Etiket arşivi: TALAS AMERİKAN HASTANESİ

TALAS AMERİKAN Kız / Erkek Koleji ve Hastanesi

Kayseri’yi bilip de Talas’ı, daha doğrusu Talas ilçesini bilmeyen yoktur. Fakat eski nesil çok iyi bilse de yeni neslin bilmediği, belki de hiç duymadığı bir konudur Talas Amerikan Koleji ve Hastanesi. Eskiler için Talas ve kolej adeta özdeşleşmiş gibi olsa da yeni nesil için bir meçhuldür. Bu yazımda daha çok yeni nesle kolej ve hastaneyi anla – tırken aslında ne için ve kimler tarafından kurulduğunu ve o dönemin hassasiyetlerini de bir bakıma göstermiş olacağım. Eskilerimiz için de malumun tekrarı gibi olsa da, bilgileri şöyle bir tazelemek faydalı ve hoş olacaktır.

Okulu ve hastaneyi anlatmadan önce aslında konunun özü de olan “misyonerlik” hakkında biraz bilgi vermeliyim. Misyon kelimesi Latince “Mittere”den gelmekte olup anlamı “göndermek”tir. Fransızca’ya “misyon” olarak geçmiş, “bir kimseye verilen özel görev” anlamını kazanmıştır. Misyon kelimesinden gelen Misyonerlik “bir dinî teşkilat kurarak, din propagandası yaparak insanları o dinin etrafında toplamak” anlamındadır. Yani genel anlamda “başka dinde olanları kendi dinine kazandırma faaliyetleri”, özelde ise “Hıristiyan olmayan ülkelerde Hıristiyanlığı ya da belli bir mezhebini yaymak” anlamını taşır. Bu yayma yolunda görev alan rahip, papaz, eğitim ve sağlık görevlilerine de “misyoner” denilmektedir. Konu Hıristiyanlığı yaymak olunca bu manada ilk misyonerler ise Hz. İsa’nın on iki havarisidir. Ancak onlarınki Filistin’le sınırlı kalmıştır. Aslen bir Yahudi olan Pavlos sayesinde Yunanistan ve Makedonya’da Hıristiyanlık yayılmış, M.S. 375 yılında Roma İmparatorluğu’nun resmî dini olmuştur. Bundan sonraki yoğun misyonerlik faaliyetleri neticesinde Doğu ve Kuzey Avrupa’da yaşayan Slavlar Hıristiyanlaşmışlardır.

TÜRKLER ÜZERİNDE MİSYONERLİK FAALİYETLERİ

Türkler, Ortaçağ’da yoğun olarak Hıristiyan misyonerlerle karşılaşmışlardır. Günümüzde Kırgızistan sınırları içinde bulunan Talas, Türklerin de yardımı ile fethedildiğinde (893) oradaki kilise camiye çevrildiğine göre misyonerlik faaliyetleri ata topraklarında çok daha önce başlamıştır. Asıl Hıristiyanlaşma Attila’nın Doğu Avrupa’yı fethetmesinden hemen sonra başlamış (375-1250), Karadeniz’in kuzeyinden Avrupa’ya gelen Türkler; Hunlar, Avarlar, Macarlar, Bulgarlar, Peçenekler, Kumanlar (Kıpçaklar), kısmen Hazarlar (Hazarlar’ın yönetici tabakası Yahudi idi) ve Sabarlar etkilenmişler, Hıristiyanlığa geçen Türkler millî kimliklerini kaybederek Slavlaşmışlardır.

Daha Göktürkler zamanında başka dinlerle temas başlamıştı. Bilge Kağan, Çin’in gelişmişliğini dinlerine, yani Budizm’e bağladığından, Budizm’e ilgi duymuş, dahası Çin’den rahipler bile getirtmiş idi. Ancak Vezîri Tonyukuk, buna şiddetle karşı çıkmış ve yerleşik düzene geçmenin avcılığı ve buna bağlı olarak savaşçılık kabiliyetlerini zaafa uğratacağını, dahası Budizm’deki hayvan eti yasağının halkı düşkün hale getireceğini, Budistler’in miskin hayatının Türklerin yapısına asla uymayacağını bildirmiş, ileride haklılığı da ortaya çıkmıştır.

Türklerin İslamiyet’e geçişleri ise daha kolay olmuştur. Müslüman tüccarlar sayesinde İslamiyet’i tanımışlardır. Türkler’in İslamiyet’i kabul etmelerinde en büyük iki sebep vardır; ilki kendi inançları olan Göktengri inancı gibi İslamiyet’te de tek Tanrı olması, diğeri ise İslamiyet’teki “cihad”ın Türklerdeki “cihan hâkimiyeti” ile örtüşmesidir. Türklerin İslamiyet’i kabulü ile de İslamiyet çok daha geniş coğrafyalara ulaşmıştır.

OSMANLILAR DÖNEMİNDE MİSYONERLİK FAALİYETLERİ

Osmanlı Devleti topraklarına gelen ilk misyonerler, Katolik Cizvitler (1583) ile bu mezhebin reform hareketleri sonucu ortaya çıkan diğer tarikatları olan Kapucin ve Lazarist misyonerlerdir. Aslında bunların amacı “Düşman Kardeşler” olarak bilinen Katolik ve Ortodoksları birleştirmek ve bu uğurda da Osmanlı toprakları içinde bulunan başta Rumlar ve Ermeniler olmak üzere diğer azınlıkları Katolikleştirmekti. Osmanlı Devleti’nin yabancılara verdiği imtiyazlar sayesinde özellikle de Fransız misyonerler arzu ettikleri ortama kavuşmuşlardı. 1637 yılında, Kapuçin misyonerlerce İstanbul’da elçililikler ve tüccarlar için görev yapacak “Dil Oğlanları” olarak anılan tercümanları yetiştirmek gayesi ile “St. Louis Kapucin Papazlar Koleji” kurulmuştu. Her ne kadar bu faaliyetler yapılsa da misyonerlik faaliyetleri asıl 19. yüzyılda en parlak dönemini yaşamıştır. Özelikle de Protestan “Amerikan Board Teşkilatı” bu faaliyetlere öncülük etmiş Anadolu’da yoğun faaliyetler içine girmişlerdir. Onların da ilk hedefleri, Katolik ve Ortodoks azınlıklar ile Müslümanlardı. 1786 yılında İstanbul’a, 1797’de İzmir’e ve 1800’de İskenderun’a gemilerle gelenler bunların ilk temsilcileri idi. 1811’de İzmir’de açılan “Amerikan Ticaret Odası” ile başlayan ve 1830’da Amerikalıların biraz da baskısıyla imzalanan “kapütüler haklar”(imtiyazlar) sayesinde faaliyetler daha da yoğunlaşmıştır.

Öncekilere göre daha planlı ve sistematik olan bu faaliyetler neticesinde Osmanlı Türkiye’sini üç ana misyona ayırmışlardı. Buna göre, Trabzon-Mersin arasına çekilen çizgi ile “Doğu ve Batı Misyonu” oluşmuş, Mersin-Halep arası bölge ise “Merkez Misyonu” olmuştu. Batı-Misyonu kendi içinde istasyonlara ayrılmış; 1831’de İstanbul, 1834’te İzmir, 1835’te Trabzon, 1858’de Sivas-Merzifon ve 1854’te Kayseri istasyonları kurulmuştu.

Osmanlı Devleti içinde cereyan eden 1826 Yeniçeri Ocağı’nın kaldırılması, 1839 Tanzimat Fermanı, 1856 Islahat Fermanı, 1877-78 Osmanlı-Rus Savaşı ve 1876 I. Meşrutiyet gibi önemli olaylardan sürekli faydalanmışlardır. Öyle ki Amerikalı Dr. Earle “Misyonerler dünyanın hiçbir yerinde, Türkiye’deki kadar emperyalizme hizmet etmemişlerdir” demiştir. Daha 1893 yılına gelindiğinde Anadolu’da 1317 misyoner, 4085 öğrenciye hizmet veren 5 kolej, 80 ortaokul, 530 ilkokul faaliyet göstermekteydi. Daha birkaç yıl sonrasında, yani 1897’de öğrenci sayısının toplamda 27.400’e ulaşması faaliyetin hızını gözler önüne sermektedir.

Başlarda Anadolu’daki bu faaliyetler çok da kolay olmamıştır. Halkın Frenk giysilerine aşina olduğu batı bölgelerinden doğuya doğru gidilince, farklı ve yabancı olmanın zorluklarını hissetmişlerdir. Anadolu’nun içlerinde kıyafetlerini değiştirmişler, başlarına sarık sarmışlar, sakal bırakmışlardır. Bir misyoner bulunduğu ortama artık alıştığını ifade etmek için “artık kahvaltıda zeytin yiyebiliyorum” demiştir. Tıp ile büyünün, bilgi ile hurafenin birbirine karıştığı 19. yüzyılda bu faaliyetler sırasında garip olaylar da olmuyor değildi. 1827 yılında Gridley adında bir misyoner, New York Yale Üniversitesi’nde öğrencilik yıllarında dağcılık yapmasından dolayı, köylülerin tüm uyarılarına rağmen Erciyes’in zirvesi için yola koyulmuş, ancak tipiye yakalanmış, akabinde köylüler tarafından yaralı halde bulunmuş, Endürlük’te ölmüş, oraya defnolunmuştur. Yine kimya deneylerinin yapıldığı okulda, halkı Protestan mezhebine sokmak için aslında büyü yapıldığı söylentileri çıkmıştır. Kimya öğretmeni Mr. Sahakyan da aslında bir büyücü (?) idi. Kâğıtları yuvarlak yuvarlak kesiyor, altın oluyordu.(!) Bunları Protestan olanlara veriyor, onlar da bu altınları ceplerinde taşıyor, yaşamları boyunca harcıyor harcıyor bitiremiyorlardı.(!)

Misyonerler arasında fotoğrafçı olanlar da vardı. 1840’larda çıkan söylentiye göre de, misyonerler evlerine gelenlerin fotoğraflarını çekiyorlar, bir suretini kendilerine verirlerken diğerini de evlerinin duvarına asıyorlardı. Eski mezhebe dönen olursa onun resmine ateş ediyor, o kişi de nerede olursa olsun ölüyordu.(!)

Misyonerlik faaliyetleri sadece okullar ile sınırlı değildi, basın yayının yanı sıra sağlık hizmetleri ile de yürütülüyordu. Bunların en önemlileri ise, Kayseri, Antep ve Merzifon hastaneleri idi. Sağlık alanındaki görüşlerini ise şu şekilde açıklamaktaydılar: “İnsanın olduğu yerde acılar vardır. Acıların olduğu yerde ise doktorluğa ihtiyaç vardır. Doktorluğa ihtiyacın olduğu yerde de misyonerlik için uygun fırsat vardır!”

KAYSERİ’DE MİSYONERLİK FAALİYETLERİ

Amerikan Board Teşkilatı – ABCFM (The American Board of Commissioners for Foreign Missions), Kayseri İstasyonu’nda Batı-Misyonuna bağlı olarak faaliyetlerde bulunmuş, önce merkez Kayseri iken daha sonra uç istasyon olarak kurulan Talas istasyonunun daha önemli hale gelmesi ile Talas “merkez istasyon” olmuştur. Orada açılan kız ve erkek kolejleri ile hastaneden dolayı Talas, Amerikan Board Teşkilatı içinde en önemli yer haline gelmiştir. Bu çalışmaların temelini “Pazar Okulları” ve “ilkokullar” oluşturmuştur. Bu amaçla ilk Pazar Okulu, 1861 yılında Kayseri’de daha sonra 1870’te Talas’ta açılmıştır. Ardından kız okulu, erkek okulu ve önce küçük bir dispanser, devamında da hastane faaliyete geçirilmiştir.

TALAS AMERİKAN KIZ OKULU

İlk zamanlarda bölge halkının fakirliği, kızların erken evlenmesi, eski kiliselerin muhalif duruşu gibi sorunlar yüzünden tüm giderler kurum tarafından karşılanmasına rağmen çok az kız öğrenci kaydolmuştur. Hatta yatılı olan 2 öğrenciyi dönmezler diye, tatilde köylerine göndermemişlerdir. Okulu cazip kılmak amacıyla öğrencilere saç tarama, yüz yıkama ve basit el beceri ve alışkanlıkları kazandırılmaya çalışılmıştır. Başlangıçta 2 öğrenci ile başlayan okula rağbet giderek artmıştır. 1871 yılında, Sarah A. Closson ve Ardele Griswold’ün öncülüğünde Talas Amerikan Kız Okulu kurulmuştur. Talas’ta açılan ilk Amerikan Okulu olma özelliğini de taşıyan okul daha çok bölgede bulunan Rum ve Ermeni ailelerin çocuklarına hitap etmekteydi. Okul ilk faaliyetine Aşağı Talas Bölgesi’nde geçmiş, ancak bu yerin fiziki yetersizliği yüzünden 1874 yılında başka mahallede başka bir binaya geçmiştir. Burasının rağbet görmesi ile de daha büyük bir binaya ihtiyaç duyulmuştur. Okul, Amerika’daki Ermeni cemaatlerinin yardımı ile 1889 yılında Yukarı Talas’ta “Paşa Konağı” ya da “Arslanlı Konak” olarak bilinen iki katlı bina satın alınarak oraya taşınmıştır. 23 Eylül 1889 yılında eğitim vermeye başlasa da okul, II. Abdülhamid’in 30 Aralık 1891 tarihinde “tüm gayrimüslim ve yabancı okullarının ruhsat alması” emrine rağmen yaklaşık 10 yıl ruhsatsız eğitim vermiştir. Ancak 22 Aralık 1901 tarihinde ruhsat almıştır.

Okul zaman içinde ilk, orta ve lise seviyesinde eğitim verir duruma gelmiştir. Ermenice ve Rumca gramer, İncil eğitimi, Osmanlıca Ahit, Osmanlıca yazma ve gramer dersleri Türkçe olarak verilmiştir. Ayrıca sonraki dönemlerde İngilizce, botanik, cebir, psikoloji ve pedagoji dersleri düzenli olarak verilmiştir. Eğitim süreci içerisinde kızlara iyi bir ev hanımı, iyi bir ev idaresi, iyi bir anne eğitimleri de verilmekteydi. Başlangıçta okuldaki Ermeni kız öğrencilerin, Rum kız öğrencilere oranı 1/6 iken zaman içerisinde eşitlenmiştir. İlkokuldan sonra 7 yıllık lise eğitimi verilen kolejden mezun olan kızlar diğer şehirlerdeki misyoner okullarında ve hastanelerde görev almaya başlamışlardır.

1871-1915 yılları arasında yatılı ve gündüzlü olarak eğitim veren Kız Okulu, 1914 yılında I. Dünya Savaşı nedeniyle Amerika’nın savaşa girmesi ve yardımlarının azalıp aksaması, yine savaş nedeniyle Osmanlı Devleti’nin cami, okul gibi yerleri hastane olarak kullanmaya başlaması ile 1916 yılında savaş döneminde hastane, sonrasında ise yetimhane olarak kullanılmak suretiyle kapanmıştır. 1967 yılına kadar, Talas Amerikan Hastanesi ve Talas Amerikan Erkek Koleji’nin ek binaları olarak kullanılmıştır.

TALAS AMERİKAN ERKEK KOLEJİ

Talas Amerikan Erkek Okulu, 1889 yılında Bay Henry K. Wingate tarafından Aşağı Talas’ta açılmıştır. Aslında bu okul ilk kez 1882 yılında Bay James Fowle tarafından ilkokul olarak açılmış, daha sonra Wingate’e devredilmiştir. Devredildiği yıl olan 1889, okulun kuruluş tarihi olarak kabul edilmiştir. Başlangıçta ruhsatsız olan okul 22 Aralık 1901 tarihinde resmi iznini almıştır. Önceleri 4 yıl ilkokul, 7 yıl ortaokul şeklinde eğitim vermekteyken daha sonra 4 yıl ortaokul, 5 yıl lise şeklinde eğitim vermeye başlamıştır. 1906 yılında Yukarı Talas’ta “Eski Bina” olarak bilinen yer satın alınarak 2 Ekim 1907’de faaliyete geçirilmiştir. Yine bu yıl, Amerikan Devletinin baskısı ve aksi takdirde diplomatik ilişkilerin kesileceği tehdidi ile 400 kurumdan 10 tanesinin “tescil” işlemleri yapılmıştı. Talas Amerikan Erkek Koleji bu 10 okuldan biriydi.

