastalarının içine koyarak çocuğuna yedirmiştir. Sonra peynir büyüklüğünü yavaş yavaş artırarak sonunda peyniri direk olarak yedirmeye başarabilmiştir.

  • Bıktırma Yöntemi: Kişi, istenmeyen tepkiyi vermekten bıkıncaya kadar uyarıcıya maruz bırakılır. Zamanla kişi bu tepkiyi göstermekten yorulacağı için aynı uyarıcıya karşı istenmeyen bu tepkiyi göstermekten vazgeçer. Sonunculuk ilkesine göre bir uyarıcıya verilecek olan tepki o uyarıcıya en son verilmiş tepkidir. Bu durumda söz konusu uyarıcıya en son verilen tepki istenmeyen tepki olmadığı için bu uyarıcıya karşı bir dahaki sefere de bu tepki verilmeyecektir.

Bu yöntemin etkili olması için, organizmanın ilk bıkkınlık düzeyinden sonrada yapmasını istemek gerekir. Eğer ilk bıkkınlık şikayetinde uyarıcı kesilirse bu yöntem işe yaramaz. Bazen farkında olmadan kullanılan bu yöntem olumlu bir davranışın kazanılmasını da engelleyebilir. Örneğin; öğrencilere çok ve yoğun ödev verilmesi, çocuğun ödeve karşı motivasyonunu düşürerek ödev yapmaktan nefret etmesine yol açabilmektedir veya bebeklikte çok fazla süt içirilmesi ile yetişkinlikte o çocuğun sütten nefret etmesine yol açabilir [2].

Bazen farkında olmadan kullanılan bu yöntem olumlu bir davranışın kazanılmasını da engelleyebilir. Örneğin; öğrencilere çok ve yoğun ödev verilmesi, çocuğun ödeve karşı motivasyonunu düşürerek ödev yapmaktan nefret etmesine yol açabilmektedir veya bebeklikte çok fazla süt içirilmesi ile yetişkinlikte o çocuğun sütten nefret etmesine yol açabilir [2].

Örnek: Guthrie, bıktırma yönteminin vahşi bir atın sırtına konulan eyeri atmaya çalışma tepkisini ortadan kaldırmak için de kullanılabileceğini belirtmiştir. Atın sırtına eyer yerleştirilir ve binici de atın üzerine atlar ve at tepinmekten yorulup bıkıncaya kadar binici atın üzerinde kalmaya devam eder. Bir süre sonra at, sırtında eyer olmasına rağmen tepinmeyecektir.

  • Zıt Tepki Yöntemi: İstenmeyen tepkiye neden olan uyarıcı ile bu uyarıcıyla rekabet edebilecek ve istenen bir tepkiyi (zıt tepki) meydana getirecek uyarıcı birlikte sunulur. Organizmayı uyarıcıdan uzak tutmak için, uyarıcının onun üzerinde olumsuz bir etki yaratmasını sağlamak hedeflenir.

Eğitim öğretim ortamında birbirine zıt uyarıcılar bir araya getirilerek uyaranların organizmada olumlu davranışı dönüştürülmesi sağlanabilir. Örneğin, çalışkan öğrenci ile tembel öğrenci aynı sıraya oturtularak, tembel öğrencinin çalışkan öğrenciden olumlu yönde etkilenmesi sağlanabilir.

Örnek: Kelime ezberi yapmayı sevmeyen ancak şarkı söylemeyi çok seven kişinin İngilizce çalışırken kelimelerle şarkı sözleri oluşturup bu şekilde daha rahat ezber yapması; köpeklerden korkan çocuğun annesinin kucağında, güvende iken köpekle etkileşime girmesinin sağlanması ve annenin verdiği güven duygusunun baskın gelerek korku tepkisinin verilmemesi; Okula gitmekten hoşlanmayan çocuğun vakit geçirmeyi sevdiği bir arkadaş grubu edindikten sonra “okulu sevmeme” tepkisinin azalarak ortadan kalkması örnekler olarak verilebilir.

Guthrie Bitişiklik Kuramı belli bir uyarıcı karşısında verilen tepkinin yerini yeni bir tepkinin alması yani önceki tepkinin unutulması esasını göz önünde tutmuştur. Yani aslında;

  • Eşik yöntemiyle peynir yemeye başlayan çocuk, peyniri tükürmeyi, ağzından çıkarmayı unutmaktadır.
  • Bıktırma yöntemiyle sırtındaki eyere alışan at, tepinmeyi unutmaktadır.
  • Zıt tepki yöntemiyle köpeğe yaklaşmaya başlayan çocuk ondan kaçma davranışını unutmaktadır [4].

BİTİŞİKLİK KURAMININ EĞİTİM VE ÖĞRETİME KATKISI

Öğrenmede tekrar önemlidir. En son yapılan davranışın tekrarlanma olasılığı daha yüksektir. Watson gerekli çevre düzenlemesinden sonra uygun uyarıcılar çocuğa verilirse çocukta istenilen nitelikler kazandırılabilir.

Çocuklara istenilen niteliklerin kazandırılabileceği görüşünün temellerini atmıştır. Çocukların korkularının ve olumsuz diğer duygusal özelliklerinin giderilmesi ile ilgili bazı ilkelerin (örneğin; sistematik duyarsızlaştırma) uygulamaların da öncülerinden birisidir. Öğrenmede, istenilen davranışların kazanılmasında tekrarın önemini vurgulamıştır.

KAYNAKLAR

  1. Bitişiklik Kuramı Nedir? – https://www.bilisimhocasi.com/bitisiklik-kurami-nedir
  2. Bitişiklik Kuramı – https://studylibtr.com/doc/693209/biti%C5%9Fiklik-kuram%C4%B1
  3. Bitişiklik Kuramı – http://files.gantepsosbilepo.webnode.com.tr/20000003 5-8b85e8d78f/biti%C5%9Fiklik%20kuram%C4%B1%20watson.pdf
  4. Alışkanlıkları Yok Etme Yöntemleri: Guthrie Bitişiklik Kuramı – https://www.matematiksel.org/aliskanliklari-yok-etme-yontemleri-guthrie/
  5. Watson Bitişiklik Kuramı: http://www.kpsskonu.com/egitim-bilimleri/ogrenme-psikolojisi/watson-bitisiklik-kurami/
  6. Watson’un Bitişiklik Kuramı – https://www.felsefe.gen.tr/watsonun-bitisiklik-kurami/
  7. Bitişiklik Kuramları – kpssrehber.com/dersnotu-77-bitisiklik-kuramlari
Bugün 1, bugüne kadar toplam 6 kez ziyaret edildi.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir