Yazar arşivleri: Nuh Azgınoğlu

IKEA antilop mama sandalyesi

Birçok farklı mama sandalyesi hakkında araştırma yaptıktan sonra IKEA’nın antilop mama sandalyesinde karar kıldık. Yaptığımız araştırmalar ve aldığımız tavsiyeler ışığında bu kararı verdik. Tepsili veya tepsisiz alabiliyorsunuz. Biz tepsili aldık. Tepsi isterse çıkarılabiliyor. Ayrıca sandalyenin bacakları çok kolay bir şekilde takılıyor ve aynı kolaylıkla takılabiliyor. Sanıyorum ayaklarının duruşundan ötürü antilop adı verilmiş. Bu duruş bebeğin güvende olduğu konusunda insanı rahatlıyor zira bazı sandalyelerin duruşu devrilmeye çok meyilli görünüyor ve güven vermiyor. Ayakları çıktıktan sonra fazla yer kaplamıyor. Tercih sebeplerimizden biri de buydu zaten. Bu sayede arabada istediğiniz her yere rahatlıkla taşıyabilirsiniz. Bebeğin yanınızda olduğu durumlarda emniyet kemerini takmanıza çok gerek yok ama yanından ayrılacaksanız takmanızı tavsiye ederim. Yukarıda bahsettiğim sebeplerden ötürü ben bu ürünü tercih ettim ve size de öneriyorum.

Bulunduğumuz şehirde IKEA olmamasından dolayı ürünü internetten sipariş ettim. Tepsi ile birlikte 108 TL olan ürün 11 TL kargo ücretiyle birlikte 119 TL’ye mâl olmuş oldu. IKEA’nın kargo mantığını çözemedim. 100 TL’nın altına 10 TL kargo ücreti alıyorlar, 100 TL’nin üzerinde ise toplam fiyatın %10’u kadar bir kargo ücreti oluyor. Diğer internet sitelerinde ödediğiniz toplam ücret arttıkça kargo fiyatı sıfırlanabilirken burada tam ters bir mantık var. Büyük yer kaplayan eşyaları anlıyorum ama hacim olarak az yer kaplayan ve pahada ağır olan ürünler için başka bir yol geliştirilmeli diye düşünüyorum. Ayrıca bayram öncesi çarşamba günü verdiğim sipariş 2 gün sonra kargoya verildi. Toplam 5 iş gününde elime ulaştı. Fakat bu araya bayram da araya girince 12 gün sonra ürüne ulaşabildik.

Esir – Adem Özköse

2012 yılında belgesel çekmek amacıyla muhalifler tarafından kaçak olarak Suriye’ye giren gazeteci Adem Özköse ve kameramanı Hamit Coşkun rejim milisleri tarafından kaçırılır. Kendilerinin Türk gazeteci olduğu öğrenilince durum değişir ve rejim askerlerine teslim edilirler. Yaklaşık 70 gün esaret hayatı yaşarlar. Bu arada resim zindanlarını da tecrübe etmişlerdir. Suriye’deki karışıklığın sebebi ve gelinen nokta hakkında kafadaki sorulara cevap da oluyor aslında bu kitap. Bu sebeple okunmasını tavsiye ediyorum. Eminim bir çırpıda okuyacaksınız. Ayrıca Adem Özköse’nin bu okuduğum kitabından sonra şu genellemeyi yapabilirim; satır aralarında muazzam ilgi çekici bilgiler (alimler hakkında, tarihi olaylar hakkında, vs.) var. Bunların altı çizilip daha sonra araştırılırsa literatürünüze bolca katkı yapacaktır.

Ters Yön

Ters yönlerde karşılaştık biz seninle,

Birbirimize yaklaştığımız hızla uzaklaştık.

Tutunamadık.

Ben aklımı alamadım senden,

Sen geri dönüp bakmadın bile…

Aynı yöne bakıp birbirimizi göremeyişimiz bundandır!

Nuh. 3/7/2011

Gönülden Kopanlar

Çınarı yıkan bir adi rüzgardır sanılır,

Halbuki yılların yorgunu çınar kendini içten içe yemiştir.

Rüzgara sadece üflemek kalmıştır. 16/12/2010

Arası yoktur benim gönlümün;

Ya hüznün dibindedir,

Ya sevinçten havalara uçar.

Gözlerim sende müebbet,

Bakabilir mi başkasına?

Darbeyi hiç ummadığın yerden yersin.

Ne aldıysak bir numara büyük aldık ki uzun süre giyebilelim diye,

Ondandır hayatın bize bir numara büyük gelmesi.

Bakmayın güldüğüme, sürekli bir şeylerle meşgul olduğuma,

Ben kafamdaki boşlukları doldurmaya çalışıyorum. 3/7/2011

Öyle acıttınız ki kalbimi,

Bu gönül geriye dönüp sever mi bilmem…

Dikiz aynasından bakmak hayata…

Ne acı…

Geride artık herşey..

Herkesin yanında olduğu zaman değil

İhtiyacın olduğunda bulursun beni yanında.

Öyle görünüyor ki kıyameti, insan kendi eliyle koparacak.

Nuh.

 

Aliya Dizisi

TRT geçtiğimiz aylarda Aliya İzzetbegovic’in hayatını konu alan ve altı bölümden oluşan bir dizi – belgesel yayınladı. Yayınlandığında izleme fırsatı bulamamıştım ama kafamın bir köşesine yer etmişti. Diziyi sonunda izleyebildim.

Dizi genel itibariyle Aliya’nın otobiyografisi olan Tarihe Tanıklığım isimli kitabıyla örtüşüyor, ana senaryo bu kitap diyebiliriz. Tabi bazı yerler hikayeleştirilmiş, doğal olarak bazı yerler de atlanmış. Fakat ana hatları tamamen barındırıyor. Bence Aliya’nın hayatını okumamış insanlar için güzel bir farkındalık olmuş. İzleyenler için bir sonraki adım kitabı okumak olabilir tabi ki.

Bu kitabın dışında bir Boşnak olan Emine Şeçeroviç Kaşlı’nın daha önce okuduğum ve blogumda paylaştığım Kurşunların da Rengi Var kitabının ismine konu olan hadise ve kitapta bulunan bazı diğer hadiseler de dizide anlatılıyor.

Bunların haricinde savaş ile alakalı Bosna tüneli, Mostar Köprüsü’nün yıkılması gibi yaygın bilinen popüler gerçek hikayelere, İzet Naniç gibi Boşnak kahramanlara, Ratko Mladiç, Radovan Karaçiç, Slobodan Miloşeviç gibi Bosna kasaplarına ve Aliya’nın ünlü sözlerine de dizide yer verilmiş. Dizi Aliya’nın vefatı, vefatından görüntüler ve hayatından kareler ile 6. bölümde son buluyor.

Avrupa’nın orta yerinde hem de bir Avrupa milletine karşı soykırıma göz yuman Batı’nın ne olduğunu anlamak için çok önemli bir husustur Bosna.

 

 

Bebeğinizin kilosu yeterli mi?

Blogumda bebek kategorisindeki yazıları bebeğimizi büyütürken edindiğimiz tecrübelerden yararlanarak yazıyorum. Dolayısıyla bir doktor değil, sadece tecrübelerini paylaşan bir babayım.


Bebeğiniz ile endişe ettiğiniz (özellikle de anneler için) en önemli konulardan bir tanesi bebeğin kilosunun yeterli olup olmamasıdır. Bu konu aslında biraz endişe verici olabiliyor, bir doktorun dediğini başka bir doktorun dediği tutmayabiliyor. Biz bu durumu birebir yaşadık. Doktorun biri bebeğin kilosunun az olduğunu söylerken diğeri gayet iyi olduğunu söyledi. Aslında bizim yaşadığımız bu karmaşanın nedeni bebeğimizin prematüre olarak doğmasıydı. 1385 gram olarak dünyaya gelen bebeğimiz akranlarından kilo ve bedensel gelişim olarak düşüktü doğal olarak. Son gittiğimiz doktor bebeğin şu andaki kilosunun normal olduğunu, endişe etmemizi gerektirecek herhangi bir sebebin bulunmadığını bildirdi. Peki bebeğin kilosunu nasıl hesaplamıştı?

Oldukça basit bir yöntem kullanıyor doktorumuz. Doğduğu kilo ile güncel kilo arasındaki farkı alıyor. Dolayısıyla doğumdan sonra ne kadar kilo aldığını öğrenmiş oluyor. Daha sonra doğumdan sonra geçen gün sayısına bu miktarı bölüyor. Bebeğin gün başına ortalama 20 gram almış olması onu gelişiminin normal olduğunu gösteriyor. Aşağıda buna bir örnek verdim.

20.08.2018 tarihinde 1385 gr olarak dünyaya gelen bebek, 05.04.2019 tarihinde 5920 gr (65 cm boy, 40.3 kafa), 08.06.2019 tarihinde ise 6990 gr’dır (67 boy, 41,5 kafa).

  1. Ölçüm için; 5920 – 1385 = 4535
    • 05.04.2019 – 20.08.2018 = 228 gün
    • 4535 / 228 = 19,9 gr
  2. Ölçüm için
    • 6990 – 1385 = 5605
    • 08.06.2019 – 20.08.2019 = 292 gün
    • 5605 / 292 = 19.2 gr

Dolayısıyla her iki ölçümde de 20 gr’a yakın bir değer elde edilmiştir ve gelişim normal olarak görülmektedir. Bebeğin ilk aylarda ay başına 1 kilo alacağını daha sonra ise miktarın yavaş yavaş düşeceğini de dikkate almak gerekir. 9 ay civarında bebeklerin artık ay başına yaklaşık 250 gr alması normaldir. Bu yazı tamamen tecrübelerime dayanılarak fikir edinmek amacıyla yazılmıştır, kesin bir bilgi için mutlaka doktorunuzdan yardım isteyiniz.

Bebeklerde Yürüteç Kullanılmalı mı?

Blogumda bebek kategorisindeki yazıları bebeğimizi büyütürken edindiğimiz tecrübelerden yararlanarak yazıyorum. Dolayısıyla bir doktor değil, sadece tecrübelerini paylaşan bir babayım.


Bu yazıda yürüteç kullanımına değineceğim. Üç farklı bebek doktorundan edindiğimiz bilgi ve aldığımız tavsiyeler yürüteç kullanmamak yönündedir. Şu ana kadar tavsiye eden doktora rastlamadım. Bu sebeple biz de yürüteç almadık.

Bebeğimiz şu an 8 aylıkken desteğimizle ayaklarının üzerinde durmaya başladı. Başlangıçta endişelendik acaba ayakta durması ona veya bacaklarına bir zarar verir mi diye. Yine edindiğimiz bilgilere göre, eğer bebek ayakta durmak istiyorsa durdurulmasında herhangi bir sakınca bulunmuyor. Koltuk altından destek olarak bebek yürütülmelidir.

BEBEĞİM EMEKLEMİYOR BİR ŞEYLER TERS Mİ GİDİYOR?

Ayrıca bizim bebeğimiz 9,5 aylık civarında şu an ve henüz emeklemiyor. Bu durumunda bir sakınca oluşturmadığını öğrendik. Hatta bir çok bebek emeklemeden yürümeye başlıyormuş.

Sonuç olarak bebek ayakta durmak istiyorsa durdurun ve ona destek olarak yürütün. Yürüteç kullanmayın ve emeklemiyor diye de endişelenmeyin. 🙂