Okulda İngilizce, Ermenice, Rumca, Fransızca dil dersleri yanında fizik, kimya, cebir, geometri, coğrafya, botanik, müzik, resim ve İncil dersleri verilmekteydi. Son sınıflara seçmeli olarak, trigonometri, yüksek cebir ve güzel konuşma sanatı dersleri veriliyordu. Spor faaliyetleri olarak da atletizm, futbol, basketbol ve masa tenisi vardı. Kolej’den mezun olan öğrenciler, yeterli donanıma sahip olarak Amerikan Board’a ait yakın diğer şehirlerdeki okullarda görev almaktaydılar. I. Dünya Savaşı’ndan önce, yatılı ve gündüzlü olarak kız ve erkek öğrencilerin eğitim gördüğü okul, savaş sırasında öğretmen ve öğrencilerin dağılması ve yetersizlikler nedeniyle kapanmıştır. Osmanlı Devleti tarafından Türk Hastanesi olarak kullanılmış, 1919-1923 yılları arasında yetimhane olarak kullanılmıştır.

TALAS AMERİKAN HASTANESİ

Misyonerlik faaliyetleri, okulların yanı sıra sağlık sektörü kullanılarak da yapılıyordu. Bunlardan en önemlileri Kayseri, Antep ve Merzifon Hastaneleri idi. Dr. William S. Dodd ve eşinin 18 Temmuz 1892 yılında Kayseri’de açtığı dispanser, ilk misyoner sağlık kuruluşudur. Ahırdan bozma bir yerde faaliyete geçen dispanser daha sonra Talas’a taşınmıştır. Kısıtlı imkânlarla hizmet veren klinik, bazen bu yüzden kapalı kalmak zorunda kalıyordu. 1897 yılında Dr. Dodd Amerika’ya giderek dispansere destek arar. Hatırı sayılır miktarda yardım toplayarak tekrar Talas’a döner. Tüm donanımları yenilenince dispanser toplum tarafından saygın bir sağlık merkezi olarak görülmeye başlar. Bu arada büyümek için Osmanlı Devleti’nden “Hastane” talepleri sürekli reddolunmaktadır. 1900 yılında yandaki bina satın alınarak dispanser biraz daha büyütülür. Hükümetle süregelen görüşmeler sonucu 70 yataklı bir hastane izni alınır. Artık hastaneye Amerika’daki cemaatlerden sürekli yardımlar da akmaya başlamıştı. 1905 yılında hastanede 342 hastanın yatarak, 8186 hastanın ise dispanserde ayakta tedavi olduğu, bir önceki yıl ise 95’i Müslüman olmak üzere 285 yatan hastanın tedavi olduğu kayıtlarda geçmektedir. 1912 yılı kayıtlarında, dispanser kısmının biraz daha genişletilmiş olduğu ve ayakta hasta sayısının 3832 olduğu, yatan hasta sayısının 616 olduğu, bunlara ilaveten 785 ameliyat yapıldığı görülmektedir.

Bu dönemde kayıtlarda Talas’ın nüfusu 10.000 olarak geçmektedir. Görüldüğü gibi okullarda temas öğrenciler ve öğrenci velileri ile sınırlı iken, “Tıbbî Misyonerlik” ile halkın neredeyse tamamına ulaşmışlardır. Dr. Dodd’un 1930 yılında kaleme aldığı hatıralarında, “Yaşlı bir hoca fıtık ameliyatı olmak için gelir. Ameliyat sonrası yataktan kalkamayacağını dolayısıyla günde beş kez namaz kılamayacağını söylediğimizde kafası karışır. Ancak yanına biraz toprak konulursa bu vazifesini yatarak da yapabileceğini söyler. Fakat biz hastane hijyeni açısında toprağı sokamayacağımızı söyleyince biraz düşünür ve evden ailesinden kendisi için namaz kılmalarına karar verir” şeklinde anekdot verilmiştir.

Bu çerçevede misyoner hemşirelere; “yalnız hastaların acıları ile uğraşılmaz, onlara İsa Peygamber de anlatılmalı” şeklinde misyon yüklenmiştir. Bu misyon Talas’ta anneler arasında toplantılar düzenlemek, anne ve çocuk sağlığı hakkında bilgiler vermek, hastalıklar hakkında anneleri bilgilendirmek şeklindeki sosyal faaliyetler sırasında yerine getiriliyordu. I. Dünya Savaşı sonlarına doğru cephelerden gelen yaralıların tedavisi için Osmanlı Devleti tarafından hastaneye el konulmuştur. Daha sonra yetimhane olarak kullanılmış, 1927’de tekrar açılarak 1967 yılına kadar faaliyet göstermiştir.

CUMHURİYET DÖNEMİNDE DURUM

24 Temmuz 1923’te Lozan Antlaşması ile kapitülasyonlar kaldırılmış, bu yabancı okullar sıkı denetim altına alınarak millî ve lâik eğitim veren kurumlar haline getirilmiştir. Bununla alakalı çıkarılan kanun ve genelgelere uymayan okullar kapatılmıştır. Bu süreçte Talas Amerikan Erkek Koleji, Amerikalı eğitimcilerin idaresinde bulunan bir yabancı okul olarak kalmış, ancak misyoner okulu statüsünden çıkarılmıştır. 1923’te Rum ve Ermeni öğrencilerin başka yerlere gönderilmesiyle okul 1925’e kadar kapalı kalmıştır. 1925 yılında Tarsus Amerikan Koleji’nden gelen Paul E. Nilson tarafından, Milli Eğitim Bakanlığı’ndan da gerekli izinler alınıp, “Ticaret ve Sanat derslerine fazla yer verilmesi” şartıyla 15 Ekim 1928’de tekrar ortaokul olarak faaliyete geçirilmiştir.

Artık Türklerin de yararlandığı bir okul haline gelmiştir.

Okulda İngilizce, Türkçe, işletme, ticaret dersleri yanı sıra meslekî dersler, mekanik çizim, atölye matematiği, tornacılık, dökümcülük, kaynakçılık, freze kullanımı, marangozluk eğitimleri de veriliyordu. Buradan mezun olanlar eğitimlerini devam ettirmek isterlerse, lise için Tarsus Koleji’ne daha yükseği için ise Robert Koleji’ne gitmekteydiler.

1950’lerde Amerikan okullarından sadece İzmir, Tarsus, Üsküdar ve Talas kalmış, Talas Amerikan Koleji 1966-67 yılına kadar eğitim faaliyetine devam etmiştir. Bu dönemde başarılı ve oldukça verimli eğitim vermiş, çok renkli bir dönem geçirmiştir. Birçok ünlü (Ayhan Sicimoğlu, Mete Akyol, Türker İnanoğlu gibi) sanatçı, yazar ve ticaret adamları Talas Amerikan Koleji’nde eğitim görmüştür.

Bu okulun ortaokul bölümünü bitiren öğrencilerden çoğu Kayseri Hava İkmal Bakım Merkezi ve Askeri Ana Tamir Fabrikaları’nda görev almış, İngilizce bilgilerinden dolayı fabrikaların kurulumunda, gelen malzemelerin montajında yabancı uzmanlarla kolayca iletişim kurarak büyük hizmet görmüşlerdir. Kolej birçok ünlü yetiştirmiş, birçoğu da yüksek makamlara gelmiştir. Yine o dönemde dersler dışında çok “ilginç faaliyetler” de göstermişlerdir. Bunlardan en ilginç olanı ise bir grup öğrencinin Ali Dağı’na tırmanıp taşlarla çok uzaklardan bile görülecek şekilde Talas’ı sembolize eden “T” harfi yazmalarıdır. İki yıl sonra Cumhuriyeti simgelemek adına yanına “C” ekleyerek “TC” yazmışlar, 1968 yılına kadar da Cumhuriyetin kaçıncı kuruluş yılı ise onu roma rakamı ile (yirminci yılı XX gibi) yazarak gelenekselleştirmişlerdir.

1961 mezunu Uygur Kocabaşoğlu kaleme aldığı o günleri anlatan “Bir varmış bir yokmuş” adlı eserinde; “Okul dışına çıktığımızda Talas ya da Kayseri’de sayıca az yakalandığımız durumlarda, okul rozetimizi almak için ya da “Koleç Bebeleri” nidalarıyla üzerimize saldırıldığı olurdu. Bunlardan da ciddi bir şey çıkmazdı. Talas, benim okuduğum yıllarda (1956- 1961) farklı bir kimlik kazandırdı bizlere. Bunun kuşkusuz artıları kadar eksileri de vardı. En büyük artısı, bizleri ömür boyu ayrılmaz dostlar (ama Sıkı Dostlar/ Goodfella: Scorsese değil!) ve düşünen, sorgulayan bireyler haline getirmesi; en büyük eksisi de biraz asosyal bir hale sokmasıydı. Biraz kendini beğenmişlikle sokaklarda dolaşır, lisede ve üniversitede arka sıralarda oturur, hep birlikte olur, aynı evlerde kalır, yaz tatillerinde birlikte gezer eğlenir, maçlara, konserlere birlikte gider, kısaca küçük bir kast oluştururduk. (Bunları, kuşkusuz kendi şahsım ve yakın grubum adına ileri sürüyorum; bütün Talaslılara genellenmesi doğru olmayabilir.)”

1967 yılında kapandıktan sonra bir dönem boş kalan binalar, 1974 yılında TV paket yayın merkezi olmuş, daha sonra 1976’da Kayseri Beden Terbiyesi’ne geçmesiyle spor ve kamp tesisi olarak kullanılmıştır. 1978 yılında Erciyes Üniversitesi’ne devredilmiş, sosyal tesis olarak hizmet vermiştir.

Günümüzde Kayseri Büyükşehir Belediyesi tarafından yeniden restore edilmiştir. Okullardan seçilen özel ve üstün zekâlı öğrencilere yatılı olarak gerek matematik, fen, yabancı dil ve sosyal bilimler dersleri gerekse de kitap okuma, özel hafıza teknikleri ve güzel sanatlar dallarında Büyükşehir Belediyesi desteğinde eğitim verilmekte olup Cumhuriyet dönemindeki hava adeta yeniden oluşturulmuştur.

Kaynaklar

  • Amerikan Board Belgelerine Göre Talas Amerikan Kız ve Erkek Kolejleri (Dr. Cenk Demir)
  • Kuruluş Gelişim ve Değişim Süreçleriyle Talas Amerikan Koleji (Dr. Mehmet Emin Elmacı – Uzm. Öğr. Burcu İyigör)
  • Misyonerlik ve Türkiye’ye Yönelik Misyonerlik Faaliyetleri (Prof. Dr. Remzi Kılıç)
  • Osmanlı’dan Cumhuriyet’e; Misyonerlerin Türkiye’deki Eğitim ve Öğretim Faaliyetleri (Dr. Ayten Sezer)
  • Türk Amerikan İlişkileri / Toplumsal Tarih Dergisi (Esra Danacıoğlu)
  • 1900’lerin Başında Kayseri Amerikan Hastanesinin Faaliyeti (Prof. Dr. M. Mümtaz Mazıcıoğlu, Prof. Dr. Nihal Hatipoğlu, Prof. Dr. Hasan Basri Üstünbaş)
  • Kayseri Amerikan Hastanesi (1887- 1967) (Doç. Dr. Özgür Yıldız)
  • Amerikan Misyonerlerin Anadolu Topraklarındaki Sağlık Faaliyetleri ve Ermeniler (Prof. Dr. Ercan Haytoğlu)
  • Bir Varmış Bir Yokmuş: Talas Amerikan Koleji (Uygur Kocabaşoğlu – 1961 Mezunu)

MUSTAFA CİNGİL

Bu yazı Kayseri Büyükşehir Belediyesi tarafından hazırlanan Şehir isimli Kültür Sanat Dergisinin 22. sayısından alınmıştır.

(30.04.2019 tarihinden itibaren toplam 10 kez, bugün 1 kez ziyaret edildi. )