Ne hasta bekler sabahı,
Ne taze ölüyü mezar. 
Ne de şeytan, bir günahı,
Seni beklediğim kadar.
Geçti istemem gelmeni,
Yokluğunda buldum seni;
Bırak vehmimde gölgeni,
Gelme, artık neye yarar?
ŞİİRİN HİKAYESİ
Üniversiteli delikanlı Kolejli kıza bir voleybol maçında rastladı.Okul
salonundaydı maç. Tribünsüz, minik bir salon.. Seyircilerle, oyuncular
arasında, sahanın çizgisi vardı sadece.. O kadar yakındılar..
Delikanlı,
bu tatlı, bu güzel, bu dünyalar şirini kızı ilk defa görüyordu
takımda.. Hoşlandığını, fena halde hoşlandığını hissetti. Az sonra bir
şeyi daha hissetti. Uzun zamandan beri maçı değil, o güzel kızı
izlediğini.. Kız servis atarken hemen önünden geçti. Göz göze geldiler..
Kız gülümsedi.. Delikanlı, çok popülerdi o yıllarda..Kız onu tanımış
olmalıydı. Kim bilir, belki kız da ondan hoşlanmıştı.. Belki de
delikanlı öyle olmasını istediği için ona öyle gelmişti.. Set değişip,
takım karşıya gidince, delikanlıda yerini değiştirdi, o da karşıya
gitti.. Üçüncü sette tekrar eski yerine döndü.. Kızda gidiş gelişleri
fark etmişti galiba.. Bir defa daha gülümsedi. Manidar..
'Anladım'
der gibi bir gülümseyişti bu.. Delikanlı o hafta boyu hep bu dünyalar
şirini kızı düşündü.. Pazar günü, sabahın köründe kalktı, erkenden
oynanacak maçı, ne maçı canım, o dünyalar şirini kızı görmek için..
Delikanlı artık kızın hiçbir maçını kaçırmıyordu.
Dahası..Ankara
Koleji'nin her dağılış saatinde, okul civarında oluyordu, onu bir kez
daha görmek için.. Karşılaştıklarında, hafif çok hafif bir gülümseme,
çok minik bir baş eğmesi ile selamlaşır olmuşlardı..Bir defasında,
yaptığına sonra kendisi de günlerce güldü.. O gün gene tesadüfmüş gibi,
okul dağılımı kızın karşısına çıkmış, gülümseyerek selamlamış, sonra
arka sokaklara dalıp, yıldırım gibi koşarak, bir blok ötede gene
karşısına çıkmıştı.. Kız bu defa, iyice gülmüştü.. Karşısında, sözüm ona
ağır ağır yürüyen, ama nefes nefese delikanlıyı görünce..
Delikanlı,
voleybol takımının kaptanını iyi tanıyordu. Arkadaştılar.Sonunda bütün
cesaretini topladı, kaptana açıldı.. O kızdan fena halde hoşlanıyordu.
Galiba kız da ona karşı boş değildi. Bir yerde,bir şekilde tanışmaları
gerekiyordu.. O zamanlar, bu işler böyle oluyordu çünkü.. Kaptan:
'Tabii' dedi.. 'Bu hafta sonu güzel bir konser var. Biz onunla gitmeye
karar vermiştik zaten. Sen de gel. Hem konseri birlikte izleriz, hem de
tanışırsınız..'
'Mutluluk işte bu olmalı' diye düşündü
delikanlı. 'Mutluluk işte bu..' Ve konser gününe kadar geceleri hiç
uyuyamadı.. Konser gününü de hiç ama hiç unutmadı..O ne heyecandı öyle..
Konserin verildiği sinemanın kapısında tanıştılar.. El sıkıştılar.. O
güzel ele dokunduğu anı da hiç unutmadı delikanlı.. Kaptan, salona
girdiklerinde, ustaca bir manevra daha yaptı. Delikanlı ile dünyalar
şirini kız yan yana düştüler. İnanamıyordu delikanlı.. Onunla nihayet
yan yana oturduğuna, onun sıcaklığını hissettiğine, onun nefesini
duyduğuna inanamıyordu.. Biraz önce tanışırken tuttuğu el, bir karış
ötesinde öylesine duruyor, delikanlı, sahnede dünyanın en romantik
şarkısı söylenirken ki, o an dünyanın bütün şarkıları dünyanın en
romantik şarkısıydı ya, o eli tutmak için öylesine büyük bir arzu
duyuyordu ki içinde.. Ama uzatamıyordu işte elini.. Her şey böyle iyi
giderken, yanlış bir hareketle, onu ürkütebileceğinden,
incitebileceğinden öylesine korkuyordu ki.. Sonunda dayanamadı, sanki
kolu uyuşmuş gibi, uzandı.. Kolunu kızın koltuğunun arkasına koydu..
Kızın omzuna değil.. Koltuğun üzerine.. Sonra kız arkaya yaslandı..
Birkaç saç teli, delikanlının elinin üzerine dokundu..
Kalbi
yerinden fırlayacak gibi atıyordu artık genç adamın.. Dünyalar şirini
kızın saçları eline dokunuyordu çünkü..Konserden çıkarken, kız,
şakalaştı.. 'Sizi her maçımızda görüyoruz. Alıştık nerdeyse.. Yarın
Adana'da maçımız var.. Gözlerimiz sizi arayacak..'
Hayır,
aramayacaktı..Delikanlı o anda kararını vermişti çünkü.. Cebinde onu
otobüsle Adana'ya götürüp getirecek, hatta öğle yemeğinde bir de Adana
kebap yedirecek kadar para vardı.. Gece yarısı kalkan otobüse bindi..
Sabah
erkenden Adana'ya indi. Maç saatine kadar başı boş dolaştı. Salona
erkenden girdi, en ön sıraya tam servis köşesine en yakın yere oturdu..
Takımlar sahaya çıkarken, salondaki en heyecanlı seyirci oydu. Maç falan
değildi sebep tabii.. İlk sette kız farkında bile değildi onun.. Nerden
olsundu ki.. İkinci sette öbür tarafa gittiler.. Döndüklerinde, üçüncü
sette kız fark etti delikanlıyı..Yüzünde çok ama çok şaşkın bir ifade,
biraz mutluluk, biraz da gurur vardı sanki.. Ankara'nın hele Kolej'de
çok popüler bu delikanlısının onun için ta oralara geldiğini bilmenin
gururu..
Maç bitti. Kız soyunma odasına, delikanlı garajlara
gitti. Tek kelime konuşmadan.. Konuşmaya gelmemişti ki..Kız 'Keşke
orada olsaydın' demişti. O da olmuştu işte.. Hepsi o..
Ona
o kadar çok şey söylemek istiyordu ki aslında..Bir gün üniversite
kantininde gazete okurken, iç sayfalarda bir şiire rastladı. Daha
doğrusu bir şiirden alınmış bir dörtlüğe.. Söylemek istediği her şey bu
dört satırda vardı sanki..Bembeyaz bir karta yazdı o dört satırı..
Öğleden sonrayı zor etti, Kolejin önüne gitmek için.. Kızın karşıdan
geldiğini gördü. Koşarak yanına gitti. 'Bu sana' diye kartı eline
tutuşturdu ve kayboldu ortadan, kız, dizeleri okurken..
'Ne
hasta beklerdi sabahı
Ne taze ölüyü mezar
Ne de şeytan bir
günahı
Seni beklediğim kadar!..'
Ertesi gün öğleden
sonra, tarif edilemez heyecanlar içinde Kolej'in önündeydi gene.. Kız
karşıdan geliyordu.. Bu defa yanında arkadaşları yoktu.
Yalnızdı..Yaklaştığında işaret etti delikanlıya.. Gözlerine inanamadı
genç adam.. Onu yanına mı çağırıyordu yoksa.. Evet, çağırıyordu işte..
Kalbinin duracağını sandı yaklaşırken.. 'Sana bir şeyler söylemek
istiyorum' dedi kız.. O da heyecanlıydı, belli..
'Bak
iyi dinle.. Dünkü satırlar için çok teşekkürler.. Herhalde hissettin,
ben de senden hoşlanıyorum. Ama senden evvel tanıdığım birisi daha var.
Ondan da hoşlanıyorum ve henüz karar veremedim, hanginizden daha çok
hoşlandığıma.. Ve de şu anda, onu terk etmem için bir sebep yok.'
'O
zaman karar verdiğinde ve de eğer seçtiğin ben olursam, hayatında başka
kimse olmazsa, ara beni' dedi delikanlı ikiletmeden.. Ayrıldı kızın
yanından.. Bir daha voleybol maçına gitmeden, bir daha okul yolunda
önüne çıkmadan.. Bir daha onu hiç görmeden..
Yıllarca
sonra Levent'in söyleyeceği şarkıdaki Sezen'in sözlerini o, o zaman
biliyordu sanki. Aşk onurlu olmalıydı.. Günlerce, haftalarca, aylarca
bekledi.. Tıpkı, kıza verdiği o dörtlükteki gibi bekledi.. Hastanın
sabahı, seytanın günahı beklediği gibi bekledi.. Heyecanla bekledi.
Hırsla, arzuyla bekledi. Umutla, umutsuzlukla bekledi. Bazen öfkeyle
bekledi.. Ama bekledi.. Başka hiç kimseye bakmadan, başka hiç kimseyi
bulmadan bekledi.
Bir gün bir şiir antolojisinde şiirin
tamamını buldu.. İki dörtlüktü şiir aslında.. İlki kıza verdiği.. Bir
ikinci dörtlük daha vardı o kadar.. O dörtlüğü de bir kartın arkasına
dikkatle yazdı.. Cebine koydu..
Bekleyiş sürüyor,
sürüyordu..Okullar kapandı, açıldı.. Aylar, aylar geçti.. Bir gün
delikanlı kızı aniden karşısında gördü.. 'Günlerdir seni arıyorum' dedi
kız.
'Günlerdir seni arıyorum. İşte sana haber.. Artık
hayatımda hiç kimse yok!..'
'Yaa' dedi delikanlı.. 'Yaa'
dedi sadece..Kalbi heyecandan ölesiye çarparken, aylardır ölesiye
beklediği an gelip çatmışken, ağzından sadece bu ses çıkmıştı..
'Yaaa!..'
Cebinde artık iyice eskimiş kartı uzattı kıza.. 'Sana bir
şiirin ilk dörtlüğünü vermiştim ya bir gün' dedi.. 'Bu da ikinci ve son
dörtlüğü onun..'
Sonra yürüdü gitti, arkasına bile
bakmadan.. Kız dizelere bakarken..
'Geçti istemem gelmeni
Yokluğunda
buldum seni.
Bırak vehmimde gölgeni
Gelme artık neye yarar!..'
Aradan
yıllar, çok ama çok uzun yıllar geçti. Delikanlı bugün hâlâ
düşünüyor..O uzun, çok uzun bekleyiş aşkını öldürmüş müydü, acaba?.
Ya
da beklerken, ölesiye beklerken hayalinde öylesine bir sevgili
yaratmıştı ki, artık yaşayan hiç kimse bu hayali dolduramazdı.. O
sevgilinin kendisi bile.. Hayalindekini yaşatmak için mi, yaşayanı
silmişti yani?.. Yokluğunda bulmak bu mu demek oluyordu?..
Ya
da.. Ya da..
Bir şiirin romantizmine mi kapılmış, bir
delikanlılık jesti uğruna, mutluluğunun üzerinden öylece yürüyüp
gitmişti, acaba? Delikanlı bu soruların yanıtını bugün hâlâ
bilmiyor..Bilmediğini de en iyi ben biliyorum.. Çünkü, delikanlı
bendim!..
Hıncal Uluç
8 kişi tarafından 4.5 olarak değerlendirildi
- Currently 4,5/5 Stars.
- 1
- 2
- 3
- 4
- 5
Şiir
necip fazıl kısakürek, beklenen, şiir, hıncal uluç, beklenen şiiri hikayesi