Kategori arşivi: Şiir

MONA ROZA

Mona Rosa, siyah güller, ak güller;
Geyve’nin gülleri ve beyaz yatak.
Kanadı kırık kuş merhamet ister;
Ah, senin yüzünden kana batacak,
Monna Rosa, siyah güller ak güller!

Ulur aya karşı kirli çakallar,
Bakar ürkek ürkek tavşanlar dağa.
Mona Rosa bugün bende bir hal var,
Yağmur iğri iğri düşer toprağa,
Ulur aya karşı kirli çakallar.

Açma pencereni, perdeleri çek;
Mona Rosa, seni görmemeliyim.
Bir bakışın ölmeme için yetecek;
Anla Monna Rosa ben öteliyim…
Açma pencereni perdeleri çek.

Zeytin ağacının karanlığıdır
Elindeki elma ile başlayan…
Bir yakut yüzükte aydınlanan sır,
Sıcak ve minnacık yüzündeki kan,
Zeytin ağacının karanlığıdır.

Zambaklar en ıssız yerlerde açar,
Ve vardır her vahşi çiçekte gurur.
Bir mumun ardında bekleyen rüzgar,
Işıksız ruhumu sallarda durur,
Zambaklar en ıssız yerlerde açar.

Ellerin, ellerin ve parmakların
Bir nar çiçeğini eziyor gibi…
Ellerinden belli olur bir kadın.
Denizin dibinde geziyor gibi
Ellerin, ellerin ve parmakların.

Zaman çok çabuk geçiyor Monna;
Saat on ikidir, söndü lambalar.
Uyu da turnalar gelsin rüyana,
Bakma tuhaf tuhaf göğe bu kadar;
Zaman çok çabuk geçiyor Monn

Akşamları gelir incir kuşları,
Konarlar bahçemin incirlerine;
Kiminin rengi ak kiminin rengi sarı.
Ah, beni vursunlar bir kuş yerine!
Akşamları gelir incir kuşları.

Ki ben, Mona Rosa, bulurum seni
İncir kuşlarının bakışlarında.
Hayatla doldurur bu boş yelkeni
O masum bakışlar… su kenarında
Ki ben, Mona Rosa, bulurum seni

Kırgın kırgın bakma yüzüme Rosa;
Henüz dinlemedin benden türküler.
Benim aşkım uymaz öyle her saza,
En güzel şarkıyı bir kurşun söyler…
Kırgın kırgın bakma yüzüme Rosa.

Artık inan bana muhacir kızı,
Dinle ve kabul et itirafımı.
Bir soğuk, bir garip, bir mavi sızı
Alev alev sardı her tarafımı,
Artık inan bana muhacir kızı.

Yağmurlardan sonra büyürmüş başak,
Meyvalar sabırla olgunlaşırmış.
Bir gün gözlerimin ta içine bak;
Anlarsın ölüler niçin yaşarmış,
Yağmurlardan sonra büyürmüş başak.

Altın bilezikler, o korkulu ten,
Cevap versin bu kanlı kuş tüyüne;
Bir tüy ki, can verir bir gülümsemen,
Bir tüy ki, kapalı geceye güne;
Altın bilezikler, o korkulu ten.

Mona Rosa, siyah güller, ak güller;
Gülcenin gülleri ve beyaz yatak.
Kanadı kırık kuş merhamet ister;
Ah, senin yüzünden kana batacak,
Mona Rosa, siyah güller ak güller!

Sezai Karakoç

Çırpınırdı Karadeniz

Çırpınırdın Karadeniz,
Bakıp Türk’ün bayrağına
“Ah” deyerdin, hiç ölmezdim,
Düşebilsem ayağına.

Ayrı düşmüş dost elinden,
Yıllar var ki, çarpar sinem,
Vefalıdır, geldi giden,
Yol ver Türk’ün bayrağına.

İnciler dök gel yoluna,
Sırmalar düz sağ, soluna
Fırtınalar dursun yana
Selam Türk’ün bayrağına.                                                       

Hamidiye o Türk kanı
Hiç birinin bitmez şanı
Kazbek olsun ilk kurbanı,
Selam Türk’ün bayrağına.

Dost elinden esen yeller,
Bana şiir, selam söyler
Olsun bizim bütün eller,
Kurban Türk’ün bayrağına

15 Aralık 1914, Gence/Azerbaycan
AHMET CEVAD

Yararlanılan Kaynak: http://www.altayli.net/ahmed-cevadin-hikayesi.html

Terkîb-i Bend IV

[pastacode lang=”markup” manual=”Bir%20katre%20i%C3%A7en%20%C3%A7e%C5%9Fme-i%20p%C3%BCr-h%C3%BBn-%C4%B1%20fenadan%0ABa%C5%9F%C4%B1n%20alamaz%20bir%20dahi%20b%C3%A2r%C3%A2n-%C4%B1%20bel%C3%A2dan%0A%0AAsude%20olam%20dersen%20e%C4%9Fer%20gelme%20cih%C3%A2na%0AMeyd%C3%A2na%20d%C3%BC%C5%9Fen%20kurtulamaz%20seng-i%20kazadan%0A%0AS%C3%A2bit-kadem%20ol%20merkez-i%20me’m%C3%BBn-%C4%B1%20r%C4%B1z%C3%A2da%0AVareste%20olup%20d%C3%A2ire-i%20havf%20u%20rec%C3%A2dan%0A%0ADursun%20kef-i%20h%C3%BCkm%C3%BCnde%20ter%C3%A2z%C3%BB-y%C4%B1%20adalet%0AHavf%C4%B1n%20var%20ise%20mahkeme-i%20r%C3%BBz-%C4%B1%20cezadan%0A%0AHer%20kim%20ki%20arar%20b%C3%BBy-%C4%B1%20vefa%20tab’-%C4%B1%20be%C5%9Ferde%0ABenzer%20ana%20kim%20devlet%20umar%20z%C4%B1ll-%C4%B1%20h%C3%BCm%C3%A2dan%0A%0AB%C3%AE-baht%20olan%C4%B1n%20ba%C4%9F%C4%B1na%20bir%20katresi%20d%C3%BC%C5%9Fmez%0AB%C3%A2r%C3%A2n%20yerine%20d%C3%BCr%20%C3%BC%20g%C3%BCher%20ya%C4%9Fsa%20sem%C3%A2dan%0A%0AErb%C3%A2b-%C4%B1%20kem%C3%A2li%20%C3%A7ekemez%20nak%C4%B1s%20olanlar%0ARencide%20olur%20d%C3%AEde-i%20huff%C3%A2%C5%9F%20ziyadan%0A%0AHer%20%C3%A2kile%20bir%20derd%20bu%20%C3%A2lemde%20mukarrer%0ARahat%20ya%C5%9Fam%C4%B1%C5%9F%20var%20m%C4%B1%20g%C3%BCr%C3%BBh-%C4%B1%20ukal%C3%A2dan%0A%0AHalletmediler%20bu%20l%C3%BCgaz%C4%B1n%20s%C4%B1rr%C4%B1n%C4%B1%20kimse%0ABin%20kafile%20ge%C3%A7ti%20h%C3%BCkem%C3%A2dan%20fuzel%C3%A2dan%0A%0AK%C4%B1l%20san’at-%C4%B1%20%C3%BCstad%C4%B1%20tahay%C3%BCrle%20tema%C5%9Fa%0ADem%20vurma%20ger%20arif%20isen%20%C3%A7%C3%BCn%20%C3%BC%20%C3%A7iradan%0A%0A%C4%B0dr%C3%A2k-i%20meali%20bu%20k%C3%BC%C3%A7%C3%BCk%20akla%20gerekmez%0AZ%C3%AEr%C3%A2%20bu%20ter%C3%A2z%C3%BB%20o%20kadar%20s%C4%B1kleti%20%C3%A7ekmez” message=”Ziya Paşa” highlight=”” provider=”manual”/]

Âtiyi karanlık görerek azmi bırakmak

[pastacode lang=”markup” manual=”%C3%82tiyi%20karanl%C4%B1k%20g%C3%B6rerek%20azmi%20b%C4%B1rakmak…%0AAl%C3%A7ak%20bir%20%C3%B6l%C3%BCm%20varsa%2C%20em%C3%AEnim%2C%20budur%20ancak.%0AD%C3%BCny%C3%A2da%20inanmam%2C%20hani%20g%C3%B6rsem%20de%20g%C3%B6z%C3%BCmle.%0A%C4%B0m%C3%A2n%C4%B1%20olan%20kimse%20gebermez%20bu%20%C3%B6l%C3%BCmle%3A%0AEy%20dipdiri%20meyyit%2C%20’%C4%B0ki%20el%20bir%20ba%C5%9F%20i%C3%A7indir.’%0ADavransana…%20Eller%20de%20senin%2C%20ba%C5%9F%20da%20senindir!%0AHis%20yok%2C%20hareket%20yok%2C%20ac%C4%B1%20yok…%20Le%C5%9F%20mi%20kesildin%3F%0AHayret%20veriyorsun%20bana…%20Sen%20b%C3%B6yle%20de%C4%9Fildin.%0AKurtulmaya%20azmin%20neye%20bilmem%20ki%20s%C3%BCreksiz%3F%0AKendin%20mi%20senin%2C%20yoksa%20%C3%BCm%C3%AEdin%20mi%20y%C3%BCreksiz%3F%0A%C3%82tiyi%20karanl%C4%B1k%20g%C3%B6r%C3%BCvermekle%20ap%C4%B1%C5%9Ft%C4%B1n%3F%0AEsb%C3%A2b%C4%B1%20elinden%20atarak%20ye’se%20yap%C4%B1%C5%9Ft%C4%B1n!%0AKar%C5%9F%C4%B1nda%20ziy%C3%A2%20yoksa%2C%20sa%C4%9F%C4%B1ndan%2C%20ya%20solundan%0ATek%20bir%20%C4%B1%C5%9F%C4%B1k%20olsun%20buluver…%20Kalma%20yolundan.%0A%C3%82lemde%20ziy%C3%A2%20kalmasa%2C%20halk%20etmelisin%2C%20halk!%0AEy%20elleri%20b%C3%B6%C4%9Fr%C3%BCnde%20yatan%2C%20%C5%9Fa%C5%9Fk%C4%B1n%20adam%2C%20kalk!%0AHerkes%20gibi%20d%C3%BCny%C3%A2da%20hen%C3%BCz%20hakk-i%20hay%C3%A2t%C4%B1n%0AVarken%2C%20hani%20herkes%20gibi%20azminde%20seb%C3%A2t%C4%B1n%3F%0AYe’s%20%C3%B6yle%20batakt%C4%B1r%20ki%3B%20d%C3%BC%C5%9Fersen%20bo%C4%9Fulursun.%0A%C3%9Cm%C3%AEde%20sar%C4%B1l%20s%C4%B1ms%C4%B1k%C4%B1%2C%20seyret%20ne%20olursun!%0AAzmiyle%2C%20%C3%BCmidiyle%20ya%C5%9Far%20hep%20ya%C5%9Fayanlar%3B%0AMe’y%C3%BBs%20olan%C4%B1n%20r%C3%BBhunu%2C%20vicd%C3%A2n%C4%B1n%C4%B1%20ba%C4%9Flar%0AL%C3%A2netleme%20bir%20ukde-i%20h%C3%A2t%C4%B1r%20ki%3A%20%C3%A7%C3%B6z%C3%BClmez…%0AEn%20korkulu%20c%C3%A2ni%20gibi%20ye’sin%20y%C3%BCz%C3%BC%20g%C3%BClmez!%0AM%C3%A2d%C3%A2m%20ki%20al%C3%A7akl%C4%B1%C4%9F%C4%B1%20bir%2C%20ye’s%20ile%20%C5%9Firkin%3B%0AM%C3%A2d%C3%A2m%20ki%20ondan%20daha%20mel’un%20daha%20%C3%A7irkin%0ABir%20seyyie%20yoktur%20sana%3B%20ey%20unsur-%20%C3%AEman%2C%0ANevmid%20olarak%20rahmet-i%20mev’%C3%BBd-u%20Hud%C3%A2’dan%2C%0AH%C3%BCsr%C3%A2na%20r%C4%B1za%20verme…%20%C3%87al%C4%B1%C5%9F…%20Azmi%20b%C4%B1rakma%3B%0AKendin%20yanacaksan%20bile%2C%20evl%C3%A2d%C4%B1n%C4%B1%20yakma!%0A%0AEvler%20t%C3%BCnek%20olmu%C5%9F%2C%20%C3%B6t%C3%BCyor%20bir%20s%C3%BCr%C3%BC%20bayku%C5%9F…%0ASesler%20de%3A%20’Vatan%20tehlikedeymi%C5%9F…%20Bat%C4%B1yormu%C5%9F!%20’%0AL%C3%A2kin%2C%20hani%2C%20milyonlar%C4%B1%20%C3%B6rten%20%C5%9Fu%20y%C4%B1%C4%9F%C4%B1ndan%2C%0ATek%20kol%20da%20yap%C4%B1%C5%9Fsam%20demiyor%20bir%20taraftan!%0AS%C3%A2hipsiz%20olan%20memleketin%20batmas%C4%B1%20hakt%C4%B1r%3B%0ASen%20s%C3%A2hip%20olursan%20bu%20vatan%20batmayacakt%C4%B1r.%0AFery%C3%A2d%C4%B1%20b%C4%B1rak%2C%20kendine%20gel%2C%20%C3%A7%C3%BCnk%C3%BC%20zaman%20dar…%0AU%C4%9Fra%C5%9F%20ki%3A%20tel%C3%A2fi%20edecek%20bunca%20zarar%20var.%0AFery%C3%A2d%20ile%20kurtulmas%C4%B1%20me’m%C3%BBl%20ise%20hayk%C4%B1r!%0AYok%2C%20yok!%20Hele%20azmindeki%20zincirleri%20bir%20k%C4%B1r!%0A’%C4%B0%C5%9F%20bitti…%20Seb%C3%A2t%C4%B1n%20sonu%20yoktur!%20’%20deme%2C%20y%C4%B1lma.%0AEy%20millet-i%20merh%C3%BBme%2C%20sak%C4%B1n%20ye’se%20kap%C4%B1lma.” message=”Mehmet Akif ERSOY” highlight=”” provider=”manual”/]

Muhibbi’den (Kanuni Sultan Süleyman) Gazel

Halk içinde muteber bir nesne yok devlet gibi
Olmaya devlet cihânda bir nefes sıhhat gibi                                               images

Saltanat didükleri ancak cihân gavgâsıdur
Olmaya baht u saâdet dünyada vahdet gibi

Ko bu ayş u işreti çün kim fenâdur âkıbet
Yâr-ı bâkî ister isen olmaya tâat gibi

Olsa kumlar sagısınca ömrüne hadd ü aded
Gelmeye bu şîşe-i çerh içre bir sâat gibi

Ger huzûr itmek dilersen ey Muhibbî fâriğ ol
Olmaya vahdet cihânda kûşe-i uzlet gibi

Muhibbi (Kanuni Sultan Süleyman)

Açıklaması

Halkın gözünde iktidardan, zenginlikten değerli bir şey yok.
Halbuki şu cihanda bir nefes sıhhat gibi mutluluk hiç olamaz.

Saltanat dedikleri sadece bir dünya kavgasıdır.
Bu kavga gürültüden uzak yalnızlık gibi büyük saadet ve baht açıklığı olamaz.

(Ey Süleyman) Bu eğlenceyi, yeme içmeyi bırak, sonu kötüdür.
Eğer ebedi bir sevgili istiyorsan ibadetten ayrılma.

Ömrün, kumlar sayısınca sınırsız ve hesapsız olsa bile, o,
Şu dünya içinde bir saat gibi geçip gider.

Ey Muhibbi, eğer huzur içinde olmak istersen, feragât sahibi ol, dünyadan vazgeç.
Yalnızlık köşesi gibi dünyada huzur olamaz.

Mehmet Akif Ersoy’dan Seçmeler

Hayır, hayâl ile yoktur benim alışverişim
İnan ki, her ne demişsem görüp de söylemişim
Şudur cihanda benim en beğendiğim meslek;
Sözüm odun gibi olsun, hakikat olsun tek!

Yıllarca, asırlarca süren uykudan artık,
Silkin de muhitindeki zulmetleri yak, yık!

Bir baksana: gökler uyanık, yer uyanıktır;
Dünya uyanıkken uyumak, maskaralıktır!

Girmeden tefrika bir millete, düşman giremez;
Toplu vurdukca yürekler, onu top sindiremez.

Sâhipsiz olan memleketin batması haktır;
Sen sâhip olursan bu vatan batmayacaktır.

“Muallimim” diyen olmak gerektir îmanlı,
Edepli, sonra liyâkatli, sonra vicdanlı.

Kuzum, ayıp mı çalışmak, günah mı yük taşımak?
Ayıp dilencilik, işlerken el, yürürken ayak.

Allah’a dayan, sa’ye sarıl, hikmete râm ol…
Yol varsa budur bilmiyorum başka çıkar yol.

Allah’a dayandım!” diye sen çıkma yataktan.
Manayı tevekkül bu mudur? Hey gidi nadan!
Ecdadını, zannetme, asırlarca uyurdu;
Nerden bulacaktın o zaman eldeki yurdu?

Ne irfandır veren ahlâka yükseklik, Ne vicdandır.
Fâzilet hissi insanlar da Allah korkusundandır…
Yüreklerden çekilmiş farz edilsin havfı Yezdan’ın.
Ne irfanın kalır tesiri katiyen, ne vicdanın.

İmandır o cevher ki İlâhî ne büyüktür…
İmansız olan paslı yürek, sinede yüktür!

Zulmü alkışlayamam, zalimi asla sevemem;
Gelenin keyfi için geçmişe kalkıp sövemem.

Zindandan Mehmed’e Mektup

Zindan iki hece, Mehmed’im lâfta!
Baba katiliyle baban bir safta!
Bir de, geri adam, boynunda yafta…
Halimi düşünüp yanma Mehmed’im!
Kavuşmak mı? .. belki… daha ölmedim!

Avlu… bir uzun yol… tuğla döşeli,
Kırmızı tuğlalar altı köşeli.
Bu yol da tutuktur hapse düşeli…
Git ve gel… yüz adım… bin yıllık konak.

Ne ayak dayanır buna, ne tırnak!
Bir âlem ki, gökler boru içinde!
Akıl, olmazların zoru içinde.
Üstüste sorular soru içinde:
Düşün mü, konuş mu, sus mu, unut mu?
Buradan insan mı çıkar, tabut mu?

Bir idamlık Ali vardı, asıldı;
Kaydını düştüler, mühür basıldı.
Geçti gitti, birkaç günlük fasıldı.
Ondan kalan, boynu bükük ve sefil;
Bahçeye diktiği üç beş karanfil…

Müdür bey dert dinler, bugün ‘maruzât’!
Çatık kaş.. Hükûmet dedikleri zat…
Beni Allah tutmuş, kim eder azat?
Anlamaz; yazısız, pulsuz, dilekçem…
Anlamaz; ruhuma geçti bilekçem!

Saat beş dedi mi, bir yırtıcı zil;
Sayım var, maltada hizaya dizil!
Tek yekûn içinde yazıl ve çizil!
İnsanlar zindanda birer kemmiyet;
Urbalarla kemik, mintanlarla et.

Somurtuş ki bıçak, nâra ki tokat;
Zift dolu gözlerde karanlık kat kat…
Yalnız seccâdemin yününde şefkat;
Beni kimsecikler okşamaz mâdem;
Öp beni alnımdan, sen öp seccâdem!

Çaycı, getir, ilâç kokulu çaydan!
Dakika düşelim, senelik paydan!
Zindanda dakika farksızdır aydan.
Karıştır çayını zaman erisin;
Köpük köpük, duman duman erisin!

Peykeler, duvara mıhlı peykeler;
Duvarda, başlardan, yağlı lekeler,
Gömülmüş duvara, baş baş gölgeler…
Duvar, katil duvar, yolumu biçtin!
Kanla dolu sünger… beynimi içtin!

Sükût… kıvrım kıvrım uzaklık uzar;
Tek nokta seçemez dünyadan nazar.
Yerinde mi acep, ölü ve mezar?
Yeryüzü boşaldı, habersiz miyiz?
Güneşe göç var da, kalan biz miyiz?

Ses demir, su demir ve ekmek demir…
İstersen demirde muhali kemir,
Ne gelir ki elden, kader bu, emir…
Garip pencerecik, küçük, daracık;
Dünyaya kapalı, Allaha açık.

Dua, dua, eller karıncalanmış;
Yıldızlar avuçta, gök parçalanmış.
Gözyaşı bir tarla, hep yoncalanmış…
Bir soluk, bir tütsü, bir uçan buğu;
İplik ki, incecik, örer boşluğu.

Ana rahmi zâhir, şu bizim koğuş;
Karanlığında nur, yeniden doğuş…
Sesler duymaktayım: Davran ve boğuş!
Sen bir devsin, yükü ağırdır devin!
Kalk ayağa, dimdik doğrul ve sevin!

Mehmed’im, sevinin, başlar yüksekte!
Ölsek de sevinin, eve dönsek de!
Sanma bu tekerlek kalır tümsekte!
Yarın, elbet bizim, elbet bizimdir!
Gün doğmuş, gün batmış, ebed bizimdir!

Necip Fazıl KISAKÜREK

Gözlerin

Ruhumda gizli bir emel mi arar
Gözlerime bakıp dalan gözlerin?
Aklıma gelmedik bilmece sorar
Beni hülyalara salan gözlerin!

Nigâhın gönlüme – ey perî – peyker!
Leyâl-i hasretin hüznünü döker;
Karanlıklar gibi yığılır çöker
İçimde yer edip kalan gözlerin!

Huzûrunda bâzen benliğim erir,
Tavrın hulûsumdan şübhe gösterir.
Bâzen de ne olmaz ümidler verir
Sabr ü karârımı alan gözlerin!

Gamzende zâhir, ey ömrümün vârı! .
Füsûn-ı hüsnünün bütün esrârı.
Neşr eder âleme reng-i bahârı
Koyu menekşeye çalan gözlerin!

Sihirdir, şüphesiz, bütün bu şeyler;
Bakışın zihnimi perişan eyler.
Bana aşk elinden efsane söyler,
Aşka inanmayan yalan gözlerin!
Rıza Tevfik Bölükbaşı