Kırım Savaşı ve 93 Harbinin Osmanlı Devleti’ne etkisi ve bu savaşlar üzerinden büyük devletlerin birbirleri ile olan ilişkileri

Rusya sıcak denizlere inme politikasını 1853 yılında çeşitli bahanelerle süsleyerek harekete geçirmiştir. Bu bahanelerin en önemlisi Kudüs’te Katolik ve Ortodoks arasında çıkan çatışmalardır. Katolikliğin baş savunucusu Fransa ile kendisini Ortodoksların lideri olarak gören Rusya çatışmaya başladılar. Rusya, İngiltere ile beraber olup Osmanlı’yı parçalamak istedi ve toprakları bölüşmeyi teklif etti. Fakat İngiltere bu topraklarda güçlü Rusya’nın bulunmasının yerine zayıf bir Osmanlının bulunmasını tercih etti ve teklifi kabul etmedi. Rusya bu kez de Osmanlı ile görüşerek Osmanlı tebaası olan Ortodoksların koruyuculuğunu almak istedi. Osmanlı Devleti, İngiltere’ye güvenerek Rusya’nın hedeflerine ulaşmasına yardımcı olacak olan bu teklifi kabul etmedi. Tabi doğal olarak süreci tüm devletler dikkatle izliyorlardı.

Ortada güçlü ve Osmanlı’nın parçalanması durumunda elde edeceği topraklar ve stratejik durum nedeniyle daha güçlü bir hale gelebilecek bir Rusya olunca Fransa ve İngiltere Osmanlı’nın parçalanmaması için ellerinden geleni yapmaya çalıştılar. Fransa’nın Rusya karşısında olmasının sebeplerinden bir tanesi de Rusya’ya bağlı olan Polonya’nın, Rusya’nın mağlubiyeti dolayısıyla özgür olma neticesinde de Fransa’nın müttefiki olma ihtimaliydi. Osmanlı’nın isteklerini kabul etmemesi neticesinde Rusya, Eflak ve Boğdan’a girdi. Tekrar boşaltmaması üzerine de savaş başlamış oldu. Osmanlı savaşın başında Balkanlarda başarılı olsa da Karadeniz’de donanması Ruslar tarafından batırıldı. Bu durumda Fransa ve İngiltere’yi telaşlandırdı. Hemen iki ülkeye karşı bir ültimatom yayınladılar. Ruslardan Eflak ve Boğdan’dan çekilmesini, Osmanlı’nın toprak bütünlüğüne saygı göstermesini ve Ortodoksların koruyuculuğu iddiasından vazgeçmesini; Osmanlı’dan ise azınlık haklarının iyileştirmesine yönelik adımlar atmasını istediler. Rusya’nın istekleri kabul etmemesi ve Tuna nehrinin geçmesi üzerine Fransa ve İngiltere savaşa Osmanlı yanında dahil oldular (1854). Bu arada müttefikler Avusturya ile de tedbiren bir anlaşma yaptılar. Bu anlaşma neticesinde Rusya Tuna’dan çekilmez ise Avusturya’nın da savaşa fiilen katılma durumu ortaya çıktı. Osmanlı topraklarında Yunanların ayaklanmaya başlamasını Fransa bastırdı ve Yunanlar tarafsız kalmak zorunda kaldı. Savaş gel gitlerle devam ederken müttefikler tarafından zor duruma sokulan Rusya’ya bir darbe daha varmak üzere Kırım’da cephe açıldı. Sonuçta mağlup olan Ruslar ile müttefikler arasında (Fransa, İngiltere, Rusya, Osmanlı) barış anlaşması imzalandı. Savaşı kazanan tarafta olan Osmanlı aslında savaştan ekonomik olarak daralma ile çıkmıştır. Savaşta müttefiklere desten veren Sardinya-Piemonte Krallığı sonraki yıllarda İtalya birliğini kurmuştur. Dolayısıyla savaşın dolaylı sonuçlarından bir tanesi İtalya’nın siyasi birliğinin kazanmasıdır.

Bundan yaklaşık 20 yıl sonra Rumi takvime göre 1293 (93 Harbi) yılında 1877-1878 Osmanlı Rus Savaşı başlamıştır. Bu savaşın nedeni de aslında Kırım Savaşı ile benzerdir. Rusların politikalarını devam ettirmesi, Panslavizm politikası, azınlıklar bahane edilerek Osmanlı’nın iç işlerine karışılmak istenmesi, Romanya ve Bulgaristan’ın bağımsızlık istekleri vs.

Tersane Konferansı’nda Sırbistan ve Karadağ için bağımsızlık, Bosna-Hersek ve Bulgaristan için alınan özerklik kararını kabul etmeyen Osmanlı’ya savaş açılmıştır. Ekonomisi zaten zor durumda olan Osmanlı Devleti savaşa hazırlıksız yakalanmıştır.

Savaş hem Doğu cephesinde hem de Kırımı Savaşı’nın başlama sebebi olan Tuna cephesinde süregelmiştir. Yani bir anlamda Rusya, Osmanlı’yı hem doğu hem de balkan tarafından baskı altına almaya çalışmıştır. Rusya büyük bir ilerleme kat ederek doğuda Erzurum’a kadar batıda ise İstanbul Yeşilköy’e (Ayestefanos) kadar girmişler ve neticede anlaşma imzalanmıştır. Bu anlaşma ile Osmanlı Balkanlar’ı neredeyse tamamıyla kaybediyor, birçok tebaa bağımsızlık kazanıyordu. Başka bir deyişle Rusya bütün balkanlara hâkim hale geliyordu. Bunun anlamını iyi bilen Avrupa devletleri olaya müdahil oldular. Osmanlı Kıbrıs’ın idaresini İngiltere’ye bıraktı. Böylelikle Ruslara karşı tehdit oluşturulurken tabi bir yandan da İngiliz tehdidi de oluşmuş oldu. Ancak mevcut problemi çözmek adına bu taviz verilmek zorunda kalındı. Neticede Ayestefanos anlaşması yerine Berlin anlaşması imzalanmıştır. İlk anlaşmanın şartları Osmanlı adına biraz daha hafifletilmiştir.

Bu savaş neticesinde Rusların balkan hakimiyeti artarken aksine Osmanlıların ise azalmıştır.

Hem Kırım hem de 93 Harbi dikkate alındığında Rusların agresif adımları, buna karşılık Avrupa devletlerinin Osmanlı üzerindeki kendi emelleri doğrultusunda Osmanlı’nın toprak bütünlüğünü koruma amaçları görülür. Bir süre daha böyle gidecek sonrasında Osmanlı’nın parçalanması düşüncesi Avrupa devletlerinin de politikası hale gelecek ve Birinci Dünya Savaşı neticesinde, üç kıtaya uzanan Osmanlı Devleti parçalanacaktır.

(30.04.2019 tarihinden itibaren toplam 1 kez, bugün 1 kez ziyaret edildi. )

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir